Hasan Yavaş

Küfürden sonra en büyük günah, dilimizle kalb kırmak, gönül incitmektir. Kâfirin kalbini bile kırmak câiz değildir...
 
Dilimizin âfetleri -6-
Dilimiz ile yaptığımız hataların en büyüğü, küfre sebep olan bir sözü söylemektir. Küfürden sonra en büyük günah ise, dilimizle kalb kırmak, gönül incitmektir. Abdullah-ı Beylânî hazretleri diyor ki; “Dervişlik, yalnız namaz, oruç ve geceleri ibâdet yapmak değildir. Bunlar, herkesin yapacağı kulluk vazîfeleridir. Asıl dervişlik, kalb kırmamak, gönül incitmemektir. Çünkü kalb, (Beytullah)’dır. Allahü teâlâ, (Ben, yerlere ve göklere sığmam, ama mü’min kulumun da kalbinden çıkmam!) buyuruyor. Onun için kalb, (Beytullah)’dır. Beytullah, Allah'ın evi demektir. Mademki "hiç çıkmam" diyor, o hâlde (Kalb), Allahın evidir. Onun için beytullahı kırmamalı, yani hiçbir kalbi incitmemelidir... Sâlih, hakiki bir Müslümanın en büyük korkusu, bir başkasının kalbini kırmak, onu incitmektir. Dinini bilen ve bildiklerine uygun hareket eden sâlih bir Müslüman, ölü gibidir, hiç kimsenin kalbini kırmaz, incitmez. Zira bir ölünün, diri ile kavga ettiği hiç görülmemiştir.
Nizâmeddîn Evliyâ hazretleri diyor ki: “Kalb kırmak, Allahü teâlânın lütfunu incitmektir. Neye uğrarsa uğrasın, sâlih kimse, asla kimseye kötü söylememeli ve lânet etmemelidir. insanların kabahatlerini açıklamamalıdır.”
Haksız yere bir kalbi incitmek, senelerce yapılan ibâdet ve zikir sevabının hepsini alıp götürür. İslâmiyet öyle bir dindir ki, kâfirin dahi kalbini kırmayı yasaklamıştır. Nerede kaldı ki, Allahü teâlâya ve Onun Peygamberine inanan, Allah diyen bir Müslümanın kalbi kırılsın. Zira bir müminin kalbini kırmak, çok büyük günahtır, haramdır. 
Peygamber Efendimiz, bir gün mübârek elleri ile Kâbe’yi göstererek; (Ey Kâbe! Sen Allahın evisin. Sen mübâreksin. Fakat bir Müslüman, bir müminin kalbini kırsa 70 defa seni yıkmaktan daha büyük günaha girer) buyurdular. İyi olsun, kötü olsun hiçbir insanın kalbini incitmemelidir.
Allah dostlarından büyük velî İmam-ı Rabbanî hazretleri buyuruyor ki: “Kalb, Allahü teâlânın komşusudur. Allahü teâlâya kalbin yakın olduğu kadar hiçbir şey yakın değildir. Mümin olsun, âsi olsun, hiçbir insanın kalbini incitmemelidir. Çünkü, âsi olan komşuyu da korumak lazımdır. Sakınınız, sakınınız, kalb kırmaktan pek sakınınız! Allahü teâlâyı en ziyade inciten küfürden sonra, kalb kırmak gibi büyük günah yoktur. Çünkü, Allahü teâlâya ulaşan şeylerin en yakın olanı kalbdir. İnsanların hepsi, Allahü teâlânın köleleridir. Herhangi bir kimsenin kölesi dövülür, incitilirse, onun efendisi elbette gücenir. Her şeyin biricik Mâliki, sahibi olan efendinin şanını, büyüklüğünü düşünmelidir. Onun mahlukları, ancak izin verdiği, emreylediği kadar kullanılabilir. İzni ile kullanmak, onları incitmek olmaz. Hatta, onun emrini yapmak olur.” [C.3, m.45]
Seyyid Abdülhakim Arvasî hazretlerinin vasiyetnamesinin son satırı ise şöyledir: “Hiç kimsenin kalbini incitmeyin.”