Noktalar

İsmail Kapan

Bayram değil, seyran değil, bu Batılı devlet yöneticileri hangi sebep ve maksatlarla peş peşe Libya yollarını tepiyor? Dün hangi dolapları çeviriyorlardı? Bugün hangi hesap peşindeler? Libyalılar ne düşünüyor?
 
 
Gazeteniz Türkiye’nin bugünkü birinci sayfasında yer alan bir fotoğraf, çok ama çok manidar… Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed Yunus el-Menfi’nin, Yunanistan Başbakanı Kyriakos Miçotakis ve Dışişleri Bakanı Nikos Dendias karşısındaki o öz güvenli tavrı; çiçeği burnunda yazarımız Yusuf Alabarda’nın ifadesiyle, tam bir ‘peşin satıcı’ edasıdır! Bu ibretlik fotoğrafın çok enteresan hikâyesi var. Şöyle ki, bugün Libya Devlet Başkanı olan M. Yunus el-Menfi, daha birkaç ay evvel; ülkesinin Atina Büyükelçisi idi ve Yunan Yönetimi, istenmeyen kişi (Persona non grata) olarak kendisini sınır dışı etmişti… Gün doğmadan neler doğar!.. Dün Büyükelçi Yunus el-Menfi’ye o aşağılayıcı muameleyi çeken aynı Yunan Başbakanı ve Dışişleri Bakanı, bugün devlet başkanlığı makamında, onun karşısında hizalanma ihtiyacı duyuyor… İşte böyledir bu işler. Nitekim iki ay önce, Yusuf Alabarda, twitter hesabından tam da böyle bir tabloyu görme temennisinde ve tahmininde bulunmuştu. İşte bu fotoğrafın tarihi ders mahiyetinde, dünya siyaset çevrelerine anlattığı çok şey var. İsteyen istediği gibi okusun. Ve şurası hiç unutulmasın: Bugünün bir de yarını var!..
Yunanistan’ın karın ağrısı çok fazla… Bu yüzden Libya yolunu daha çok tepme ihtiyacı duyabilir ancak beklediği sonucu alması hayal. Türkiye’nin Libya ile yapmış olduğu deniz yetki alanlarını sınırlandırma anlaşması, Doğu Akdeniz’de bir kırılma noktasıdır. Umulur ki, çok uzak olmayan bir gelecekte benzer bir anlaşma Mısır ile de yapılır. İsrail’in de bu yönde temayülü her zaman olabilir. Lakin daha başka çetrefil hesapları da bilindiği için, birçok dinamik devreye girip çıkabilir, dolayısıyla o hamur çok su kaldırır. Ama Mısır konusu önemlidir ve hayata geçmesinde her iki ülkenin büyük menfaati vardır...
Tekrar başa dönersek, Batı ülkelerinin Libya’ya karşı son zamanlarda yeniden depreşen sevgisinin(!) neyin nesi olduğu irdelenmelidir. Tam on sene önce, Fransa Başkanı Sarkozy’nin BM Güvenlik Konseyi kararını bile beklemeden Libya semalarından bomba yağdırmasının sebebi neydi? Vaktiyle Kaddafi’den seçim kampanyası için alınan yüklü rüşvetin deşifre olmasını önlemek miydi? Sarkozy’nin halefi Macron, Doğu Akdeniz’de Yunanistan’la birlikte neyin peşinde? Şu ziyaret trafiğine bakar mısınız? 25 Mart’ta Almanya, Fransa ve İtalya dışişleri bakanları topluca Trablus Yönetiminin kapısını çaldı. Görünürde 24 Aralık 2021’de yapılması planlanan seçimler konusu olsa da, her üç bakanın esas derdi, ülkedeki yabancı askerlerin çekilmesiydi. Düne kadar savaş baronu Halife Hafter’e her türlü örtülü desteği veren aynı adresler, bugün sureti haktan görünmeye çalışıyor. Libya ile yapılan askerî eğitim ve iş birliği anlaşması çerçevesinde, bu ülkede bulunan Türk askerî varlığı her zaman bu merkezlerin gündeminde… Doğu Akdeniz ve Kuzey Afrika’da şekillenen yeni dengelerde mevzi kaybetmenin sancıları bunlar!
29 Mart’ta, BM Özel Temsilcisi Jan Kubis’in ziyaretinin ardından, 4 Nisan’da AB Komisyonu Başkanı Charles Michel, sürpriz bir şekilde Trablus'ta boy gösterdi ve AB’nin Libya’ya desteğini açıkladı. Oysa düne kadar, Libya Millî Birlik Hükûmetinin çağrılarına karşı sağır rolü yapıyorlardı… Çünkü Fayiz es-Serrac hükûmetinden asıl beklediklerini göremiyorlardı. Bu sebeple de, BM’nin resmî muhatap kabul ettiği Millî Birlik Hükûmetine karşı, Libya’yı parçalamak için görev almış olan Hafter’i her türlü arkalıyorlardı. Amma Türkiye’nin güçlü desteği sayesinde, Serrac Hükûmeti, Hafter çetelerine galebe çaldı ve Batı’nın beklentileri de suya düştü… Neticede yeni bir hükûmet kuruldu. Bu çerçevede yeni temasların olması da tabiidir. Libya’nın Avrupalı en yakın komşusu olan Malta’nın Başbakanı, Robert Abela 5 Nisan günü Trablus’ta idi. Özellikle düzensiz göçmenler konusu başta olmak üzere, iki ülke arasında yakın iş birliğine ihtiyaç var. Ondan bir gün sonra, bu defa İtalya Başbakanı Mario Draghi, Libya’nın başşehrindeydi. İtalya’nın Libya üzerinde yüz küsur yıllık tasallutu, bugüne kadar çeşitli formatlarda hep devam etti malumunuz… Hafter çeteleri karşısında, Libya devletinin egemenliğini siyaseten savunma ve destekleme konusunda etkili adım atmayan İtalya, bugün sempati turlarında!..
Ama en dikkat çekici ziyaret, yukarıda işaret ettiğimiz Yunan Başbakanı ve Dışişleri Bakanının Trablus’a gitmesidir. Yunanistan hâlâ, "Türkiye ile yapılan münhasır ekonomik bölge anlaşmasını bir şekilde devre dışı bırakabilir miyim?" gibi beyhude bir çabanın içinde. Libya’nın yeni devlet ve hükûmet başkanları da, önceki Millî Mutabakat Hükûmeti gibi, Türkiye ile yapılan anlaşmaların aynen devam edeceğini deklare etmiş bulunuyorlar... Batı ne kadar karın ağrısı çekerse çeksin, bu böyle devam edecektir...