Kemal Abinin Haftalığı

Kemal Belgin

Futbol maçlarımızın yayıncı kuruluşunda son günlerde Gamer adlı bir program var. Bu programda, dört beş futbolcu yan yana, omuz omuza, neredeyse kol kola, “Sahte-yapmaca futbol maçı” oynuyorlar... Ne çağdaş değil mi? Peki, futbol maçlarının başlamasına engel gösterilen malum virüs bu görüntü içinde varsa kimseye bulaşamıyor mu? Ama sahada sevinme, hakeme yaklaşma falan yasak. Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu!

Yardım kolisi dağıtımında rekor!
Geçtiğimiz cumartesi ekranlarda müthiş bir görüntü vardı. Yedi-sekiz CHP’li, vatandaşa yardım kolisi için kapı çalmış. Ortada da sadece bir kutu var. Kim bilir belki de içinde bir senelik madde vardır, değil mi? Hadi oradan be! İşiniz gücünüz, Seksenler dizisindeki komiserin dediği gibi “Riv, riv, riv...” En azından milletin binleri aşan veresiyesini sildiren ama kim olduklarını ortaya koymayan vatandaşlardan utanın be!

Beşiktaş ve Erzurum’dan haberler!
Erzurumspor’da geçtiğimiz hafta sonu patlayan “Koronavirüs bombası” aradan üç gün geçtikten sonra herkesin salıverilmesi ile bitiverdi. Demek ki bu ilimizde, bu illete karşı, hem de üç gün içinde ilaç bulunmuş! Aykut Demir de veryansın etmişti. Acaba sıhhatteler mi şimdilerde? Bir tatlı haber de Beşiktaş’tan geldi. Oralarda da ilaç keşfedilmiş ve uygulanmış ki, virüs kontrolleri hemencecik negatif çıkmış.

Yüksek Divan’dan önemli notlar!
Fenerbahçe tarihte ilk defa online olarak Yüksek Divan Kurulu toplantısı düzenledi. Bravo! Tamam da üyelerin soruları içinde sadece iki tanesi dikkat çekiydi. Biri Ahmet Metin Çelikbilek’ten geldi. Ders niteliğinde... Diğeri ise isminin açıklanmasını istenmeyen bir üyeden... Bu üye, aidatın 100 lira  olmasını önerdi. Tamam da adını neden açıklamıyorsun birader? Kimden korkuyorsun ki? Tabii ilgi çeken notlar arasında çok önemli bir ayrıntı daha vardı. Düne kadar yeni yönetim içinde hiçbir oluşumdan eksik olmayan Semih Özsoy meydanlarda yoktu. Her türlü hesabın en küçük ayrıntısına kadar hesabını veren Burhan Karaçam da görünmedi ortalıkta... Fenerbahçe Yönetim Kurulu sayfasına girince Başkan’dan sonra gelen ilk iki isim yani... Hayırdır!

Galatasaray’ın büyük zaferi ve arkası...
Hiç tartışmasız kulüpler tarihimizde en büyük başarı Galatasaray’ın 2000 yılında kazandığı UEFA Kupası idi... Hem de Şampiyonlar Ligi’nden elendikten sonra onca dev rakibin tek bir tanesine bile yenilmeden geldi bu büyük zafer... Ya sonrası? Üstü açık malum otobüslerden biriyle İstanbul turu ve yanılmıyorsam Bahçelievler’de bir heykel... Oysa o dönemde, özellikle de Almanya’daki vatandaşın yüzde 80’i Galatasaray taraftarı idi. Başka ülkelerdekileri saymıyorum. Acaba o günkü yönetim ki, başarıda pay sahibidir, “Bize destek” diye bir kampanya açsaydı, ne olurdu? Galatasaray ihya olur, belki de daha üst transferlerle Şampiyon Ligi’ni bile kazanabilirdi. Hele hele Ali Sami Yen’in yerine muhteşem bir stat yapmak da kolay olmaz mıydı? Karşı mı çıkılırdı? Yok canım. Pazısı kalın olan istediği yere yenisini dikivermiyor mu?

Bu paketi hiçbir kurye taşıyamaz!
Yok yok sakın ola ki evlere gönderilen destek, yardım paketlerinden söz ettiğimi sanmayınız. Bu paket, CHP’nin şu 16 maddelik paketi. Vallahi tüylerim diken diken oldu. Ne uğraşıyor ki AKP ve MHP? Her şey bu kadar basitmiş meğerse... Bence bu müthiş paket yurt dışına da ihraç edilmeli ki, devletler kendilerini kurtarsınlar... Bu 16’lık müthiş paketten medet umanlara duyurulur! Pardon; içinde yurt dışındaki yüksek öğrenim görenlere davet yoktu...

Almanya’dan hâlâ haber yok
Alman ligi geçtiğimiz hafta başladı. Futbolcusundan hocasına, hakeminden yedeğine kadar herkes konmuş kurallara harfiyen uydu. Tabii merak edilen bu maçlar sonrası virüs patlaması olacak mıydı? Şu ana kadar tık yok... Adamlar İkinci Dünya Harbi’nden sonra taş üstünde taşı kalmamış ülkeyi yeniden, hem de birinci sınıf, kurmuşlardı. Demek ki oraları kopya etmek gerekir...

Göstermelik toplantı!
Bu haftanın başında bir meslektaşım çarşamba günü, en azından Süper Lig’in başlama kararının verilebileceğini söyledi. Vay be demiştim. Sonra baktım ki, ekrandan düşen alt yazılarda, gazete sütunlarında yer alan haberlere göre bu toplantıyı Kulüpler Birliği Vakfı ve TFF uzaktan paslaşarak yapacaklarmış. Ve heyecanım hemen bitti. Yahu bir daha tekrar edeyim; TFF, 1992’de çıkan 3.813 sayılı Kanun’la özerk konuma gelmiştir. Kulüpler Birliği Vakfı mı? Bence sadece göstermelik. Siz bu yazıyı okuduğunuzda sonuç belli olmuş olacaktı. Onu da haftaya yazarım inşallah!