Anlat Derdini Feridun Ağabeye

Anlat Derdini Feridun Ağabey'e

Feridun Ağabey, 26 Mart 2021 Cuma günü 'kripto para' ile ilgili yazı için, işi bilenler yazanı makaraya aldı. Arkadaşların olduğu grupta şunlar dendi:
"Bu yazıyı yazan arkadaşı tanıyan varsa, hayrına biraz temiz hava almaya ihtiyacı olduğunu söylesin..." Başka grupta da:
"Biliyorum dediği konudan habersiz, kahvedeki Ali Abi lafları. Dijital parayı 101'e indirgeyebilecek kadar bilgisiz. Karşılığı yokmuş. Sormalı, cebindeki paranın karşılığı var mı? Şu salgın döneminde hükûmetlerin birbirlerini görmezlikten gelip bastıkları milyarlarca, trilyonlarca dolar, TL vs. ona göre daha gerçekçi. Caninizdeki para ile aynı seri numaralı bir başka banknotun benim cüzdanımda olmadığının garantisi veya 200 TL’ler için bir seri numarası kesiti olup olmadığı konusunda bu arkadaş ne diyecek? Asıl adı 'dijital' olması gerekirken 'kripto, sanal'/hayalî sıfatları ile bu paraların tekil olduğu, herkesin cüzdanındaki paranın sadece kendinde olduğundan emin olduğu bir paradır. Bu arkadaşın dediği gibi 101 değil. Örnek: “64fe9221c1e208886412d9e38c68801a84f6cef0970a691ba195c07762a…” diye devam eden rakamlar bir paranın kodudur ve de üretimi sınırlıdır."
       Yıldırım Başal
 
 
Bu konuda çok şeyler söylendi ama sonuç değişmedi
 
Feridun Ağabey, 47 üyeli AK üyesi ülkeden sadece 15 ve yine 193 BM üyesi devletlerden 180’i bu anlaşmayı imzalamamış ve sözleşmeyi kabul etmemiştir. Ülkemizin büyük bir kesimi sözleşmeden çekilmemizi haklı bulurken bazı muhalif kesimler ise sözleşmeden çekilmemize karşı çıktılar. Bu konuda çok şeyler söylendi, yazıldı ve tartışıldı. Ama görüldü ki bu anlaşma yürürlükte kaldığı 10 yıl boyunca aile yapımıza ve hele hele kadına şiddeti önlemeye hiçbir katkısı olmamıştır...
Hiç lafı uzatmadan söyleyelim. İstanbul Sözleşmesi kadına karşı şiddeti önleme ve bununla mücadele kılıfı içinde inanç esaslarımıza, örf ve âdetlerimize, aile yapımıza ve ahlak anlayışımıza taban tabana zıt hükümler de getiriyordu. İstatistiklere bakılırsa on yıldan bu yana kadın cinayetleri her geçen yıl azalacağına daha da artmıştır. Hatta şunu da belirtelim ki bu sözleşmeyi ilk olarak imzalayan ve Avrupa’nın en medeni ülkelerinden biri olarak bilinen Finlandiya hâlen Avrupa da en çok kadın cinayeti işlenen ülkelerin başında geliyor. Ben şimdiye kadar yazdığım yazılarda belirttiğim gibi yine aynı düşüncedeyim ki; kadın cinayetlerinin önlenmesi için idam cezasının geri getirilmesini savunuyorum. Hangi kanun hangi sözleşme olursa olsun kadın cinayetlerini önlemediği görülmektedir. Daha yakınlarda bir günde beş kadın cinayeti işlenmiştir. Daha önce de iki kadın cinayeti işlenmiştir. İzmir’de de hamile bir genç kadın bıçaklanarak öldürülmüştür. İnsan nasıl bu kadar canileşir? Yine tekrarlıyorum: İdam cezası gelirse kadın cinayetleri bıçak gibi kesilir...
Bir de eğitim sistemimizin ve toplumumuzun sosyolojik, ekonomik vb. olarak refah seviyesinin yükseltilmesi de çok önemlidir. Varlıklı, bilgili, eğitimli ve kültürlü insan, insan olmanın değerini ve insana değer verilmesi gerektiğini bilir...
        Em. Sağ. Yazar-Aslan Torun
 
 
Köylerde imece unutuldu, herkes traktöre çalışır oldu!
 
Feridun Ağabey, pandemi sebebiyle ekonomik açıdan dert yananların başında esnaf ve çiftçilerimiz gelmektedir. Esnafın çözümü de önemli ve ayrı bir konu ama ben burada yıllardan beri köylerdeki yalnızlaşmaya dikkat çekmek istiyorum. Köylerimizde tarım yapan çiftçilerimizin çoğunluğu son zamanlarda bilerek bilmeyerek kazançlarını emeğe değil tarım araçlarına yatırır olmuşlardır... Bundan sekiz on sene öncesinde dile getirdiğim şekliyle bugün “ortalama bir köyümüzde on beş traktör varsa bunun on tanesi fazladır” diyordum. “Komşumda var bende de olsun” demek için veya “muhannete muhtaç kalmayayım” diyerek parayı traktöre ve beraberindeki tarım aletlerine yatırmanın ne anlamı vardı? “Kazanç bu şekilde traktöre gidiyor köylünün cebine girmiyor” demiştim. Bir köylü otuz dönüm arazı için traktör alıyorsa bu bence israfa girmez mi? Bir köyde birkaç traktör köyün tüm işini görmeye yetmez mi?..
Eğer genel anlamda köylümüz kendi arasında anlaşamıyor ve herkes kendine traktör almaya mecbur kalıyorsa bu daha üzülecek bir durumdur. Bizim ahilik kültürümüzde geleneğimizde göreneğimizde imece, yardımlaşma yok muydu? Bu kültürü unutulursa köylümüzün çoğu lastiğe, mazota traktöre çalışır ise yeteri kadar para kazanamaz" diye düşünüyorum...
       Taha Kiriş-Konya