Anlat Derdini Feridun Ağabeye

Anlat Derdini Feridun Ağabey'e

Ortaokulu bitirdiğim 1982 yılında meslek lisesine gitmeye karar verdim. Gariban 30 kadar köylü çocuğunun olduğu sınıfta benden başka meslek sahibi olmak isteyen yoktu. Çoğunluk hekim, savcı, yargıç, mühendis, kaymakam, vali olma hayalleri kuruyordu. Lakin hiçbirisi hayallerine erişemedi. "Asgari" hayat standartlarında hayat sürdürüyorlar...
Sonuçta, 1982 yılının eylül ayında Bolu Meslek Lisesinin Elektrik Bölümünde okumaya başladım. Babam da elektrikçi olduğu için mesleğin bütün inceliklerini 3-4 yılda öğrendim. 
1985 yılında Marmara Üniversitesi, Elektrik Öğretmenliği Bölümüne başladığımda tesisat, kumanda, bobinaj vb. ile ilgili her konuyu iyi derecede biliyordum. O nedenle mesleki derslerde hiç zorlanmadım.
Üniversitedeki sınıfımızda ilk yıl 64 kişi vardı. 4 yılda, derslerde başarısız olduğu için atılanlar, kaydı silinenler, kendi isteğiyle ayrılanlar derken 34 kişi diploma alabildik. 
Aynı yıl Edirne-Uzunköprü Endüstri Meslek Lisesinde öğretmenliğe başladım. 31 yıldır öğretmenlik yapıyorum. Aradan geçen zaman diliminde 10 farklı teknik okulda çeşitli kademelerde görev yaptım.
Görev yaptığım her okulun TSE, CE, ISO, TKY şartnamelerine uygun olması için gücümün yettiği oranda katkı yapmaya çalıştım. Mesai saatleri dışında kahve köşelerinde pineklemedim. Son 25 yılda “bu ülkenin insanının beyni bilgiyle dolsun” diye 50'den fazla (20 bin sayfa) kitap hazırladım. Amatör bir ruhla hazırladığım eserlerim dünyanın 66 ülkesinde okurlara ulaşıyor. Görmezden gelinsem de onore edilmesem de desteklenmesem de köşeyi dönemesem de yeni kitaplar yazmaya devam edeceğim... 
Şu anda çalıştığım meslek lisesinin Türkiye çapındaki 4500 civarı lise arasında ilk 100 içinde yer alması için yenileme, geliştirme, yapılandırma çalışmalarımız devam etmektedir.
Okul kütüphanesine yeni 2-3 bin kitap gerekmektedir. Kodlama, yazılım, otomasyon atölyesine elektrik-elektronik-bilgisayar ile ilgili eğitim setleri lazımdır. 
Meslek okullarına destek olanlar az da olsa vardır. "Ben de okulunuza destek olmak istiyorum" diyenler her zaman bize ulaşabilir. Kitapların, eğitim setlerinin alınmasına omuz verebilir.
Bu ülkenin çocukları iyi yetiştiği takdirde Almanya, Japonya, Amerika, Çin, Kanada, Fransa, İngiltere, Güney Kore gibi olabiliriz. Teknik eğitim iyi değilse hep yerimizde sayarız.
       Ali Özdemir-Devrek/Zonguldak
 
 
Gül Camii 7 yıldır restore edilmeyi bekliyor
 
İstanbul Fatih ilçesinde bulunan tarihî Gül Camii yıllarca restore edilmeyi bekliyor. Caminin depremden çıkmış gibi hâlini görenler bu ilgisizliğe söyleyecek söz bulamıyorlar. Bir süre önce 'Hünkâr Mahfili'nin döküldüğünü dile getirdiğimiz Laleli Camii'nden sonra bu kez ziyaret ettiğimiz Fatih İlçesi Balat Küçük Mustafa Paşa mevkiinde bulunan Bizanslılardan kalma kiliseden dönme tarihî cami âdeta bir enkaza döndü.
Ayakapı’da Yavuz Sultan Selim Mahallesi Vakıf Mektebi Sokağında bulunan 1145 yıl önce Bizanslılar tarafından yapılmış olan bir kiliseden 1453 İstanbul'un Fethi ile birlikte 530 yıl önce camiye çevrilmiş. Cami 2014 yılından bu yana restore edilmeyi bekliyor. 2014 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğünden gelen bir ekibin caminin restore edileceğini, bunun için cami duvarının bir kısmını kaplayan lambri döşemelerinin sökülmesi için bir an önce başlanması gerektiği belirtilmiş. "Cami restore edilecek" diyerek alelacele yapılan sökümler sonrası cami duvarları ağır bir tahribata uğrayarak sanki deprem sonrası bir görünüm hâlinde kalmış. Yıllar içerisinde camide oluşan rutubet duvarın ve tuğlaların aşınmasına yol açtı. Tarihî yapıdaki dökülmeler desenlerdeki bozulmalara sebep oluyor. Restore edilecek diye proje çalışmaları işareti var ancak faaliyet 7 yıldır yok!..
          Erol Kara
 
 
Bilim Kurulu esnafın halini de bilir mi?
 
“Feridun Ağabey gönderdiklerimi yayınladığınız için teşekkür ederim. Bilim Kurulu üyeleri dükkân kapatmaktan insanları eve kapattırmaktan başka bir şey bilmiyor mu? Aldıkları karar ve tavsiyeler hep halkın esnafın aleyhine zararına olan şeyler. Bu kadar esnafın halkın zararına karar alıyorlarsa halka acımıyorlar demektir. Halktan kopmuşlar” diyen Saruhan Beyliği rumuzlu okuyucumuz, bilim kurulu pandemi sürecini yönetmek üzere kurulmuş bir kuruldur. Halkın ekonomik durumunu değil sağlıkla ilgili durumunu düşünmek üzere kurulmuştur. Burada önemli olan bu süreçte devletin tüm kurum ve kurullarını başarıyla yöneten Cumhurbaşkanlığımızın elde edilen verilere de bakarak halkın ve esnafın imdadına yetişiyor olmasıdır. (F.A.)