Kemal Abinin Haftalığı

Kemal Belgin

Bizim Şenes Erzik demişti ki, "Avrupa Futbol Şampiyonası öyle 10 ülkede oynanamaz. Bir ülke ve şehirleri formülünden vazgeçilemez..." Şimdi mi? UEFA Başkanı Ceferin de Şenes'in sözüne uymayı düşündüklerini açıkladı. Eh koca Şenes bu... 1980'de girdiği UEFA çatısının altında başkanlık hariç ki, çok başkanı yönetti çaktırmadan, ne kadar kurul varsa hepsinde de başkanlık yaptı. Hem de FIFA İcra Kurulu üyeliğine kadar... Hepsinde de onur kurulu üyesi... Peki, ya bizim federasyon? Akıl akıldan üstündür beyler!

Aykut Kocaman yarışı başladı!
Önce Şansal Büyüka yazmıştı. Peşinden Attila Gökçe dostum daldı aynı konuya... Ne mi? Fenerbahçe ne yapıp yapmalı ve Aykut Kocaman'ı göreve getirmeli diye... Peki, Cocu'nun peşine düşüp Comolli ile birlikte Fenerbahçe'ye az kalsın küme düşürtecek yönetim "Hadi bakalım yürü" dediği Aykut'la nasıl karşı karşıya gelebilir ki? Haaa üç beş aklını kaybetmiş taraftar tempo tutarsa bilemem... Tıpkı Ersun Yanal olayındaki gibi... Benim adayım mı? Bu yönetime hiçbir aday uymaz, bunu böyle bilesiniz.

Yaşa be Kulüpler Birliği!
Önceki gün Kulüpler Birliği racon kesti. Vay be demeyiniz sakın ha!.. Öyle bir kendini hatırlatma sadece... Şu Kulüpler Birliği Vakfına acaba, bende kuruluş statüsü ve yetkilerini kapsayan kitabı vardır. Fransa'daki gibi fikstürü belirleyen, maç takvimlerini ayarlayan hatta transferden tutun da futbolun her şeyine hâkim bir kuruluş yapamaz mıyız? O zaman Federasyon ne mi yapar... Millî takımdan tutun da yapılacak o kadar çok şey var ki... Hele hele özerk isen...

Muslera da Taffarel olur mu?
Galatasaray'ın artık efsane olan kalecisi Muslera, "Futbolu bıraktıktan sonra Terim Hoca’ya yardımcılık yapmak en büyük hayalim" demişler. Hatırlarsanız yine kaleci olan Taffarel o işi yapmıştı. Sonra çekti gitti. Nedenini bilemem. Kolay gelsin demekten başka bir şey aklıma gelmedi, Muslera...   

En avantajlı Beşiktaş...
Koronavirüs illeti tartışmasız kulüplerimizin ipini çekti diyebiliriz. Maç yok, dolayısıyla hasılat yok... Yayıncı kuruluştan kuruş yok... Eh, futbolcu, teknik heyet ve de diğer görevliler para derdinde... Kasa tamtakır... Yani eldeki kadrolar korunur mu en azından? Zor... Ama büyük kulüplerimizden biri avantada... Sivasspor'da Fatih'i olan, şu anda iyileşmiş olan Dorukhan'a da sahip Beşiktaş bana göre en avantajlısı gibi görünüyor.

Gökhan ve Caner mi?
Bizim spor basının şimdilik bir numarası Beşiktaş forması içindeki Gökhan Gönül'le Caner Erkin'in Fenerbahçe'ye dönüp dönmeyecekleri... Olur mu? Olabilir. Neden mi? Eh bu ikili Aziz Yıldırım döneminde gönderilmediler mi? Kim döndürülmedi ki? Yaşları mı? Biri 35 diğeri 32... Futbolculukları mı? Bizim futbolun son yıllardaki ender ürünlerinden... Aman canım siz de, ne siyahiler var bunlardan yaşlı daha cazip olan... Merakla bekliyoruz. Beşiktaş mı? Vallahi öyle sesler çıkıyor ki son günlerde yönetimden, Süleyman Abi'yi rahatsız eden...

Soylu Süleyman!
Hatırlarsanız bu köşemde iki defa İçişleri Bakanımız Süleyman Soylu'ya yer ayırmıştım. Hatta Başkan Erdoğan'ı da bu seçiminden dolayı kutlamış ve onun hayatında hiç boşa çalıştığına tanık olmadığımı dile getirmiştim. İşte son gelişme... Haksız mıymışım? Bu ülkede biz ne adamlar tanıdık, bize margarini bile kuyruklarda yedirten, evlerimizi yakıtsızlık yüzünden buz kestiren... Yanlış işler yapma rekorları kırarak hâlâ ortalarda gülerek dolaşan neler var neler... Öylesine ki, "Bu kadar hastaneye ne gerek?" diyecek kadar insanlıktan uzak duranlar... Asıl şaştığım ve de üzüldüğüm, cebinde çok çok yüksek kartvizitler bulunan dümen suyu gidicileri...

TRT Müzik böyle mi olmalı?
Geçtiğimiz perşembe akşamı TRT Müzik’teydim bir aralık. Bir bayan alaturkayı bence hiç uymayan tiz sesi ile okudu. Neyse... Bu kanalımız, üstelik de bizim vergilerle, hakiki alaturka yapamaz mı? İllaki yeniler mi olmalı ekranda? Koca bir tarihî arşiv vardır oralarda... Neden mi bu kadar iddialıyım. Eh bendeniz Kadıköy Dumlupınar Sokağı’nda amcamın bahçesinden komşusu Neveser Kökteş'in meşklerini dinlemişim... Sazlar mı? Ercüment Batanay, Hüsnü Anıl... Solist pozisyonu mu? Yıl 1953 idi ve o kişi Zeki Müren idi... Lütfen hakiki alaturka TRT Müzik! Münip Utandı diye bir ses vardı, ne oldu ona?

Gün Erte'yi kaybettik!
Voleybol salonlarımızın efsanelerinden Gün Erte'yi de kaybettik. Gün, hem Moda'dan, hem de Saint Joseph'ten yakın arkadaşımdı. Kardeşi Güven de öyle... Rahatsızdı. Bundan kısa süre önce haberi alır almaz aradım, kısa bir sohbet etmiştik. Nurlar içinde yat sevgili dostum, kardeşim...