Noktalar

İsmail Kapan

Türkiye’nin küresel boyutta büyümesi ve güçlenmesi denizlerden olacaktır… Cumhurbaşkanı Erdoğan; “Ülkemizin gerektiği gibi korunabilmesi, ancak mavi vatanın en iyi şekilde savunulmasıyla mümkündür…”

 

“Türk Silahlı Kuvvetleri, NATO’nun ikinci büyük ordusudur…” cümlesini çok sık duyarız. Doğrudur. Ama bu kıyaslama kara gücü bakımındandır. Deniz kuvvetleriyle ilgili parametreler daha farklıdır. İngiliz Donanması (Kraliyet Deniz Kuvvetleri), Amerikan Donanmasının ardından, NATO’da ikinci en güçlü donanmadır…

Çok uzak mesafelere kuvvet gönderme ve savaşma imkân ve kabiliyetine sahiptir. 1982’de Falkland Adaları (Malvin Adaları) Arjantin tarafından işgal edildiğinde, yaklaşık 13 bin kilometre (12.755 km) mesafeye donanma gücü göndererek, altı hafta içinde Arjantin’i mağlup etmiş ve adaları geri almıştı. İngiltere daha sonra deniz gücünü geliştirme noktasında yeni hamleler yaptı. 2017 yılında Deniz Kuvvetlerine teslim edilen ve dört milyar Sterlin’e mal olan HMS Queen Elizabeth uçak gemisi, 280 metre uzunluğunda ve 40 savaş uçağı kapasitesine sahip. İngiltere’nin ayrıca nükleer reaktörle çalışan güçlü bir denizaltı filosu var…

Fransa da, deniz kuvvetlerini güçlendirme noktasında önemli adımlar atıyor. Halen hizmette olan Charles de Gaulle Uçak Gemisi 18 adet Rafael savaş uçağı kapasitesine sahip. 2038 yılında tamamlanması beklenen yeni bir uçak gemisinin inşa çalışmaları devam ediyor. Nükleer güçle çalışacak bu yeni geminin de 280 metre uzunluğunda olması ve 5 ila 9 milyar avroya mal olması bekleniyor…

ABD’nin halen 11, Çin’in 2, Rusya, İngiltere ve Fransa’nın birer aktif vaziyette uçak gemisi bulunuyor.

Dünyadaki askerî nüfuz ve güç mücadelesi denizler ve okyanuslarda yoğunlaşıyor…

Türkiye’nin de, küresel boyutta bu çetin mücadeleyi sürdürebilmesi, ancak yeterince rekabet imkânlarına sahip olmasıyla mümkündür. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dün Türkiye’nin ilk istihbarat gemisi olan Ufuk’un hizmete giriş töreninde söylediği şu söz çok ama çok önemli. “Ülkemizin gerektiği gibi korunabilmesi, ancak Mavi Vatanın en iyi şekilde savunulmasıyla mümkündür…” Evet, Türkiye’nin daha da büyümesi ve güçlenmesi denizler üzerinden olacaktır. Tarihimize baktığımızda, özellikle Osmanlı döneminde; ne zaman denizlerde ve okyanuslarda güçlü olmuşsak, kıtalararası güç ve hâkimiyetimiz de o derece sağlam olmuştur.

Fakat ne zaman ki, deniz gücü rekabetinde zayıflamaya ve gerilemeye başlamışız, işte o zaman topyekûn bir duraklama, gerileme ve maalesef sonunda da çöküş kaçınılmaz olmuş. Aslında Osmanlı’nın yükselme dönemi olan 16. Asırda Akdeniz bir Türk Gölü mahiyetindedir. Velakin aynı dönemde Portekizliler, İspanyollar, Hollandalılar ve Fransızlar ile İngilizler, ardı ardına okyanuslarda büyük hâkimiyet alanları kurmuşlar ve ne yazık ki, bundan sonra Osmanlı Devleti bu mücadelede öne geçememiştir... 

Yiğit düştüğü yerden kalkar derler… Evet, Türkiye yeniden denizlerde ve okyanuslarda güçlenerek ve başa güreşecek seviyeye gelerek, küresel aktör konumunu pekiştirecektir.

Türkiye son yıllarda Savunma Sanayiinde hakikaten çok parlak başarılar elde etti… Havada İHA ve SİHA’larla, savaş konseptini ve paradigmasını değiştirdi. Bunu yabancı analistler söylüyor. Aynı şeyi denizlerde de yapabiliriz. ULAQ Silahlı İnsansız Deniz Aracı (SİDA), bu minvalde çok büyük bir atılımdır. Tıpkı İHA ve SİHA’lar gibi, SİDA da, küçük gövdesiyle çok büyük işler yapma kapasitesine sahip. 2 ton görev yükü taşıyor…

Bu ne demek? Teorik olarak bir uçak gemisini batırabilme kapasitesi!.. Türkiye millî imkânlarıyla kendi savaş gemisini tasarlayan ve inşa eden on ülkeden biri durumuna gelmiş bulunmakta. Bugüne kadar hem inşa ettiği savaş gemileri hem de bunlarla entegre edilen yeni silah sistemleri, Türk Donanmasını emsalleri arasında çok üst bir seviyeye yükseltmiş bulunmakta. Bu yıl hizmete girmesi beklenen TCG ANADOLU çok maksatlı amfibi gemisiyle lig atlayacak…

Ama Türkiye hedefi çok doğru biçimde, daha büyük ölçekte koymuş bulunmakta. İlk etapta bir uçak gemisi ve belki akabinde ikinci uçak gemisi…

Dün hizmete giren, test ve eğitim gemisi olarak geliştirilen Türkiye’nin ilk istihbarat gemisi UFUK, her türlü iklim şartlarında uluslararası suyollarında 45 gün kesintisiz seyir imkân ve kabiliyetine sahip… UFUK donanmamıza çok şey katacak.

Cumhurbaşkanı Erdoğan dün şunu da söyledi: “Ülkemizi geleceğin harp ortamına hazırlıyoruz… Derin öğrenme ve yapay zekâ entegrasyonunu gerektiren karmaşık sistemlere yönelik çalışmalarımız hızla devam ediyor. Bir yandan da gözümüz uzayda…” Evet, karada; denizde, havada ve uzayda… Kısacası rakiplerimizin at koşturduğu her yerde, biz de en güçlü şekilde varlık göstermeliyiz.