Cem Küçük

31 Mart 2019 yerel seçimleri sonuçları itibarıyla birçok parametreyi beraberinde getirdi. Olmaz denilen birçok şey oldu. Yerel seçimlerde halk adaya bakar gibi bir düşünce hâsıl olsa da, neticede genel seçimlerden pek farklı sonuçlar ortaya koymaz. Küçük iller, ilçe, belde gibi yerlerde aday belirleyici gibi gözükebilir ama partiler de önemlidir.   
1950 seçimlerinden beri Türkiye'de yer etmiş belirli doğrular var. Bunlardan birincisi “Kürtler CHP'ye oy vermez” realitesi. 1989 yerel seçimleri, kısmen 1977 genel seçimleri bunun tersyüz etmiş gibi olsa da, Kürt vatandaşlarımız Demokrat Parti, Adalet Partisi, ANAP, Refah Partisi ve AK Parti çizgisindeki sağ cenaha oy vermiştir.
Bu realite uzun yıllar birazcık 2018 genel seçimlerinde ama daha çok bu yılki büyükşehir belediyelerinde değişti. Kürt vatandaşlarımız ya HDP benzeri partilere ya da sağ partilere oy veriyordu. CHP, DSP gibi bir seçenek onlar için asla yoktu.
İşte şimdi bu bilimsel gerçek değişmeye başladı. Neticede her bilimsel gerçek yanlışlığı kanıtlanana kadar varlığını sürdürür. 2019'da büyükşehirlerde yaşayan Kürtler büyük oranda CHP adaylarına oy verdiler. Özellikle dindar bir Kürt için bu kolay bir durum değildir. Ama zamanla sosyoloji de değişiyor. Kabul edelim ki genç Kürtler yaşlı kuşak gibi davranmıyor.
AK Parti'nin karşısındaki en büyük meydan okuma budur. CHP ve Kürtler artık barışmış görünüyorlar. CHP'lilerin dillerinin ucuyla bile olsa YPG'ye terör örgütü diyememesi, kayyum atanan HDP belediyelerine destek vermeleri aradaki ilişkiyi daha da kuvvetlendiriyor. Öcalan'ın mektubu, Osman Öcalan'ın TRT'ye çıkarılması gibi aksiyonların Kürt seçmende yaprak bile kımıldatmadığı görüldü.
"Bundan sonraki her seçimde Kürtler CHP'ye oy verir" demek için de erken. Bir sonraki seçimlerde bunu daha iyi gözlemleyeceğiz. Muharrem İnce gibi koyu Kemalist bir siyasetçi bile Ahmet Türk'e destek olmaya gidiyor ve bu yadırganmıyor. CHP'ye oy veren Batı'daki seçmen de HDP'ye kayyum atanmasını doğru bulmuyor. Bundan çok değil, 5-6 sene önce kayyum atansa CHP seçmeni şimdikinden farklı düşünürdü. Hele hele Deniz Baykal CHP'si ayakta alkışlarlardı kayyum kararını.
"Aynı suda iki kere yıkanamazsın" demiş Heraklitos. Bu sözün gerçek olduğunu görüyoruz. Eskiden emin olduğumuz gerçekler değişim kozasından geçerek başka bir olguya dönüşüyor. Amerika'daki 2000 seçimleri Florida'da kilitlenmişti. Yüksek Mahkeme'nin 9 üyesinden 5'i George Bush lehine, 4'ü Al Gore lehine oy vermişti. Gore lehine oy veren 4 üye, "Kazanan kim bilmiyoruz ama kaybedenin kimliği açık" demişlerdi. Bu sözden ilhamla şu denebilir: Kürtlerle seçim kazanılır mı bilmiyorum ama Kürtlerin oyu olmadan seçim kazanmak zor.   
AK Parti'nin yeni dönemde kafa yorması gereken meselelerden biri bu olacak. Eski sözlerle yol alınmayacağı açık. Yeni sözler söylemek lazım. Mark Twain'in enfes sözüdür: "Başınızı derde sokan bilmediğiniz şeyler değildir. Bildiğinizden emin olduğunuz doğru olmayan şeylerdir." AK Parti’nin, Kürt seçmen konusunda bildiğinden emin olduğu şeyleri sorgulaması gerekiyor.
 
Cem Küçük'ün diğer yazısı
Türk Hava Kurumu borçlarını yapılandırıyor