Anlat Derdini Feridun Ağabeye

Anlat Derdini Feridun Ağabey'e

 
Feridun Ağabey, çok önceden paylaşmak duygusu farklıydı. İnsanlar güvercini "postacı" olarak kullanırlardı, ateş yakarlardı. Mektup yollarlardı birbirine. Tadı tuzu vardı tabii... Beklemek ve özlemek duygusuna tabi idi paylaşmak… Bu sebeple kavuşulduğunda bir mektuba büyük bir sevinç ile açılırdı. Gelecek bir haberi beklemek umut etmeyi, özlemeyi de beraberinde getirirdi. Bu yüzden verilecek mesaj için özenilirdi, baştan savma yapılmazdı. Öpücükler kondurulurdu kâğıda ve mürekkebe.
Küçükken postaneye gittiğimde mektupların içine atıldığı bir yer vardı. O mektuplar nasıl gidiyor diye düşünürdüm. Posta kutusunun altından gideceği yere yer altından tünel olduğunu düşünürdüm. Ama nasıl gidiyordu o zamanlar çıkaramazdım!..
Zaman geçti, her şey dijitalleşti. Paylaşmak ve haberleşmek teknolojiyle beraber sınırları kaldırdı. Öyle ki sosyal medya devleri ülkelere tehdit olacak hâle geldi.
Düzenlenen basit bir afiş ya da haber, kaynağı ve doğruluğu araştırılmadan yaygınlaşıp insanları galeyana getirebilir oldu. Sosyal medya kitleleri yönetmek için uygun bir yer hâline geldi. Yalan dolan hakaret ve yer türlü çirkinlik yapılırken, hakkını arayan insanların da kullandığı bir alan oldu. Sosyal medya, yönetimi ve siyaseti ifşa yoluyla kontrol altına almayı neredeyse başarır oldu. Gönderilen ya da paylaşılan bir ileti, aslı olsa da olmasa da bir çığ gibi büyüyüp iletinin muhatabını açıklama yapmak zorunda bıraktı. İnsanlar olmadığı gibi gözükmeye başladı... İhtiyaçlar hiyerarşisinde moda kültürü açlık ve susuzluğun yanına kadar geldi. Yiyecek ekmeği olmayanı gösterişe sevk etti. Ego kavramı dönüştü. Sosyal medyadan insanlara ulaşmak çok basit hâle gelirken, kadın erkek arasındaki ilişki ve iletişimin seyri de değişti. Evlilikler boşanmalarla tehdit edilir oldu. "Birliktelik" gibi absürt anlayışlara davetiye çıktı. İlişkilerin içi boşaltıldı, seyri değişti.
Güvercini öldürmeseler de kanatlarının yolunması gündemde. Filtreleme getirilmeli çoğu konuda. Sosyal medya vatandaşların kimlik numaraları ile kullanılır hâle gelmeli. Bir vatandaş bir hesap açabilmeli, sahte hesapların yolu tıkanmalı. Bu sayede hem siber suçların iş yükü azalır, hem de her vatandaş yazdığı, paylaştığı şeyin sorumluluğunu alabilecek şekilde kullanır. Bu şekilde suç teşkil edecek şeylerde geri adım atılacağını düşünüyorum...
         Tunahan Dağaşan
 
 
 
Metrobüs Zincirlikuyu İstasyonu'ndaki mescit ne zaman açılacak?
 
“Feridun Ağabey, metrobüs hattı Zincirlikuyu istasyonlarında bulunan mescitler aylardır kapalı.
Salgından dolayı kapalı denilebilir ama hemen her yerde 'yeni normal'lere dönüş başladı. Otobüslerde bile yolcular artık daha rahat koltuklarda oturur oldu. Salgına karşı metrobüslerdeki yoğunluğa çare üretildiği gibi istasyonlardaki mescitlerin hizmet vermesi için de yetkililerden bir çözüm bekliyoruz. Aynı kapsamda salgın varsa hemen yandaki WC’ler açık olduğu hâlde mescitler niçin kapalı! Mahalle camileri bile artık açıkken münferid (cemaat yapılmadan) namaz kılınan bu mescitler niye kapalı anlamak mümkün değil! İstanbul’da her an her saat yüzlerce yolcunun gelip geçtiği bu ana istasyonda mescidin açık olması konusunda İETT yetkililerinden bir çözüm bekliyoruz...
Bir diğer önemli konu da; gerek bazı istasyonlarda gerekse İETT araçlarında bulunan dezenfektan kutuları genelde boş… İlk uygulamalarda hepsi dolu iken şimdi belki de insanların dezenfektan kullanma alışkanlıkları geliştiği için daha sık doldurulması gerekiyor. Bu konuda da görevlilerin dezenfektan takviyesini daha sık yürütmeleri lazım. Saygılarımızla...”
        Harun Kılıç-İstanbul
 
 
Nasıl unuttuk bu kadar kolay, tarihimizi?
 
Son günlerde gündemde tekerrür eden konuları, takip ediyoruzdur birçoğumuz. Duyduğumuz haberlerin birçoğu içler acısı ne yazık ki. Ne zaman unuttuk bu kadar kolay tarihimizi? Seneler öncede bölmeye çalışmadılar mı zaten bizi? Ne zaman ki millî kimliğimizden taviz vermeye başladık, o zaman sevindirdik bize düşmanlık, haset, kin ve nefret besleyenleri. Nasıl bir zihniyete büründü insanlar böyle? “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” der oldu birçoğu. Kimisi de gruplara ayrıldı, eylemler, çatışmalar, tartışmalar… Hepimiz kardeş değil miyiz? Unutulmasın, kolay kazanılmadı bu topraklar… Çıkarın artık gözlerinizdeki at gözlüklerinizi ve kendiniz de dâhil olmak üzere süzün gelmişinizi ve geçmişinizi. Kimiz biz? Nereden geldik? Nereye gidiyoruz? Hangi ara duyarsızlaştık bu kadar? Hangi ara unuttuk vicdanlarımızı? Hangi ara yitirmeye başladık kardeşlik bağlarımızı? Düşünün, kimiz biz? Biz her kesimiyle ve her çeşit insanıyla koskoca bir milletiz… Tarihi geçmişin unutturulmaya yüz tutmuş kollarına dayanan koskoca bir çınarın dallarıyız… Aç gözünü, uyma fitne fesat çıkarmaya çalışan kışkırtma yanlısı insanlara. Geçmişini bilmeyen bir insan, geleceğe huzurla bakamaz… Uyan Türkiye, aç gözünü fırsatın varken henüz, unutma kardeşliğini. Dilini, dinini, kültürünü, milletini, yozlaştırmaya çalışanlara uygun ortamı sağlamayı reva görme artık! Unutma milletine olan vefa borcunu, milletinin bölünemez bir bütün olduğunu...
            Kübra Can