Haftanın Sohbeti

M. Said Arvas

Hiçbir kimsenin huyu, yaratılıştaki gibi kalmaz. Ahlâk değişmeseydi, Peygamberlerin getirdikleri dinler faydasız, lüzumsuz olurdu...
 
Ahlâk ilmi, rûhu ve kalbi, kötü huylardan temizlemeyi ve iyi huylar ile süslemeyi öğretir. Bunun için, evvela rûhu, sonra iyi ve kötü huyları öğrenmek lâzımdır. Peki, huy değişir mi? Bu mesele üzerinde çeşitli fikirler varsa da, hepsi üç noktada toplanabilir:
1- İnsanın ahlâkı hiç değişmez. Çünkü huy, insan gücünün değiştiremiyeceği bir varlıktır.
2- Huy iki türlüdür: Birisi insanla birlikte yaratılmıştır. Bu huy değiştirilemez. İkincisi, sonradan hâsıl olan alışkanlıktır. Buna, âdet denilir. Bu huy değişebilir.
3- Ahlâkın hepsi sonradan elde edilir ve değiştirilebilir.
İslâm âlimlerinin çoğu bu üçüncü fikir üzerinde birleşmektedir. Peygamberlerin dinleri, bu sözün doğruluğuna dayanmaktadır. Tasavvuf büyüklerinin, din âlimlerinin, talebesine terbiye için koydukları üsûller, bu sözün ışığı altında işlemektedir.
İnsanlar hangi huya elverişli olarak dünyaya gelmektedir? Bu da, içinden çıkılamamış bir sorudur. Âlimlerin çoğuna göre, insanlar iyiliğe, yükselmeye elverişli olarak doğar. Sonra, nefsin kötü arzuları ve güzel ahlâkı öğrenmemek ve kötü arkadaşlarla düşüp kalkmak, kötü huyları meydana getirir. Hadîs-i şerifte, “Herkes, Müslümanlığa elverişli olarak dünyaya gelir. Bunları sonra anaları babaları, Yahudi, Hıristiyan ve imansız yapar” buyuruldu...
Hiçbir kimsenin huyu, yaratılıştaki gibi kalmaz. Sonradan değişebilir. Ahlâk değişmeseydi, Peygamberlerin getirdikleri dinler faydasız, lüzumsuz olurdu. Âlimlerin söz birliği ile koymuş oldukları terbiye ve cezâ üsûlleri abes olurdu. 
O hâlde, ahlâkın değiştiği güneş gibi meydandadır. Şu kadar var ki, bazı huylar pek yerleşmiş, rûhun özelliği gibi olmuştur. Böyle huyları değiştirmek, yok etmek pek müşkil olur. Böyle ahlâk, en çok, câhil, kötü kimselerde bulunur. Bunu değiştirmek için, ağır riyâzet ve çok mücâhede lâzımdır. Nefsin zararlı, kötü isteklerini yapmamak için çalışmaya “riyâzet” denir. Nefsin istemediği faydalı, güzel şeyleri yapmaya “mücâhede” denir.
Câhiller, ahmaklar, huy değişmez diyerek, nefis ile mücadele etmiyorlar. Kötü huylarını temizlemiyorlar. Böyle kabul edip de, herkes kendi arzûsuna bırakılırsa, kabâhatli olanlara cezâ verilmezse, insanlık kötülüğe gider.
Bunun için, Allahü teâlâ, kullarına merhamet ederek, onları terbiye etmek, iyi ve kötü huyları öğretmek için Peygamberler “aleyhimüsselâm” gönderdi. Bu muallimlerin en yükseği olarak da habîbi olan Muhammed “aleyhisselâm”ı seçti. Her mümin, O'nun ahlakı ile ahlaklanmaya çalışmalıdır...