Hasan Yavaş

"Andolsun ki Resûlullah, sizin için, Allah’a ve âhiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah’ı çok zikredenler için güzel bir örnektir."
 
Konuşma âdâbı -1-
Peygamber Efendimizin her hareketi ve davranışı, insanlar için bir örnek olmuştur. Rabbimiz, Kur’ân-ı kerimde  Onun için şöyle buyuruyor: (Andolsun ki Resûlullah, sizin için, Allah’a ve âhiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah’ı çok zikredenler için güzel bir örnektir.)  [Ahzâb, 21]
Bütün insanların dünya ve âhiret saâdetine vesile olan Muhammed aleyhisselâmın konuşmaları da tatlı ve tesirli idi. Söz söyledikleri zaman gür ve yüksek sesle, kelimeleri tane tane söylerler; hattâ dinleyenler sözlerini ezberleyebilirlerdi. Sözlerini umumiyetle üç defa tekrar ederler, konuşmaları esnasında başlarını yukarıya kaldırırlardı. Kimseye fena söz söylemez ve kimsenin sözünü kesmezlerdi. Boş söz asla konuşmazlardı.
Peygamberimizin ilk hanımı olan Hazret-i Hatice annemizin ilk kocasından “Hind” adında bir oğlu vardı. O, iyi bir hatipti. Hazret-i Hasan “radıyallahü anh” bir gün Hind’e “Resûl-i Ekrem’in konuşma tarzı nasıldı?” diye sordu. Hazret-i Hatice validemizin oğlu, Hind “radıyallahü anh” cevaben şöyle dedi: “Resûlullah sallalahü aleyhi vesellem, dâimâ düşünür ve sükûtu tercih ederlerdi. Lüzum hâsıl olmadıkça konuşmazlardı. Konuştukları zaman da her kelimeyi açık ve fasîh olarak söylerlerdi. Elleriyle işaret ettikleri zaman bütün kolunu kaldırırlardı. Bir şeye taaccüp edince elinin içini çevirirlerdi. Bazen bir şey söylerken iki ellerini birbirine çırparlardı. Söz esnasında lâtife ederek gözlerini öne indirirlerdi. Nâdiren güler, fakat ekseriya tebessüm ederlerdi.” [Tirmizî:Şemâil]
Hazret-i Ömer İbnü-l Hattâb “radıyallahü anh” şöyle rivayet ediyor: “Ey Allah’ın Resûlü, sen, hep bizim aramızda büyüdüğün hâlde, niçin hepimizden daha fasîh (açık ve düzgün) konuşuyorsun?” diye sordum. Allah’ın Resûlü de cevaben buyurdular ki: (Ey Ömer, ceddim İsmâil aleyhisselâmın dilindeki fesâhat, zamanla halk içinde hayli ihmal edilmiş idi. Şu İslâm devrinde kardeşim Cebrâil gelip bana, bu dilin bütün güzellik ve inceliklerini öğretmiştir.) [Celâleddin es-Suyûtî] 
Resûlullah Efendimizin konuşmalarında hiçbir kapalılık ve pürüz bulunmazdı. Bütün sözleri, gayet fasîh ve vâzih idi. Asla esrarlı veya anlaşılmaz bir tarzda değildi. Yani, gizlilik ve kapalılık bulunmazdı. Zira, kapalı veya sırlı konuşulmasını hiç sevmezlerdi. Zaten bunu da, açıkça yasaklamış bulunuyordu. Resûlullah Efendimiz bir hadîs-i şerîfinde buyurdular ki: (Ben imânda açıklık ve kesinliği, amelde ise kolaylığı esas edinmiş bir din ile gönderildim! Her kim, benden sonra bu dinde, dinin bu iki büyük özelliğine aykırı gider (ve dinde kapalılık ve zorluk çıkarırsa, bilsin ki o kişi benden değildir) [Câmius-Sagîr ve Şerhi Es-Sirâcü’l-Münîr, 2/131]