Noktalar

İsmail Kapan

Sınırımıza yakın Suriye coğrafyasında, yeni bir operasyonun ayak sesleri giderek yaklaşıyor!.. Bunun işaretini önce Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra da Dışişleri Bakanı Mevlût Çavuşoğlu verdi.

 

Evet, Suriye sınırımızın karşı tarafında, malum küresel güçlerin himayesinde, bir garnizon terör devletçiği kurma maksadıyla kümelenen PKK/PYD terör örgütünün saldırıları durmuyor. Bu saldırılardan, son olarak iki özel harekât polisimiz şehit düştü. Cumhurbaşkanı Erdoğan bu konuda yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Suriye’den ülkemize yönelik terör saldırılarının kaynağı mahiyetindeki kimi yerler konusunda artık tahammülümüz kalmamıştır. Buralardan kaynaklanan tehditleri, ya oralarda etkin olan güçlerle birlikte ya da kendi imkânlarımızla bertaraf etmekte kararlıyız…” Dışişleri Bakanı Mevlût Çavuşoğlu da, gazetecilerin “Suriye’de yeni bir harekât olur mu?” sorusuna şu cevabı verdi: 

“Bu bölgelerden bu teröristlerin temizlenmesi için ne gerekiyorsa yapacağız. Her iki ülke de (Erdoğan’ın ‘orada etkin olan güçler’ diye ifade ettiği ABD ve Rusya) bu teröristleri en az 30 km güneye çıkaracaklardı. Rusya Tel Rıfat ve Münbiç’i temizleyecekti. Bu sözler tutulmadı. Dolayısıyla son saldırılarda Rusya’nın ve ABD’nin de sorumluluğu var. Sözlerinde durmadılar. Bu teröristler burada olduğuna göre, bizim de yapmamız gereken nedir? Kendi göbeğimizi kendimizin kesmemizdir. Temizlenmesi için ne gerekiyorsa yapacağız. Saldırıları kınıyoruz diyorlar. (ABD cenahından son saldırı üzerine yapılan açıklamalar…) Peki, bu silahları kim veriyor? Sen eğitiyorsun. Sonra göstermelik bir kınama açıklaması yapıyorlar…”  Hatırlayınız, “Kendi göbeğimizi kendimiz keseceğiz” ifadesini Cumhurbaşkanı daha önce defalarca kullanmıştı. Akabinde de sınır ötesi harekâtlar gelmişti.

ABD elçiliği ve dışişleri bakanlığından yapılan kınama açıklamalarının ne derece samimiyetsiz olduğu, Joe Biden’ın Kongre’ye gönderdiği ve insanların zekâsıyla alay eden şu mektubundan da anlaşılmıyor mu?

“Türkiye Hükûmetinin Suriye’nin kuzeydoğusunda düzenlediği operasyonlar, DEAŞ’ı yenilgiye uğratma çabasının altını oyuyor ve sivilleri tehlikeye atıyor…” Biden böyle akla ziyan açıklamalarla neyin peşinde? Suriye coğrafyasında, DEAŞ’a karşı en etkili ve sonuç alıcı operasyonları yapan Türkiye’den başkası değil. Bunu ABD de dâhil herkes biliyor… 15 Temmuz hain darbe teşebbüsünden sadece kırk gün sonra, Türkiye Fırat Kalkanı Harekâtını başlattı. Yedi ay süren bu harekâtta Azez, Cerablus ve El-Bab arasında iki bin kilometrekareden fazla alan DEAŞ terör örgütünden temizlendi ve en az 2647 terörist etkisiz hâle getirildi. Böyle bir harekâtı, ABD öncülüğündeki altmışaltı ülkeden oluşan Koalisyon asla ve kat’a yapamadı. Şimdi Joe Biden kimi kandırmaya çalışıyor? Türkiye kendi sınırının karşı tarafında DEAŞ ve PKK/YPG’nin fiilî durumla yeni oluşumlara zemin açmak için giriştiği faaliyetlere karşı, terör örgütleri ve destekçilerine gerekli reaksiyonu hep verdi ve vermeye de devam edecek. 20 Ocak 2018 tarihinde, 30 bin kişilik sınır güvenlik gücü oluşturacağını ilan eden terör örgütüne karşı, başlatılan Zeytin Dalı Harekâtıyla, Afrin ve çevresinde 2000 km2’lik alan PKK/PYD’den temizlendi ve 4 bin altı yüz terörist de etkisiz hâle getirildi.

Her seferinde büyük darbe yiyen bölücü terör örgütü, küresel ve bölgesel güçlerin kesintisiz desteğiyle faaliyetlerini sürdürdü. Türkiye 9 Ekim 2019 tarihinde de Barış Pınarı Harekâtını başlattı. YPG Türkiye topraklarına havan toplarıyla saldırırken gıkı çıkmayan Arap Ligi ülkeleri, Kahire’de acil toplantı yaparak, Türkiye’yi kınama eyleminde bulundular… Arap ülkeleri bu tepkiyi gösterirken, ABD hükûmeti de hop oturup hop kalkıyordu. 15 Ekim’de Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Trump bir telefon görüşmesi yaptı. İki gün sonra da Başkan Yardımcısı Mike Pence başkanlığında bir heyet Ankara’ya geldi ve müzakereler sonucunda bir anlaşma metni ortaya çıktı. Buna göre Tel Abyad ile Resülayn arasında tesis edilecek güvenli bölgeden SDG (omurgasını PKK/PYD’nin oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri) 120 saat içinde çıkacaklardı. Ancak bu anlaşmaya hiçbir zaman uyulmadı. Mevlût Çavuşoğlu’nun sözlerinde durmadılar dediği nokta işte burası. Harekât 22 Ekim tarihine kadar devam etti ve 4300 km2 PKK/PYD’den temizlendi. Bu tarihte Rusya’ya giden Erdoğan, Soçi’de Putin ile bir araya geldi ve burada varılan mutabakata göre, Tel Abyad ve Resülayn’ı içine alan Barış Pınarı Harekâtı alanındaki yerleşik statü muhafaza edilecekti. (Bu konuda geniş bilgi için Bkz. Büyükelçi’nin Gözünden Suriye-Ömer Önhon Shf. 325 vd.) SDG unsurları ve silahları 150 saat içinde, Türkiye sınırının 30 km dışına çıkacaktı… Evet, doğru tahmin ettiniz, bu anlaşmaya da uyulmadı. Çünkü Rusya sözünü tutmadı.

Hani Rus Dışişleri Bakanı Lavrov iddia ediyor ya, Türkiye İdlib’de sorumluluğunu yerine getirmedi diye… Gospodin Lavrov’a bu anlaşmayı bir kere daha hatırlatmak gerekiyor mu acaba? Türkiye saldırılara karşı gerekeni yapacaktır. Az bekleyin!