Hasan Yavaş

Kulun cüz'î irâdesi herhangi bir şeyin olması için kâfi bir sebep değildir. Önemli olan Allah'ın dilemesidir.
 
Konuşma âdâbı -5-
Muhammed aleyhisselâmın her hareketi, Müslümanın bir hayat düsturu olmuştur. Onun, konuşmalarında dikkat ettiği bir kısım kâidelerden, geçen haftalarda yayınladığımız Makalelerde bir kısmına temas etmiştik. Yine devam ediyoruz...
7. Müslüman, az ve öz konuşmalı, lüzumsuz tafsilattan kaçınmalıdır. Diğer bir ifadeyle çok konuşmamayı, yerinde ve ölçülü konuşmayı âdet edinmek gerekir. Allahü teâlâ müminlerin mümtaz hasletlerini sayarken: (O kimseler ki, boş söz ve işlerden yüz çevirirler.” [Mü'minûn, 3] buyurmakta, lüzumsuz sözlerle meşgul olmayı fâsıklık ve dalâlet olarak nitelendirmektedir. [Lokmân, 31/6]
Peygamberimiz aleyhisselâm ise bu konuya şu hadîs-i şerifi ile dikkat çekmektedir:
(Allah'ı zikretmeksizin çok konuşmayın! Allah'ın zikri dışında çok söz söylemek kalbi katılaştırır. Katı kalpli olanların ise Allah'tan en uzak kimseler olduğunda şüphe yoktur.) [Tirmizî]
8. Müslüman, helâl mi haram mı, güzel mi çirkin mi, hayır mı şer mi henüz tam olarak kestiremediği bir sözü söylememelidir. Hadis-i şerifte “Kul, iyice düşünüp taşınmadan bir söz söyleyiverir de bu yüzden cehennemin doğu ile batı arasından daha uzak bir yerine düşer gider.” buyrulmaktadır. [Buhârî] Nitekim atalarımız da, “Bin düşün, bir söyle!” ve benzeri güzel sözleri söylerken bu hadîs-i şerîflerden ilham almışlardır.
9. Müslüman, ikili ilişkilerde insanı müşkil duruma sokacak anlamsız sözlerden kaçınmalıdır. Bu husus dostlukların devamı açısından fevkalâde ehemmiyeti hâizdir. Fahr-i kâinât Efendimiz (Özür dilemek zorunda kalacağın bir sözü söyleme!) buyurmuştur. [İbn-i Mâce]
10. Mümin her hâlükârda doğruyu konuşmalı, yalan söz ve yalan haberden şiddetle sakınmalıdır. Allah Resûlü sallallahü aleyhi vesellem şöyle buyurmuştur: (İnsan sabahlayınca, bütün âzâları dile mürâcaat eder ve [âdeta ona] şöyle derler: Bizim haklarımızı korumakta Allah'tan kork! Biz ancak senin söyleyeceklerinle ceza görürüz. Biz, sana bağlıyız. Eğer sen doğru olursan biz de doğru oluruz. Eğer sen eğrilir, yoldan çıkarsan biz de sana uyar, senin gibi oluruz.)  [Tirmizî, Zühd, 61]
11. Gelecekle ilgili konuşurken “inşaallah” demelidir. Bu konuşma ile alâkalı bir diğer edeb kâidesidir. Kulun cüz'î irâdesi herhangi bir şeyin olması için kâfi bir sebep değildir. Önemli olan Allah'ın dilemesidir. Zîra istikbale ait bir şey dilerken “inşâallah” demek, Allâh'ın irâdesinin farkında olmak ve onun irâdesinin üstünde bir irâde tanımamak demektir. Nitekim bir âyet-i kerimede Allahü teâlâ; ([İnşaallâh] ifâdesini kullanmadıkça hiçbir şey için, “Bunu yarın yapacağım” deme!) [Kehf 23-24] buyurulmaktadır.