Haftanın Sohbeti

M. Said Arvas

Ölümünü hatırlayan kişi ona hazırlanır. Unutursa ansızın ölümle karşılaşınca neye uğradığını bilmez. Hazırlıksız olduğu için de büyük sıkıntılarla karşılaşır.
 
 
Bütün insanların babası ve ilk Peygamber Âdem aleyhisselam doğrudan doğruya topraktan yaratıldı. Bizler de dolaylı bir şekilde topraktan yaratıldık... Yemek zorunda olduğumuz bütün gıdalar ya bitkilerden veya hayvanlardandır. Her ikisi de topraktan çıkmaktadır.
Tâhâ sûresi 55. âyet-i kerimede meâlen şöyle buyurulmaktadır: "Sizi topraktan yarattık, tekrar toprağa döneceksiniz. İkinci bir defa daha sizi topraktan çıkaracağız."
Ölüm hepimizi yakalayacak, varacağımız yer topraktır. Arkadaşlarımız böcekler, konuşacaklarımız Münker ve Nekir melekleri, karyolamız mezar, devamlı duracağımız yer toprak, uğrak yerimiz kıyamet, son varacağımız yer ise Cennet veya Cehennemdir. Böyle olunca da en çok düşünülmesi gereken şey ölüm olmalıdır.
Bir Arap şairi şöyle demektedir: "Topraktan yaratıldım, dirildim, hareket edebiliyorum, konuşabiliyorum, konuşulanları anlıyorum. Sonra ölü olarak tekrar toprağa döndüm. Sanki hiç topraktan çıkmamış gibi oldum, yalnız bir fark var: Topraktan çıkarken günahsızdım. Toprağa bir sürü günahla giriyorum."
İnsanlar, yaratıldığından beri mutluluk arıyor arıyor. Bu arayışı kıyamete kadar da sürecektir... Mutlu insan hâlinden memnun ve geleceğinden emin olandır. Bunun tersi de; mutsuzluk ve huzursuzluktur.
Gelecek endişesi insanları mutsuzluğa iten en önemli husustur. Dikkat edilirse dünyada birçok huzursuzluğun temelinde bu endişeler yatmaktadır. Ölümden korkan, ölümü, yolunda onu bekleyen ve mutlaka yakalayıp parçalayacak bir canavar zanneden adam nasıl mutlu olur?
Emevi halifelerinden Süleyman bin Abdülmelik devrinin büyük âlimlerinden Ebu Hâzım hazretlerine sorar: "Biz niçin ölümden korkuyoruz, hiç ölmek istemiyoruz sebebi nedir?" O da şöyle cevap verir: "İki sebebi var. Birincisi; siz dünyanızı mamur ettiniz, ahiretinizi harap ettiniz hiç kimse mamur yerden şen yerden virâne yere gitmek istemez. İkincisi ise; siz malınızı dünyada bıraktınız, harcamadınız, hayırlı işlerde kullanmadınız, insan malından ayrılmak istemez. Allah için harcasaydınız, ahirete göndermiş olurdunuz. Malınıza kavuşmak için ölümü severdiniz!.."
Hadis-i şerifte buyuruldu ki: "Lezzetleri yok eden ölümü çok hatırlayınız." Ölümünü hatırlayan kişi ona hazırlanır. Unutursa ansızın ölümle karşılaşınca neye uğradığını bilmez. Hazırlıksız olduğu için de büyük sıkıntılarla karşılaşır.
Ölümü hatırlayan herkes kârlıdır; nimet içinde ise şımarmaz. Kibirlenmez, sahip olduklarını emanet bilir. Hasta ve fakir olan da teselli bulur. Nasıl olsa bu sıkıntılarım bir gün bitecek diye fazla gam çekmez...