Fatih Selek

 

Şahan Gökbakar, Ege ve Akdeniz’deki orman yangınlarından sonra sosyal medyanın politik figürlerinden biri oldu.
İstanbul’da asırlık çınarlar kesiliyor, kesen bile sahiplenmezken “vardır bir bildikleri” diye belediyeye sinyal çakıyor.
Yeni çıkan eriğin pahalı olmasından dolayı (ki her sene aynısı olur) ekonomik kriz tellallığı yapıyor.
Assos’ta milletin başına taş yağıyor, hükûmet kayaları tıraşlıyor, “yol çalışması için tahribat yapılıyor” diye paylaşımda bulunuyor.
Tortum Şelalesi gürül gürül akıyor ama “Tortum kurudu” diye tezvirat yapıyor.
İşi gücü film fırıldak!..
Eğiyor, büküyor, çarpıtıyor.
Tabii kendisini de bu vesileyle “insan canlısı, çevre dostu, adalet gurusu” gibi gösteriyor.
Oysa önceki sene Recep İvedik 6’nın senaryosunun çalıntı olduğu iddiasıyla gündeme gelmişti. O senaristle konuştum, dava sonucunu sordum.
Cengiz Yılmaz başından geçenleri anlattı:
“Şimdiye kadar yüzden fazla roman ve senaryo yazdım. Bir senaryomu yapımcı Mehmet Soyarslan’a götürdüm. Beğendi. Bunu 'Şahan Gökbakar’a önerelim' dedi. Şahan beğenmiş, Soyarslan’a 'sen aradan çık' demiş. Bir iki ay haber bekledim. Sonra filmin senaryosu yayınlandı. İçerik, resim, ana konu benimdi. Kahramanımız Konya yerine Kenya’ya gidiyor ve macera başlıyor. Aradım, sordum bütün kapıları kapattılar. Beni Instagram’dan bile engellediler. Senaryonun bana ait olduğuna dair yazışmalar, e-Mailler var. İnkâr şansı yok. Mahkeme 2019’dan beri sürüyor. Davayı Trabzon’da açtım. İlk mahkeme yetkili değil diye reddetti. İkinci mahkeme kapandı. Sonra koronavirüs çıktı. Dava uzadıkça uzadı. Hâkim, önümüzdeki hafta Mehmet Soyaslan’ı dinleyecek. Ben kazanacağımı umuyorum. Şahan ve Çamaşırhane Film, o senaryo ile milyonlarca lira kazandı. Gösterimden 87 milyon lira, Netflix’ten 47 milyon lira almış. Reklam gelirini söylemiyorum. Ama hakkım olan 50 bin lirayı vermediler.”
Senaryonun yüzde kaçı değiştirilmiş?
Cengiz Yılmaz bu soruya “Kaba inşaat benim, camı çerçeveyi değiştirmiş. Küfürlerle kendine döndürmüş” diye cevap verdi.
Bu dava nasıl sonuçlanır bilemiyorum. Senarist kazanırsa, sosyal medyadan “duyar kasan” komedyeni üzecek ciddi bir tazminat çıkar.

 


Türkiye’ye neler oluyor?

Gazetemiz 52. yılına yeni ve güçlü kalemlerle girdi. Ekonomi dünyasının tanınmış akademisyenlerinden Prof. Dr. Emre Alkin, para meselelerini akademik bir bakış açısıyla anlatacak... Liberalizm denilince ülkemizde ilk akla gelen isim Prof. Dr. Atilla Yayla, fikir dünyamıza kıymetli yazılarıyla ufuk açacak... Ekonomi basınının “Celal Abi”si Celal Toprak’tan iş dünyasını kritiklerini okuyacağız... Ekonomi Müdiremiz Canan Eraslan, tüketiciyi mağdur eden odakların ensesinde olacak... Ömer Ekinci, kıvrak kalemiyle gençlere vizyon sunacak...
İsmail Kapan’dan Yücel Koç’a, Cem Küçük’ten Fuat Uğur’a, Yusuf Alabarda’dan Prof. Dr. Mehmet Şahin’e, Rahim Er’den Prof. Dr. Çağrı Erhan’a, Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil’den Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci’ye, Necmettin Batırel’den Ömer Faruk Bingöl’e, Ömer Faruk Ünal’dan Kemal Belgin’e…
Hiç mütevazı olmayacağım.
Türkiye’nin en güçlü yazar kadrosu Türkiye’de…
Yazılı basın dijital karşısında kan kaybediyor olabilir ama gazeteler fikir dünyasının muhkem kaleleri olarak bir geleneği geleceğe taşıyor. Biz de bu sorumlulukla ve emin adımlarla yolumuza devam ediyoruz.

 


İşte hâlimiz

Bayram için Afyonkarahisar’a geldim. Bir semt pazarına yolum düştü. Fiyatları görünce inanamadım. Çok düşüktü. Maydanoz 2, taze soğan 1, kıvırcık 5 liraydı. Olması gerektiği gibi... Etiketlerin fotoğraflarını çekip sosyal medya hesabımdan paylaştım. İnanılmaz bir etkileşim aldı. Haber sitelerine manşet, köşe yazılarına konu oldu. Mesajım 400 bin kişiye ulaşmıştı. Bu, fiyatların ucuzlayacağı anlamına geliyordu. Sonra merak edip 100 metre ilerideki yerel zincir markete gittim. Fiyatlar tam iki katıydı. Tezgâhta bekledikleri için de tazeliği gitmişti üstelik. Görevliye “Siz halden almıyor musunuz?” diye sordum. Denizli’den doğrudan anlaşmalı üreticilerden aldıklarını söyledi.
İşte Türkiye’nin meselesi bu.
Gözümle şahit oldum. Ya marketlerin hâl çaresine bakılmalı ya da hal yasası çok gecikmemeli.

 


Kim yaya kaldı?

Geçen hafta müzmin muhalif bir gazetede bayram haberi çıktı.
Haberde “Ulaşım zamları bayram yolculuğunu vurdu. Memlekete gitmek zor. Fiyatlar alım gücünü aştı. Yolcu sayısı eski yılların üçte birine düştü. Ek seferler yapılmayacak” deniliyordu.
Ne oldu biliyor musunuz?
Millet otobüs bilet fiyatı uçunca, uçağa ve trene kaçtı. Buna rağmen İstanbul’dan günlük 300 ek otobüs seferi hazırlandı. THY 250’den fazla ek sefer koydu. Hızlı trende 45 bin kişilik ek kapasite artışına gidildi. Mevsimi gelmeden “karpuz dilimle satılıyor” “erik cep yakıyor” haberi yapanlar yine habercilikte yaya kaldı.
.....
Okurlarımızın bayramını tebrik eder, hayırlar getirmesini dilerim...