Kemal Abinin Haftalığı

Kemal Belgin

Efendim başlık şaşırtmıştır sanırım. Neyse açalım o zaman...
Şu formalardaki beş şampiyonluğa bir yıldız meselesi var ya, hah işte o meseleyi bu ülkede açan bendenizim... Bir zamanlar Günaydın'da bizim de bu şıklığı uygulamamızı teklif etmiştim ve olmuştu da... Ancak başka ülkeler 10 şampiyonluğa bir yıldızı uyguluyorlardı. Neyse... Şimdiki rezilliğin başlıca sorumlusu (!), kabahatlisi (!) bu yıldız işini teklif eden ben ve sekiz adet şampiyonluğu bulunup rekor kırarak takımının yıldızı artıran Fatih Terim Hoca'dır...  Eh ben de makara geçeyim dedim...

Ha Erol ha Emre mi?
Fenerbahçe'nin önündeki iki tarihî rakibi de maçları kaybetmişler. Maç Kadıköy'de... Rakip de ligin sonundaki Denizlispor... Soruyorum; Fenerbahçe takımında saha yerleşimi, sistem farkı, doğru kadro, doğru değişiklikler gibi etkili futbol özelliklerine tanık oldunuz mu? Rakibin sadece ve sadece Sagal isimli bir tehlikesi vardı ama siz, size sunulan inanılmaz pas hatalarını bile iade ederek oynadınız. Dua edin de Samatta'nın kafası direğe vurup dışarı çıkmadı da içeri girdi...  Maç sonu mu? Bülbül yöneticiler yine "Yıldız" diye inlediler...

Ah be Süleyman Abi!
Sadece Beşiktaş'ın değil bu ülkenin efsane yegâne başkanı Süleyman Seba Ağabey'in doğum günü kutlandı geçtiğimiz günlerde... Ben de çok duygulandım. Çünkü Süleyman Ağabey ile yakın dostluğumuz vardı. Neredeyse haftada en az iki veya üç akşam sohbet ederdik. Bir gün kulübe uğramıştım. Odasında sohbet ediyorduk... Bir ara arkasındaki camdan dışarıyı göstererek aynen şunları söylemişti: "Bak Kemalciğim, hep sorarsın hâlâ yorulmadın mı diye... Şu arkamdaki iki bina bitmeden bir yere gitmem. Çünkü gidersem bunlar temelde kalırlar..."  Nurlar içinde yat kıymetli Ağabey!

Bakasetas uykusu!
'O da ne demek' demişsinizdir. Şunu demek istedim; Bakasetas gibi oyunun her bölgesinde etkili olabilen, hele hele gol de atan bir oyuncuyu transfer etmekte akıl koyamayan Üç Büyüklere öyle gülüyorum ki... Trabzonspor'da bir de bu oyuncu olmasaydı acaba bugünkü puanın kaçta kaçı olabilirdi sizce?

Kartal’ı dertleri yıktı!
'Neymiş o dertler' diyeceksiniz değil mi? Açalım o zaman... Sarı kart sınırında olan oyuncular belli ki ciddi şekilde uyarılmışlar. Nasıl mı anladım? Baksanıza Josef de Souza değil rakibe, topa bile dokunmaktan çekinerek oynadı. Başka mı? Necip sağ bek oynar da, Rosier hiç sağ önde iş yapar mı? Adamın özelliği uzun sahada katkılı olabilmesi... Her maç bir başkadır, Bunu kazanırsınız, yarınkine kafa yorarsınız. Biline... Ama gerçek santrforsuz rakibin üzerine oturarak maç kazanmak kolay mıdır sanıyorsunuz?

Çorba tatlı geldi Hatay'a...
Galatasaray'ın sahaya sürdüğü ilk on bir bence hatalı idi. Tamam eksik çoktu ama siz Arda'nın sağ kanatta oynadığında takımın on kişi kaldığını hâlâ fark edemediniz mi? Biri kale ağzından, diğeri ceza alanı dışından muhteşem şutla atılmış iki Hatayspor golü mü Galatasaray'ı şampiyonluk yarışından uzaklara itti? Bence hayır! Hiç Gedson stoper oynar mı? Soru bitmiyor mu, bitmez tabii ki... Ya devre arası değişiklikleri? Tam bir felaket! Zaten eksiklikler yüzünden aklı karışmış takımın bu sözüm ona tedavi ile artık aklı karışmışlık değil, bitmişlik yaşadı.

Büyük oyuncu kimde?
Şu Hatayspor’a bakıyorum, ne oyuncular var be! Tanıyan var mı bunları gelmeden önce? Bence yok! Sadece bu takım mı? Sivas'ın sol öndeki cevheri Gradel... Karagümrük'ün ön sağındaki adam... Gaziantepspor'daki sol ayaklı stoper... Her şeye rağmen yakınında kaliteli olsa daha da iyi işler yapacak Candeas... Peki, büyüklerdeki, mesela Trabzonspor'un tuhaf santrforu, Fenerbahçe'deki sayısız ön oyuncu ve daha niceleri... Bir inceleyin bakalım, aynı yere gelebilecek misiniz?

Sayın Tayyip Başkan dostum
Yine geçtiğimiz hafta çarşamba akşamı TRT Müzik'te, nasılsa, ünlü bestekâr Neveser Kökdeş Hanım'ın bir şarkısı Ahmet Özhan'ın tatlı sesiyle bizlere dinletildi. Tabii ki hemen aklıma bu müstesna hanımın şu anda perişan hâldeki evi geldi. Moda Caddesi üzerinde...  Sağ olsun Sayın Bakan’ım Kasapoğlu bir ekip gönderip inceletmiş idi. Ama o kadarla kaldı. Bu büyük alaturka üstadı hanım vefatından kısa bir süre önce bu mini köşkü camiye bağışlamıştı. Şimdi ev perişan hâldedir. Bu büyük üstat, karnında bebeği ile dul kalmıştı. Eşi Çanakkale Savaşı’nda şehit düşmüştü. Üzerine düşelim ve yakışır bir müze yapalım orayı...
Siz değerli dostuma da yazayım bu defa... Son defa...

104 şaşkın!
Zaten ağırlıklı olarak Deniz Kuvvetlerinde bulunur bu tipler. Benim o kadar çok yakın arkadaşım vardı ki bu kafada, sormayın gitsin... Çoğu hayatta değil ama sağ olanı da vardır. Şimdi de 104 adet emekli amiral tutmuşlar bildiri yayınlamışlar. Bakınız benzeri kafada olanlar; bugün onlarca TV kanalı var bu ülkede... En küçük bir hareket tıpkı 15 Temmuz’daki gibi vatandaşı karşısında bulur. Hem de karşısında uçaktan tutun da her türlü silaha karşı yüreğiyle, bayrağıyla...  Yahu bunu 15 Temmuz'da yaşamadınız mı? 1960’ta televizyonlar olsa idi rahmetli Menderes’e yaklaşabilir miydiniz? Haberiniz ola devam ederseniz daha beteri ile karşılaşırsınız.