M. Said Arvas

Hased büyük günahtır. Aynı zamanda içinde kul hakkı da vardır. Başkalarının elindeki nimetlerin çıkmasını istemek, onların sıkıntıya girmelerini temenni etmek insana yakışmaz. Bu kötülüğüne rağmen hased kanunen suç değildir. Çünkü kanun bunu tesbit edemez. Ama Rabbimiz bunu harâm kılmıştır. Yapanları da tesbit edebilir ve cezalandırabilir. Dünyada huzur içinde yaşayabilmemiz için bilmemiz gerekenleri yaratıcımız bize bildirmiş. Bilmemiz uygun olmayanları da bize bildirmemiştir... Hased etmek de bunlardan biridir. Bizim hakkımızda başkalarının düşündüklerini bilebilseydik, hepimiz yaka paça olurduk. Nimete kavuşup da kıskanılmayan, insan sayısı çok azdır. Perişan olurduk!.. Ölüm vaktinin de bildirilmemiş olması büyük nimettir. Bildirilseydi elimizden kâğıt kalem eksik olmazdı. "Kaldı şu kadar yıl, ay ve günüm" derdik. 1 seneden daha az kalınca artık elimiz ayağımız bir şey tutmaz olurdu. Perişan olurduk. Hased etmenin zararları!.. 1- Hased eden Rabbine isyan eder, O'nun emirlerine karşı gelir. Çünkü hasedi haram kılmıştır. 2- Hayırlarını yakar veya hased edenin defterine yazılmasına sebep olur. 3- Hased eden kâmil bir Müslüman olamaz. Mü'min mü'minin kardeşidir. Kardeş kardeşe kötülük düşünemez. Yaparsa, şeytanın yaptığını yapar, ona arkadaş olur. 4- Rabbinin yaptıklarına itiraz eder, beğenmez. Hased ettiği şahsa bir belâ gelirse sevinir ve Rabbim beni seviyormuş diye memnun olur. 5- Hased eden dünyada ve ahirette sıkıntılara uğrar; dünyada hased ettiği kişinin nimetleri arttıkça üzülür. Ahirette ise sevapları onun terazisinden alınır, sevmediği, kıskandığı insana verilir. Sevapları biterse hased edilenin günahları alınır, hased edenin günahlarına ilave edilir. Hased etmekle insan bu kadar sıkıntılara, felaketlere maruz kalırken, hased edilenin hiçbir zararı olmaz. Bilakis iki dünyada da kârlıdır. Dünyada kârlıdır; çünkü kendisini sevmeyen, ona kötülük düşünen kişi devamlı azâb içindedir. Cezası dünyada başlar. Hased edilenin ise kıskanıldığı için nimetlerinde bir azalma da olmaz. Her hased edilen şahsın nimetleri elinden alınsaydı, dünyada nimet sahibi kimse kalmazdı. Çünkü her nimetin bir kıskananı bulunur. Akıllı olan adam, hiçbir tadı olmayan, hiçbir yararı olmayan, büyük sıkıntılara sebep olabilecek hased hastalığından kendini kurtarır. Ahirette hiçbir cezası olmasaydı bile, insan boş yere kendisini bu kadar sıkıntılara sokmamalıdır. Bir gün Sevgili Peygamberimiz aleyhisselâm, Eshab-ı kiramına sorar: -Müflis kime derler? Cevap olarak derler ki: -Biz müflis (iflas etmiş) o kişiye deriz ki; elindeki, avucundaki malına sahip olamamış, hepsini yitirmiş ve zenginken fakirleşmiştir. "Müflis odur ki!.." Bunun üzerine şöyle buyurdu, fahri kâinat: -Benim ümmetimden gerçek müflis odur ki; kıyamet günü birçok hayırlarla gelir. Namaz kılmış, oruç tutmuş, zekât vermiş, hacca gitmiş, sadaka vermiş, fakat birini dövmüş, birini sövmüş, birini gıybet etmiş, birinin kanını akıtmış, birine hased etmiş, birinin malını yemiş. Hak sahipleri başına üşüşür, sevaplarını alırlar. Sevapları biter, hak sahipleri hâlâ varsa, bu defa onların günahı alınır, onun günahına ilâve edilir. Sevaplar sıfırlanır, günahlar da artarsa onun gideceği yer elbette ki Cehennemdir. Rabbimizin merhameti sonsuzdur, fakat kulların merhametine güvenilmez. Mümkün olduğu kadar üzerimizde kul hakkı ile mahşer meydanında bulunmamaya gayret edelim...