Kemal Belgin

Elde ne var ne yok bakıp en çok yarayabilecek sonuç hesabını ben dün akşam her iki hocada da göremedim...

Ligin şampiyonluk kilidini tam anlamıyla açılmaz hâle getirecek ya da tam anlamıyla açarak bundan sonraki maçları sıradan oyunlar durumuna sokacak maçta Başakşehir'i, beraberliğin de kendisi için bir avantaj olabileceğini hesap ederek oyunda topu G.Saray'a bırakır gördük. Peki, G.Saray buna karşılık ne durumdaydı? Santrforsuz, yani uç adamsız kalmış bir takımın rakibi zor duruma sokabilecek, açabilecek, rahat pozisyon bulabilecek oyun planından mahrum idi G.Saray...
Yeni bir paragraf açalım o zaman; devre böyle paldır küldür golsüz kapandıktan sonra Okan Hoca 'Ne olursa olsun kazanalım, iş bitsin' düşüncesiyle Demba Ba'yı da oyuna sokarak iki uç adamına döndü. Bu yenilik sanki Başakşehir'i Aleksic'in attığı golle şampiyon ilan eder hâle geldi ama sonrasında da hem Crivelli hem Demba Ba'yla devam etmek tabii ki G.Saray'ın artık herkesi hücuma atabilme avantajıydı sanki. Ne var ki dediğim gibi son uç adamsız oynamanın formülü G.Saray'da bir türlü ortaya çıkamıyordu. Ama bir kenar eyleminde Emre boş kaleye topu bırakınca oyun başladığı hâle dönüverdi.
Burada bir kere daha altını çizmekte yarar var; elde ne var ne yok bakıp en çok yarayabilecek sonuç hesabını ben dün akşam her iki hocada da göremedim. Tabii ki şöyle diyecekler; 'G.Saray dünyanın pasını yaptı, oyunda hâkimiyet kurdu.' Kurdu da, benim işaret ettiğim Barcelona tipi oyuna bir türlü yaklaşamadı. Başakşehir ise her zaman övdüğüm, elindeki zengin ve kaliteli kadroyu yine iyi kullandı diyemeyeceğim.
Ben aslında maç 1-0 giderken şöyle düşünmüştüm yazıma; 'Türkiye Ligi'nde altıncı şampiyon ismiyle karşılaştık…' Ama bu olmadı, beklemeye yeniden koyulduk.
Son bir cümle edeyim. Visca'nın yaptığına ne demeli?

MAÇIN ADAMI: Emre Akbaba