M. Said Arvas

Hastalar, ilaç kullanmaya mecburdur. İlaç kullanmadan sıhhat bulması oldukça zordur. İnsanlar da sabretmek zorundadır. Sabretmez ise hayatı hep sıkıntılarla geçer... Kur'an-ı kerimde yetmişten fazla ayet-i kerîme sabretmeyi tavsiye eder, sabredenlere büyük mükafatlar verileceğini müjdeler. Bakara suresi 153. ayeti kerimede meâlen buyuruluyor ki: "Ey iman edenler! Sabrederek ve namaz kılarak Allahtan yardım dileyin. Şüphe yok ki, Allah sabredenlerle beraberdir." Eyyûb aleyhisselam yıllarca ağır hastalığa müptelâ olduğu halde sabretti. Onun hakkında Sad suresi 44. ayeti kerimede şöyle buyurulur: "Biz, Eyyûb'u sabreden bir kimse olarak bulduk. O ne güzel bir kuldu! O, Allaha çok yönelen bir kimse idi." Sabredenler ne güzel bir kuldur sözünden, sabretmeyenlerin de ne kötü bir kul olduğu anlaşılır. İKİ BÜYÜK DÜŞMAN!.. Sabretmek insanlara mahsustur. Meleklerde sabır olmaz. Onlarda nefis yoktur, hastalık yoktur. Hayvanlarda da sabır olmaz. Onlarda akıl yoktur, mükellef değillerdir. İnsan bu iki varlık arasında yaratılmıştır. Akıllıdır melekler gibi; nefis sahibidir hayvanlar gibi. Aklını üstün tutarsa, melekleşmeye doğru yükselir, melekleri de geçer. Çünkü melekler ister istemez iyidirler, onlardan kötülük çıkmaz. İnsan ise, iyi olabilmesi için çok büyük mücadele vermek zorundadır. Bu da, iki büyük düşmanı olan nefis ve şeytana galip gelmesi ile mümkündür. Nefsini üstün tutarsa, hayvanlaşmaya doğru alçalır, onlardan da daha aşağı iner. Zira hayvanlar mükellef değiller, sorumlulukları olmadığından yaptıklarından dolayı da cezalandırılmazlar. YANMAK ÇOK ACIDIR!.. Bazı insanların kıyamet günü hesabı iyi çıkmaz ise cehenneme atılacaklardır. Cehenneme atılacak olan insan ise, dünyada insan olarak değil de, hayvan olarak yaratılmış olmayı temenni edecektir. Çünkü hayvanlar cehenneme girmezler. Yanmak çok acıdır, hele cehennem ateşinde!.. Dünyadaki yanma sıkıntısı üç-beş dakika sonra ölümle son bulur, fakat diğeri çok uzundur ve daha yakıcıdır. Böyle insan, dünyada insan olacağına, yılan, akrep olarak yaratılmayı ne kadar isterdi; ama eline o da geçmez!.. İnsanoğlu, yaşadığı şu dünya hayatında birçok hadiselerle karşılaşır. Bunlardan bazısı tam istediği gibidir. Bazen de ummadığı, beklemediği şeylerle karşılaşır. Her ikisinde de sabretmelidir. Arzu ettiklerine kavuşursa; ki onlar, mal, makam, sıhhat ve buna benzer şeylerdir. Bunlara gönül vermemek, bunları emanet bilmek için sabretmelidir. Bunların tamamı geçicidir, kibre, ucba, şımarmaya sevk ederse başımıza büyük felâketler açabilir. Nimetlere sabretmek, sıkıntılara sabretmekten daha zordur. İnsanlar imtihandadır. O, bir taraftan nefsâni arzuların itici gücü ile, diğer taraftan dinî, ahlâkî ve insana yaraşır bir hayata ulaşabilmek zorundadır. Bu ise sabır, irade ve terbiye ile mümkün olabilir. DÜNYADA RAHATLIK YOKTUR Son zamanlarda Eshab-ı kiramın kavuştuğu nimetler artınca dediler ki: "Sıkıntı içinde bulunduğumuz zamanlar sabretmek bugün içinde bulunduğumuz nimetlere sabretmekten daha kolay idi." Dünyada rahatlık yoktur, rahat ve huzur ancak cennette ele geçebilir. Hasan-ı Basri merhum buyuruyor ki: "Dünyada rahatlık bekleme, eğer bulduysan onu kârdan say. Yolda para bulmuş gibi." Âdem aleyhisselam dünyaya terfi ederek, mükafatlandırılarak gönderilmedi. Dünyaya sürgün olarak geldi. Böyle bilir, sabredersek, hem dünya, hem de ahiret saadetine kavuşabiliriz...