Kemal Belgin

Trabzonspor bence buraya kadar kalecisi, geri dörtlüsü ve Sörloth ile geldi. Artık ikinciliğe razı olup kupaya odaklanacaktır... 

Yazıya maçın teknik oluşumu ve gelişimi, kadroların doğru seçilmiş oluşu veya yanlışı gibi görüşlerle başlamak isterdim ama Türkiye’ye geldiği ilk günden beri karşı çıktığım şu illet VAR sistemi öncelik kazandı. Maçın 43. dakikasında göğsünde FIFA kokardı bulunan maçın hakemi Halil Umut Meler, durdu durdu, kulağını, dikkatini VAR’a yöneltti ve saçma sapan bir düdükle penaltı çaldı. Yahu be Hoca ve VAR’dakiler; Antalyalı futbolcu topa vuruyor, top rakibin ayağına çarpıp auta gidiyor ve siz buna penaltı veriyorsunuz ortaklaşa...
Şimdi oyuna dönelim biraz... 
Trabzonspor takımı bence buraya kadar kalecisi, geri dörtlüsü ve Sörloth ile geldi. Bunun altına sanki imza atarak maçı oynadı ve bitirdi. Antalyaspor’un topun arkasına çabuk ve kalabalık geçişi, Abdülkadir Ömür’ün cılız fiziğiyle ve de kenardaki değişen iki siyahî oyuncunun sınırlı yetenekleri sayesinde çok pozisyon tanımadı. Buna karşılık Trabzonspor kendi saha cesaretiyle özellikle arkaya toparlanmada eksiklikler sunarak, özellikle yine rakibin orta sahasının ortasından getirdiği boş toplarla sıkıntı yaşadı. 
Tabii ki bu 2-2’lik sonuç, artık Trabzonspor’un lig ikinciliğine razı olup oradan dönerek kupayı kazanma hedefine yapışması gerektiğini ortaya çıkarmıştır. Antalyaspor ise Tamer Tuna hocasıyla yenilmemeye devam ederek ayakta duruyor. 
Bu arada Hüseyin Çimşir Hoca’nın savunmadaki Hüseyin’i 80’de alıp, yerine Hosseini’yi sürmesine hiç aklım ermedi. Ndiaye’nin oyundan çıkması bu yanlışa karşılık Guilherme’nin oyuna girişiyle doğru idi. 
Her zaman yazdık söyledik, kadro derinliği çok üst düzey olmayan Trabzonspor da Türkiye’de kadro zengini Başakşehir’i kutlamaya hazırlanacaktır herhalde. 

Maçın adamı: Boffin