Cem Küçük

Sözcü adlı FETÖ mevkutesi, hukuken işledikleri suçları biliyor. Zaten işlediği örgütsel suçları bildiği için gazetenin sahibi FETÖ sanığı Burak Akbay yurt dışına kaçtı. Hukukumuzun ilgili maddeleri gereği yurt dışında terör suçundan kaçak olan şahsın gazetesi olması imkânsız.

Şu an hukuken Sözcü ile Zaman ya da Bugün gazetesi arasında fark yok. 6415 Sayılı Terörizmin Finansmanı Yasası'nın 4. Maddesi'nin ilk 3 bendi bunu net şekilde ortaya koyuyor. 17-25 Aralık’ta FETÖ’ye bilerek ve isteyerek yardım eden, MİT tırlarında “Türkiye teröristlere destek oldu” algısına zemin hazırlayan Sözcü gazetesine kayyum gelmesi kanun gereği.
Terörist olma zannıyla hakkında yakalama ve tutuklama olan şahsın medya organı olamaz. Hukuk bunu söylüyor. Sözcü’nün patronu Burak Akbay şu an firari. FETÖ’cü teröristlere yardım ettiği iddiası iddianamelerde yazıyor. Hem kaçak hem teröristlere yardım etmiş biri medya sahibi olamaz. Bu durum, 1992’de Miami’de bütün mallarına el konan Pablo Escobar’la aynıdır.
Akın İpek ile Burak Akbay arasında hukuken zerre fark yok. Akın İpek şu an bu ülkede bir gazete kurabilir mi? Yarın hukukun emri olan kayyum kararı geldiğinde ve Sözcü gazetesine el konulduğunda kimse ağlamasın. Hukukun gereği budur. Sözcü’nün çok yakında bir TMSF işletmesi hâline gelmesi hayatın ve hukukun olağan akışı gereği olacaktır. Kimse bu hukuksal gelişmeye şaşırmasın!
Hem Sözcü’nün sahibi Burak Akbay hem de tüm Sözcü yazarları 17-25 Aralık FETÖ darbe teşebbüsünü canhıraş destekleyerek suç işlediler. FETÖ üyesi olmamakla beraber FETÖ’ye bilerek ve isteyerek yardım ve yataklık suçunu işlememiş neredeyse hiçbir Sözcü yazarı yok. Bu yazıda tek tek bunları hukuki delillerle ispatlayacağım. İstanbul Cumhuriyet Başsavcımız İrfan Fidan ve ekibinin FETÖ ile mücadele konusundaki eğilmez ve bükülmez cesur tavrını biliyor Ertuğrul ve Burak Akbay.
İşte o yüzden telaş ve panikle Türkiye gazetemiz ve Ören Ailesi aleyhine iftiralar ve hakaretler yağdırıyorlar. Amaçları bizi korkutarak susturmak. Hükûmete yakın bilinen çoğunluk bizim taraf köşe yazarını bu yöntemlerle susturdular ve sindirdiler. Savcılarımızın cesaretinin yüzde biri bizim taraf köşe yazarlarında yok. Hatta Sözcü yazarları kendisini övdüğünde ya da tebrik için aradığında sevindirik olan sözde muhafazakâr yazar dolu ortalık. Fakat bizleri susturamazsınız. Güneş balçıkla sıvanmaz "Gölge Adam" Ertuğrul Akbay. Bunu tıpkı Ekrem Dumanlı gibi yurt dışına kaçmış FETÖ sanığı ve hakkında tutuklama olan oğlun mücrim Burak Akbay’a da söyle. Bak Aydın Doğan da Ören Ailesi aleyhine tetikçisi Ahmet Hakan’a alçakça iftiralar attırıyordu. Ne oldu? Aydın Doğan tarihin çöplüğüne gitti. Şu an yaşayıp yaşamadığı bile bilinmiyor. Ahmet Hakan ise iktidara yaranmak için her gün kırk takla atıyor.
Ertuğrul Akbay aslında hukuken Sözcü’ye el konulması gerektiğini biliyor. Tek derdi bizim taraf medyasının susması ve bu hukuki gerçeği gündeme getirmemesi. Bu olayın geçiştirilmesi. O yüzden ikinci Oray Eğin kabilinden ismi cismi bilinmeyen bir Maocu artığı Odatv tetikçisini üstümüze salıyor. Ertuğrul Akbay-Soner Yalçın ortak yapımı isimsiz cisimsiz bir tetikçinin yazılarını Soner Yalçın yazıyor ve Sözcü’de bu yazıları yayınlanıyor. Zaten bu tetikçi de hem Ören Ailesi’ne hem de biz yerli ve millî kalemlere iftira yazılarını Soner Yalçın’ın yazdığını dün itiraf etti.
Tüm yargı camiamız biliyor ki, sadece Emin Çölaşan ve Necati Doğru değil neredeyse tüm Sözcü yazarları 17-25 Aralık darbe teşebbüsünü destekleyerek FETÖ’ye yardım ve yataklık etti. Uğur Dündar’ın mücrim psikolojisiyle sağa sola saldırma sebebi budur. Yılmaz Özdil de 18 Aralık 2013’te “Okyanus ötesi yönetime el koydu” diye yazdı. Yani FETÖ’nün darbe yaptığını biliyordu ama sonra hararetle 17-25 Aralık darbesini savundu Özdil. Tüm FETÖ argümanlarını kullanarak FETÖ üyesi olmamakla birlikte FETÖ’ye yardım ve yataklık suçunu işledi. Saygı Öztürk zaten Ekim 2015’e kadar FETÖ kanalından maaş alıp FETÖ’ye hizmet ederek bu suçu işledi.
Soner Yalçın ve tetikçisi Oray Eğin’in 17-25 Aralık darbe teşebbüsünü destekleyen Sözcü yazılarından suç örneklerini bu köşede daha evvel yazmıştım. Bu hukuki süreç boyunca yine yazacağım. Bu ikinci Oray Eğin olmak isteyen tetikçiye Oray’ın Soner Yalçın yüzünden hayatının bittiğini ve Bed-Stuy semtinde 15 metrekarelik kümes gibi yerde yaşayıp garsonluk yapmak zorunda kaldığını hatırlatırım. Sonradan Soner Yalçın’ın şantajlarıyla Habertürk’e zorla yerleştirilmesi Oray Eğin’in Sözcü döneminde işlediği suçları affettirmiyor. 17-25 Aralık darbe teşebbüsünü alenen desteklemiş, yani FETÖ’ye bilerek ve isteyerek yardım ve yataklık etmiş tüm Sözcü elemanları hukuki bedelini ödeyecekler.
Bu soruşturmayı götüren savcı ve hâkimlerimiz FETÖ ile mücadele noktasında destansı işler yapmış yiğit adamlardır. Yargımız ulusalcılık maskesine sığınan Maocuları ve komünistleri çok iyi tanıyor. Kemalist görünümlü Gülenistler nasıl ki bu ülkenin düşmanıysa, aynı şekilde Kemalist görünümlü komünistler de bu milletin düşmanıdır. Bu böyle biline...