Kemal Belgin

Güneş'in bu hemen hemen tepeden tırnağa yenilenmiş takımı yeni bir 2002 eserinin birinci sayfasını mı yazıyor?


Millî takım bu defa karşısında kendini artık aşma sürecinde sanan, pas falan yaparak, alan değiştirerek, oyuna çıkarak pozisyon bulabileceğine inanmış ama aldanmış bir rakip buldu. Bizim takım buna karşı son derece sakin, akıllı, riske fazla girmeden topu kontrolünde tutarak oynadı. Geri dörtlümüz rakibin kendi kendini aldatan aksiyonları karşısında son derece iyi yer tutup kazandığı topları da kendini gösteren neredeyse takımın tamamına servis edebildi.

Ozan, Dorukhan ve İrfan'dan kurulu orta alanımız ise yukarıda da değindim gibi rakibin günümüz futbolu için yetersiz olan karşılama hamlelerine özellikle önden kendini gösterenler ve kendi aralarındaki yer değiştirerek pas alışverişi yapıp maçın hakimi oldu. Deniz, Cenk ve Kenan bu kurgumuzda kendilerini çok zorlamadan oynadılar. Cenk'in açık ve net bir futbol sanatı gösterisindeki golünden sonra Deniz'in çıkması mümkün olmayan frikiğiyle maçı zaten cebe indirdik.
Bir önemli noktaya değinmek istiyorum. Milan'ın oyuncusu Hakan Çalhanoğlu bizim takımda en fazla eleştirileri alan hatta dün akşam yedeğe düşen bir isim. Ama Milan'da Hakan'ın oynadığı oyuncular, hocanın kurgusu, taktiği ve rakipler bizim millî takım elemanları ve rakiplerinin çok çok değişiminde olduğu için bu Hakan herkesi 'zorunlu olarak' şaşırtıyor.
Tabii vurgulamam gereken bir oluşum daha var. Bizim millî formaların isimler belinde değil, sırtında. Yani kimin kim olduğunu uzaktan baksan bile görebiliyorsun. Acaba bu formalar bizim ligin takımları için de Federasyon'a bir örnek olur mu?
Sonuç olarak Şenol Güneş'in bu hemen hemen tepeden tırnağa yenilenmiş takımı yeni bir 2002 eserinin birinci sayfasını mı yazıyor?
Öyle ya bu hocamızı Türkiye'deki "çok önemli yorumcularımıza" bir türlü sevdiremedik ya da beğendiremedik.

MAÇIN ADAMI: Cenk Tosun