Kemal Abinin Haftalığı

Kemal Belgin

Yıl 1968 idi. Kadıköy, daha doğrusu Moda’dan mahalle arkadaşım Ahmet Babalıoğlu babasının tayini sebebiyle Ankara’ya taşınmıştı. Telefonla hasret giderirken “Yahu ben gelemiyorum, bari sen gel” diye çağırıp duruyordu. Bendeniz de daha fazla kıramadım ve Ahmet’in evine akşamüstü 17.00 sularında vardım. Babası ve annesi, hatta kız kardeşi de yoktular. Derken, 19.00 sularına doğru kapı çalındı ve içeri üç genç girdi. Ahmet, beni en eski arkadaşım diyerek tanıttı ve o akşam orada konaklayacağımı söyledi. Gelenlerde bir surat bir surat... Gelenlerin hiçbirini tanımıyordum. Şuradan buradan gece saat 00.00’a kadar yedik, maç ve şundan bundan söz ettik. Bendeniz yorgundum, yan odaya geçip yattım. Daha dalamadan işittiklerim uykumu kaçırdığı gibi bana sabahı da zor ettirdi. Meğerse bu gelenler, daha sonra gazetelerde fotoğraflarını gördüğüm Deniz Gezmiş ve Yusuf İnan, üçüncünün ismini unuttum, imişler. Yok o konsolosu temizleyeceklermiş, yok şurayı basıp devlet adamı, milletvekili kaçırıp temizleyeceklermiş... Bu defaki ihtilal çok kanlı olacakmış. Saymakla bitmez. Sabah Ahmet’in yakasına yapıştım. “Oğlum sen bunları nereden tanıyorsun?” diye... Kimi fakülteden kimi de malum örgütlenmelerden imiş. Ahmet de bu ekibe dâhil olmuştu ne yazık ki. Sonradan haber geldi ki Ahmet’i de içeri almışlar. Yıllar geçti ve Ahmet vefat etti. Bunları görmüştüm ve de kulaklarımla ne olduklarını kendi seslerinden duymuştum. Ev mi neredeydi? Bahçelievler semtinde...

Beş oyuncu değişimi...
…Ve geçtiğimiz cuma günü FIFA, 2020 yıl sonuna kadar müsabakalarda oyuncu değişiklik sayısını beşe çıkardığını açıkladı. Tabii ki bazı ölçüler içinde... Bence çok doğru bir karar oldu bu... Neden mi? Çünkü liglerin öyle bir yerinde neredeyse üç aylık bir boş zaman olmuştu. Bu, bundan böyle zamansız gibi oynanacak maçların içinde sakatlık sayısının artabileceği endişesi vermektedir. Tabii ki bu kritik süreç bittikten sonra eskisi gibi üçe dönülecektir. Şimdi bu kararla kenardaki teknik adamlara önemli görevler düşecektir. Maçı iyi okuyamayan sınıfta kalacaktır.

Salon tamam dedi!
Hem Basketbol hem de Voleybol Federasyonları liglerin devam etmeyeceğini açıkladılar. Hele hele voleybola çok şaştım. İki takım arasında file var. Tek sakıncalı durum her sayı sonrası ortada buluşmak. Onu yasaklarsın ve devam dersin. Tabii bu arada salona seyirci de almazsın. Zaten alsan ne olur ki! Neredeyse maçlar bedava... Basketbol ise çok sıcak temasın bulunduğu bir spor. Şimdi şampiyon da yok, düşen de... Sezon ne zaman mı başlar? Eylülü bulur.  Neredeyse altı ay ara... Yazık! Anlaşılan o ki bizim ikinci sınıf futbola mahkûm kalacağız.

Hayırdır Hasan Kardeş!
Futbolculuğunu hep övdüğüm ve de iyi bir Galatasaray sevdalısı olduğu da bilinen Hasan Şaş, görevinden istifa ettiğini açıklamış. Şaşırdım. Terim Hoca, Ümit Davala ile birlikte, iki kolundan biri olan, Hoca’nın teknik adamlığında fırtına gibi esen Hasan, bence bu kararının asıl gerekçesini, yukarıda saydığım özellikleri sebebiyle açıklayamıyor.

Her kafadan bir ses!
TFF Başkanı Nihat Özdemir geçtiğimiz hafta liglerin akıbeti ile ilgili geniş bir açıklamayı medyanın önünde yapmıştı. Ve de en önemlisi sözlerine başlarken, “Şimdilik...” kelimesini kullanmış olması idi. Bu kelime yarınların ne olabileceği meçhulüne dayanıyordu. Sen misin bunu söyleyen!.. Bazı, her kademeden kulüpler, liglerin oynatılmasının neredeyse bir cinayet olduğunda birleştiler. Bazıları sessiz kalırken bazıları da Federasyon’un kararını destekledi. Benim bildiğim bizim Federasyon 1992’den beri özerktir. Ancak böylesine kritik bir süreçte bağlantılı her bakanlıkla omuz omuza hareket etmesi de akılcılıktır. Bu sebeple fazla gürültü çıkarmadan gelişmeleri takip etmeliyiz. Zaten takımlarımızın hemen hemen hepsi de çalışmalara sahalarda başladılar.

Bravo Trabzonspor! Yapma Beşiktaş!
Önce parti parti, sonra tam takım, hem de her türlü çeşitlemelerle idmanlara başlayan Trabzonspor, başkanı, yöneticisi, teknik adamı ve futbolcularıyla “Ligi oynamaya hazırız” deyip duruyorlar. Ama ya Beşiktaş? Başkan paradan, asbaşkan veya başka işler sorumluları ligin oynanmasından rahatsız. Acaba Süleyman Ağabey sağ olsaydı ne mi derdi? “Çıkar aslanlar gibi oynarız” derdi. Eh, tarihî rakiplerden birinin başkanına hakaretler edenlerin arasına girip oturmadı mı zamanında? “Hadi bakalım şimdi de küfretsenize” dememiş miydi?

Ergin Ataman utandırdı mı acaba?
Anadolu Efes koçu Ergin Ataman “Ligi mutlaka sahada bitirelim” demişti. Hem de üstüne basarak “Nasıl futbol bitirilecekse, basketbol da bitirilmeli... Ligin bir marka değeri var. Hem bu değeri korumak hem de emeğimizin karşılığını sahada almak istiyoruz” diye devam etmişti. Ancak ne var ki, Federasyon, Ergin Hoca kadar yürekli çıkamadı. Ergin Hoca bu... NBA’de başlatılan yeni formüle kendi takımının çoktan geçtiğini de eklemiş. Eh, Başkan da eski basketbolcu olunca böyle oluyor işte... Örnek alına!

İsmail Yüksek de yanar mı?
Geçtiğimiz cumartesi günkü bizim gazetede, tabii ki ekranlarda da 3. Lig ekiplerinden Gölcükspor’dan İsmail Yüksek isimli 21 yaşındaki bir futbolcunun 500 bin lira bonservis bedeli ile Fenerbahçe’ye transfer olduğu haberi yer alıyordu. Yeni spor medyasının tarifiyle bu genç 8 veya 10 numara oynarmış. Yani orta alanda... Boyu 1 metre 85 santimetre imiş. Bu sezon 26 maç oynamış ve sekiz gol atmış. Tamam da, acaba kulübede manken mi olur, yoksa sonbahar günlerinde kiraya mı postalanır? Yeni spor medyasına göre sanki ilk on bir elemanı olacak hemen... Sahi, böyle bir çok ithal veya yerli üretim çok oyuncu vardı, onlara ne oldu ki?