Kemal Belgin

Eski MHK Başkanı Yusuf Namoğlu ile yapılan röportaja kulübün gösterdiği tepkiyi anlamak zor…

Eski hakem, şimdiki yorumcu Erman Toroğlu’nun, MHK eski başkanı Yusuf Namoğlu ile yaptığı röportaj sporun gündemine oturmuştu. Fenerbahçe Kulübü çok sert şekilde tepki gösterdi bu röportaja resmî internet sitesinden... Erman Toroğlu da ertesi gün ayrıntılı biçimde röportajı bir kere daha, detaylarına derinliğine girerek yazdı.                  
Sonra mı? Bendeniz de, Fenerbahçe Kulübü geçtiğimiz cuma resmî sitesinde konuyla ilgili hayli uzunca yayınladığı bildirinin son cümlesine bakarak şunları yazacağım... 
Bildirinin son cümlesi şöyleydi: Beklentimiz bu zatın görüşlerini aktaran medya kuruluşları olan Sabah, Fotomaç ve A Spor’un gazetecilik meslek ilkelerine uygun davranmalarıdır. 
İşte burada benim de bu gazetecilik ilkeleri ile yazacaklarım olacak. Hem de söz konusu tarihî kulübünüzün başkanlarıyla ilgili... Hem de son ikisiyle ilgili. 
O bildiriyi yayımlayanlar; siz önce kendi Başkan’ınızın; ki, o ünlü kuruluşun aileden gelen temsilcisinin zamanında Haber Türk’e yaptığı “Reklam kesme” saldırısına bir cevap bulun bakalım... Nasıl mı? Rahmetli Tuğrul Yenidoğan ve İsmet Tongo ile Haber Türk’te her pazartesi akşamı sunduğumuz bir spor programı vardı. İşte o programlardan birinde Tuğrul Kardeşim, açılan konuyla ilgili bir TBMM resmî belgelerini ortaya dökmüştü. Yanlış hatırlamıyorsam 1946 yılının aralık ayına aitti o belgeler. Yani 8. dönem TBMM ile ilgili. Ayrıntı mı? Uzun olur. Tarihe bakarsanız ne olduğunu bulursunuz. Sonra mı?
Programın ertesi günü Haber Türk sorumlularından biri beni arayıp “ Ne yaptınız siz... O grup 550 bin dolarlık reklamı çektiklerini açıkladı...” demez mi? Konu, ABD’de malum hastalık için tedavi gören patron -şimdi rahmetli- Ufuk Güldemir’e taşınmıştı. Patronun cevabı işe şöyleydi: “Ben programın arkasındayım. Canlı olarak izledim. Ellerindeki belgelere kim karşı çıkabilir ki? Program aynen devam edecek. Hatta haftaya genel yayın yönetmeni yardımcısını aralarına alsınlar ki, onların en büyük destekçisinin ben olduğunu görsünler...” Ve bizim program Taki Doğan’ın bir kerelik katılımı ile devam etti.
Sonra mı? Ufuk Bey, on gün sonra ABD’den döndü. Tedavisine ara verilmişti. Onun döndüğünü duyar duymaz, hemen ertesi günü o günkü Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım ile bugünkü başkan Ali Koç, Ufuk Bey’in evine ziyarete gittiler.
Ne mi oldu? O ziyaret bir ‘Geçmiş olsun, hoş geldiniz’ anlamı taşıyor gibiyse de aslında özür mahiyetinde idi. Ufuk Bey hasta yatağında onlara şunları söyleyecekti, “Ben sizin 550 bin dolarınızla ne zengin, ne de fakir olurum... Arkadaşlar devlet belgeleriyle program yaptılar. Arkalarındayım. Siz ise istediğiniz gibi davranabilirsiniz...” 
Sonra nasıl mı dönüldü? Bu ziyaret sonrası, yani ertesi gün beni yine aradılar ve televizyondaki sorumlu kardeşim şunları söyledi:” Abi müjde! Reklamlar iade edildi. Bu akşamdan itibaren devreye alacağız...” 
Yani mi? Bizim mesleğin ilkelerine burnunuzu sokmayınız. Varsa iftira, varsa organize yalan, gidersiniz mahkemelere... Türkiye bir hukuk devletidir. O kadar... Öyle düşünmeden taşınmadan ortaya çıkışlarınıza da artık bir çekidüzen veriniz?