Anlat Derdini Feridun Ağabeye

Anlat Derdini Feridun Ağabey'e

 
"Feridun Ağabey, evlilik konusunda hayli sıkıntı çekiyorum. Hani beylik bir laf vardır. 'Benim beğendiğimi anam beğenmedi, anamın beğendiğini ben sevmedim...' derken nasıl yapacağız nasıl evleneceğiz, evlilik konusunda kimden akıl alacağız bilemez hâle geldim. Ben ne yapayım ağabey?” diyen delikanlımıza;
Evlilikler yapılırken kızın veya oğlanın fikrinin sorulduğu ve onların görüşlerine saygı duyulduğu evlilikler daha yeni yeni oluşmaktadır. Ama yine de bazı ailelerin çocuklarına kendi istedikleri ile bir bakıma zoraki yaptırılan evliliklere şahit olmaktayız. Kadının erkeğini, erkeğin evleneceği kızı sevip sevmediği konusu, kimsenin önem vermediği bir konu olarak yıllar yılı sürüp gelmiştir. Özellikle aşiret kültürü olan ailelerde bu katı kural hâlen sürmektedir. Kimileri mirasın bölünmemesi için, kimileri kapıya gelmiş meslek sahibi genci elden kaçırmamak için, kimi ailelerde ana babanın birbirine olan etkisiyle, kimi bir başka sebeple büyükler evliliğe otoriter bir şekilde karar verebilmektedir.
Bu tür evlilik dayatmalarında oğlan biraz daha kendini rahat ifade edebilir ve istemediği evliliğe daha kolay “hayır” diyebilirken kızların kendini ifade edebilmesi ve “hayır!” diyebilmesi günümüzde bile zordur. İstenmeden yapılan evlilikler daha başlarken hayal kırıklıklarına, bu ise ileride büyük sorunların çıkmasına sebep olabilmektedir.
Biz farkında olsak da olmasak da evlilikler daha ilk günden devam mı tamam mı anlamında bir kanaat oluşturmaktadır. Bu kanaat eşlerin kafasında oluşur. Kimi bunu bir gün sonra söyler kimi içinde saklar… Oysa asıl olan, eğer bir evlilik sorunlu başlamışsa hayal kırıklığı yaşamak yerine hiç vakit geçirmeden aile büyükleriyle konunun paylaşılması veya psikolog desteğine müracaat edilmesi, destek istenmesidir. Bazı erkekler evde eşinden aradığı ilgiyi bulamadığından dert yanılırken kocasının sorunları yüzünden kendi hayatı kâbusa dönen bayanların hâlini kimse düşünmez… Bu dert birçok kocanın umurunda da olmuyor. Kendisi azıcık mutsuz olduğunda ortalığı yangın yerine çeviren adam, kendi sebebiyle kadınını mutsuz ettiğinde onun bir insan olarak üzülüp kahrolacağını hiç hatırına bile getirmez. Çünkü kadın bütün çileleri bütün sıkıntıları kendi içinde yaşamaya mahkûm bir varlık olarak algılanır.
Bu hem kadına yapılan büyük haksızlıktır. Hem kadına yapılan zulümdür. Hem de gerçekten kul hakkıdır. Yani evliliğin mutluluğu için eşlerin birbirine ısınması,  “sevmesi” şarttır. Bu oluşmuyorsa her iki tarafa da sıkıntı yaşatmanın anlamı yoktur. Burada bir tespit daha yapmak gerekirse konunun inanç boyutu bizim bilgimiz ve yetkimiz dışındadır. (F.A.)
 
 
Öğrencilere bu sorular biraz zor değil mi?
 
“Feridun Ağabey, bir matematik öğretmeninin açıklamasını okudum. Bir ben mi böyle düşünüyorum tedirginliğim ortadan kalktı. Diyordu ki öğretmen, öğrencilere sorulan sorularda her branşın sahibi kendine göre en mükemmeli yakalayabileceği soruları hazırlıyor. Ama başka branşla ilgili pek bir bilgisi olmadığı hâlde hiç de sorumlu olmuyor. Ama öğrencilere her branşın öğretmeninin kendine göre en mükemmeli yakalamak istediği soru soruluyor. Bu kadar mükemmeliyetçilik bir öğrenci için çok insafsızca değil mi?” diyen öğrenci velisi Huriye A. Hanımefendi düşüncenizde bir duygu yoğunluğu var. Haklı olduğunuz yönler de var. Ama aklımızda tutmamız gereken unutmamamız gereken bir önemli husus şudur ki o branş öğretmenleri branş seviyesine gelmeden önce her alanda gerekli sorulara cevap vererek lisans mezunu olacak seviyeye gelmiş kimseler. Daha sonra kendi uzmanlık alanlarına yöneldiği için diğer alanlara olan ilgisi ve hâliyle bilgisi azalabilir. Ama bu onların kendi alanlarında soru hazırlarken öğrenciyi düşünmediği anlamına gelmemeli. Bunun en kolay sağlaması, bu soruları başarıyla tamamlayan ve puan kazananlar da öğrenci… Demek ki öğrencimiz derslerini sağlıklı şekilde çalışıyorsa, imtihanlara gerekli hazırlıklarını yapıyorsa sınavlarda da heyecanını kontrol edip sorulara odaklanarak cevap vermeye başlıyorsa rahatlıkla başarılı olunabiliyor. Bir diğer konu da şu ki bu sınavlar öğrencilerin bilgisini ölçmek değil adı üstünde kim daha başarılı ise, kim daha çabuk çözebiliyor ise, kim daha çok dikkatli ise onların seçilmesi diğerlerinin elenmesi mantığıyla hazırlanmış sorulardır. Bu vesileyle sınavlarda ter döken öğrencilerimizin umdukları sonuçlara kavuşmalarını diliyorum. (F.A)