Hasan Yavaş

Gıybet ve iftirâ söylemek, büyük günâh olduğu gibi, bunları dinlemek de haramdır. Söyleyen ve dinleyen, Cehennem ateşinde yanacaktır.
 
Dilimizin âfetleri -9-
Dilimizin en büyük âfetlerinden biri de başkalarını gıybet etmek, onları çekiştirmektir. Belli bir müminin veya zimmînin [gayrimüslim vatandaşın] aybını, onu kötülemek için arkasından söylemek, gıybet olur. Kötüleyen sözler doğru ise, (gıybet) olur. Yalan ise, (iftirâ) olur. Gıybet ve iftirâ söylemek, büyük günâh olduğu gibi, bunları dinlemek de haramdır. Söyleyen ve dinleyen, Cehennem ateşinde yanacaktır. Söyleyeni susturmalı, susturamaz ise, oradan kalkıp gitmelidir. Ve bunlar için, hayır dua etmelidir...
Gıybet, haramdır. Dinleyen, o kimseyi tanımıyorsa, gıybet olmaz. Gıybet olunan kimse bunu işitirse, üzülür. Bedeninde, nesebinde, ahlâkında, işinde, sözünde, dîninde, dünyasında, hatta elbisesinde, evinde, hayvanında bulunan bir kusur, arkasından söylendiği zaman, bunu işitince üzülürse, gıybet olur. Kapalı söylemek, işâret ile, hareket ile bildirmek, yazı ile bildirmek de, hep söylemek gibi gıybettir. Bir Müslümanın günâhı ve kusuru söylendiğinde, hâfızların, din adamlarının, "elhamdülillâh biz böyle değiliz" demeleri, gıybetin en kötüsü olur. Birisinden bahsedilirken, "elhamdülillâh, Allah, bizi hayâsız yapmadı" gibi, onu kötülemek, çok çirkin gıybet olur. Falanca kimse çok iyidir, ibâdette şu kusuru olmasa, daha iyi olurdu demek, gıybet olur. Hucurât sûresinde, onikinci âyetinde meâlen, (Birbirinizi gıybet etmeyiniz!) buyuruldu. Gıybet, adam çekiştirmek demektir. Birisini gıybet etmek, ölmüş insanın etini yemek gibi olur buyuruldu. Hadîs-i şerîfte, (Kıyâmet günü, bir kimsenin sevap defteri açılır. Yâ Rabbî! Dünyada iken, şu ibâdetleri yapmıştım. Sayfada bunlar yazılı değil, der. Onlar, defterinden silindi, gıybet ettiklerinin defterlerine yazıldı denir) ve (Kıyâmet günü bir kimsenin hasenât defteri açılır. Yapmamış olduğu ibâdetleri orada görür. Bunlar seni gıybet edenlerin sevaplarıdır, denir) buyuruldu.
Ebû Hüreyre “radıyallahü anh” diyor ki: Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” ile oturuyorduk. İçimizden birisi kalkıp gitti. Yâ Resûlallah! Râhatsız olup gitti, denildi. (Arkadaşınızı gıybet ettiniz, etini yediniz) buyurdu.
Âişe “radıyallahü anhâ” diyor ki: Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” yanında, bir kadının uzun olduğunu söyledim, (Ağzında olanı çıkar!) buyurdu. Tükürdüm. Ağzımdan et parçası çıktı. Allahü teâlâ sıfatları, özellikleri, cisim şeklinde göstermeye kâdirdir.
Bir kimsenin dindeki kusûrlarını söylemek, mesela namaz kılmaz veya şarap içer veya sirkat eder, hırsızdır veya söz taşıyıcıdır demek ve dünyadaki kusurlarını söylemek, mesela sağırdır, şaşıdır demek, gıybet olur. Dindeki kusurları, onu kötülemek için söylenirse, gıybet olur. Onun ıslâhını düşünerek söylerse, gıybet olmaz. Acıyarak söylemek de, gıybet olmaz denildi.