Haftanın Sohbeti

M. Said Arvas

Dinin temeli, takvadır. Vera ve takva, haramlardan kaçınmak demektir. Haramlardan tamamen kaçınabilmek için, mubahların fazlasından kaçınmalıdır.
 
İslâm âlimleri, İslâm dininin emrettiği güzel ahlâkı, 1400 seneden beri, hep anlatmışlar ve kitaplarında yazmışlardır. Böylece, İslâm dininin bildirdiği güzel huyları gençlerin kafalarına, kalplerine yerleştirmeye çalışmışlardır. Güzel ahlâkı yayan sayısız kitaplardan biri, derin İslâm âlimi, büyük velî, ikinci bin yılın müceddidi olan İmâm-ı Rabbânî Ahmed Fârûkînin “rahime-hullahü teâlâ” (Mektûbât) kitabıdır.
İmâm-ı Rabbânî hazretleri bu kitabında bir Müslümanın nasıl olması lazım geldiğini şöyle bildirmektedir:
Sûre-i Haşrin yedinci âyetinde meâlen, “Resûlümün getirdiği emirleri alınız, itâat ediniz! Nehiy, men, yasak ettiği şeylerden sakınınız!” buyurulmuştur. Dünyada felâketlerden, âhirette azaptan kurtulmak için, iki şey lâzımdır:
Emirlere sarılmak ve yasaklardan sakınmaktır... Bu ikisine İslamiyete uymak denir. Bu ikisinden en büyüğü, daha lüzumlusu, ikincisidir.
Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” yanında, birisinin çok ibadet ettiğini, çok uğraştığını söylediler. Birisinin de, yasak edilen şeylerden çok sakındığını söylediklerinde, “Hiçbir şey, vera gibi olamaz!” buyurdu. Yani, yasaklardan sakınmak, daha kıymetlidir buyurdu. Bir hadis-i şerifte de, “Dîninizin direği veradır” buyurdu. İnsanların meleklerden daha üstün olabilmesi, vera sayesindedir ve terakkî etmeleri, yükselmeleri bu sayededir. Melekler de, emirlere itaat etmektedir. Hâlbuki melekler, terakkî edemiyor.
İslamiyette en kıymetli şey, takvâdır. Dînin temeli, takvâdır. Vera ve takvâ, haramlardan kaçınmak demektir. Haramlardan tamamen kaçınabilmek için, mubahların fazlasından kaçınmalıdır. Bir insan, mubah, yani İslamiyetin izin verdiği şeylerden, her istediğini yapar, taşkınca mubah işlerse, şüpheli şeyleri yapmaya başlar. Şüpheliler ise, haram olanlara yakındır. İnsanın nefsi, hayvan gibi, kendine düşkündür. Uçurum yanında dolaşan, bir gün uçuruma düşebilir. Vera ve takvâyı tam yapabilmek için, mubahları lâzım olduğu kadar kullanmalı, zaruret miktarını aşmamalıdır. Bu kadarını kullanırken de kulluk vazifelerini yapabilmek için kullanmaya niyet etmelidir. Mubahların fazlasından tamamen kaçınabilmek, her vakit ve hele bu zamanda, hemen hemen mümkün değildir. Hiç olmazsa, haramlardan kaçınmalı, mubahların fazlasından da elden geldiği kadar sakınmaya çalışmalıdır... Mubahlar lüzumundan fazla işlendiğinde, pişman olup tövbe etmeli! Bu işleri, haram işlemeye başlangıç bilmeli! Allahü teâlâya sığınmalı ve yalvarmalı! Bu pişmanlık, tövbe ve yalvarmak, belki mubahların fazlasından büsbütün sakınmak yerine geçerek, böyle işlerin zararından korur...