Fuat Uğur

İstiklal Marşı’mızın dördüncü kıtasında “Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar” mısrasını okuduğumuzda, bu sözlerin yaşadığımız şu günlerde acıtıcı biçimde ete kemiğe bürünebileceği aklımıza gelir miydi?
Çünkü içimizdeki Covid Can’lar ve onun meczupluğunun çeşitli tonlarında karşımıza çıkan “aydın ve bilimselimsi” mutasyonlarından, Zülfü yâre dokununca solucan gibi kıvrılarak yan çizenlerine dek hepsinin örnek gösterdiği o koskoca Batı medeniyeti, koronavirüs ile kâğıttan bir kaplan gibi çöktü.
Yerine ne konulacak?
Yeni dünya düzeni nasıl olacak?
Fütürist değilim. Kaldı ki fütüristim diye ortada salınıp fikir saçanların hiçbirinin hedefi tutturduğuna da şahit olamadım şimdiye kadar.
Yalnızca şu gerçeğin farkındayız.
Eğer Koronavirüs belasının üstesinden gelinemezse dünyayı bir kaos bekliyor.
Bu kaosu özellikle bekleyenlerin olduğunu da biliyoruz.
 
DUAYA TAHAMMÜL EDEMEYENLER LITZMAN’A VE PAPA’YA ÜÇ MAYMUN
Düşünün, bizdeki bilimselimsi terliksilerin çağdaş dünyanın güçlü ülkesi olarak tanımladığı İsrail’in Sağlık Bakanı Yaakov Litzman, dünyayı ve aynı zamanda dün itibarıyla 1.442 vakayla ülkesini etkisi altına alan Koronavirüs salgını ile ilgili olarak “İsrailliler ne kadar daha tecrit altında kalacak?” sorusuna verdiği yanıtta aynen şöyle dedi:
“Mesih’in Hamursuz Bayramı’ndan önce gelmesi için dua ediyoruz. Eminim ki Mesih gelecek. Yakında özgürlük içerisinde çıkacağız ve Mesih bizi dünyadaki tüm dertlerden arındıracak”
18 Mart tarihinde Çankaya Köşkü’nde yapılan toplantıda “Önümüzdeki birkaç haftalık dönemi iyi yönetip, hem tıbbi, hem de psikolojik ve ekonomik olarak hastalığın üstesinden gelebilecek dirayeti ortaya koyabilmeliyiz. Sonrasını sabır ve dua ile aşacağımıza inanıyorum” diye konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a sırf şu son cümlesi nedeniyle demedik laf bırakmayan Covid Can meczupları ve çeşitli tonlardaki uzantıları emin olun İsrail Sağlık Bakanı’na toz kondurmayacaklardır. Tıpkı dün gece itibarıyla tüm dünyayı duaya çağıran Papa Fransiscus’a gık demeyecekleri gibi.
Çünkü onlar ezelden beri psikopatolojik vakalar.
Onları kendi hâline bırakalım ve asıl meseleye dönelim.
 
KAOS MÜPTELALARININ NİYETİ
Dünyada bu kaosu bekleyenlerin olduğu gerçeğine.
Ne yazık ki artık özellikle Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail ekseninde İsa Mesih’in dünyaya inmesini dünya gözüyle bir görelim deyip, her türlü kaosun ateşine odun atmaya hazır ciddi sayıda politikacının, küresel çapta iş adamlarının, medya mensubu ve tabii ki “din adamı”nın olduğunu biliyoruz.
Biz Türkiye’de politikacıları, iş adamlarını, din adamlarını ve medya mensuplarını genel anlamda rasyonel fikirlere sahip insanlar olarak kabul ederiz. Oysa dünyayı ele geçirmeye çalışan ve bu konuda epey mesafe alan İsrail Sağlık Bakanı kafasındaki iş adamları, siyasetçi, “din adamı” ve medya mensubunun sayısı hiç de az değil.
Bizde de bir örnek var. Şimdi Pensilvanya’daki ininde. Bu karaktersiz vaka 15 Temmuz darbe girişiminden sonra sürüsü hapse girince onlara “moral” vermek için yine bir tarafından uydurarak Kur’ân-ı kerimdeki Zilzal Suresi’ni tahrif edip “Sabredin, size zulmedenler çok yakın zamanda kökünden sökülmüş ağaçlar gibi savrulacaklar” demişti. Bu sözlere hipnozlu müritleri boncuk bulmuş gibi atlamış, rüyalarla süsleyerek 3. Dünya Savaşı’nın çıkacağı ve herkesin serbest kalacağı yalanını yaymışlardı.
Deprem anlamına gelen Zilzal eskilerin kullandığı “Zelzele”nin köken sözcüğü. Nisa suresinden sonra Medine’de inmiş olup 8 ayettir. Kıyametin kopmasından, insanların yeniden dirilip hesap vermelerinden, insanların -iyi ya da kötü- ettiğini bulacağından bahseder. Kapsamı ve bu konudaki tefsirlere dair bilgileri merak edenler sağlam kaynaklardan ve 18 Ekim 2016 tarihli yazımdan(*) okuyabilirler.
 
FETÖ’NÜN HAREMİNDEN KILIÇDAROĞLU’NA ABA ALTINDAN SOPA
 
FETÖ’cülerin Covid-19 salgını ile yaptıkları da bu. Cezaevlerindeki FETÖ’cülerin serbest bırakılmasını, KHK’lıların tamamının göreve çağrılmasını istiyorlar.
Ben tam “Nerede bu CHP, nerede bu Kemal Bey?” diye soruyordum ki yiğidim-aslanım fazla bekletmedi beni, attı kendini ortalara ve mikrofonların başına geçip KHK’lıların geri dönmesini istedi.
Ümit Akdemir’in görüşü farklı. “Abi onun niyeti yoktu böyle bir açıklama yapmaya ama mecbur kaldı” dedi.
Neden?
Sonra videoyu gönderdi bana.
Bir süredir Fetullah Gülen’in Pensilvanya’daki haremine alınan Ekrem Dumanlı âdeta sözcü olarak video konuşmaları yapıyor. Bunlardan sonuncusunda “CHP’ye operasyon mu geliyor?” diye soruyor. Ardından Kemal Kılıçdaroğlu’na aba altından sopa gösteriyor ve Selahattin Demirtaş örneğini vererek “Bir gün senin de kapını çalarlar” diyor.
 
Kılıçdaroğlu bunun ne anlama geldiğini anladı. Başına bir şey gelirse kendisine sahip çıkılmayacağını hissetti. İşte bu yüzden koronavirüsü bahane ederek KHK’lılar konusunu gündeme getirdi.
Önceki gün Can Ataklı’yı Covid-20 olarak ilan ettiler. Çok yerinde bir tespitti bu.
Bir katkı sunalım.
Önce Fetullah için:
COVID ∞
Kemal Kılıçdaroğlu size kalmış.
Ben aklıma gelen hiçbirini layık göremedim kendisi için.
 
(*) https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/fuat-ugur/593728.aspx