Haftanın Sohbeti

M. Said Arvas

Büyüklerimizi ziyaret edelim, dualarını almaya çalışalım. Küçüklere şefkat gösterelim, fakirlere sadaka vermeyi ihmal etmeyelim.
 
 
Rabbimize ne kadar şükretsek azdır. Bugün, Kurban Bayramının üçüncü gününü idrak ediyoruz... Dünyanın dört bir yanından binlerce kilometre mesafeyi katederek o mukaddes topraklara giden hacılarımız, gerçekten bayram ediyorlar. Şeytan taşladılar... Kurbanlarını kestiler... Kâbe-i muazzamayı tavaf ettiler... Bu tavaf ve sa'yda onlara melekler de eşlik etti. Ne büyük saadet...
            ***
Bayramın faziletinden pay alabilmemiz için dikkat edeceğimiz bazı hususlar vardır... Günahlardan sakınacağız, mübarek günlerdeki ibadetler çok sevap kazandırdığı gibi; günahları da büyüktür. Dargınların mutlaka barışmaları gerekir. Hadis-i şerifte buyuruluyor ki: "Bir Müslümanın, üç günden çok dargın kalması helâl değildir." Kimin haklı, kimin haksız olduğuna bakmaksızın barışmak ve sevabın çoğuna sahip olabilmek için daha önce davranmaya önem verelim ve gayret edelim.
Büyüklerimizi ziyaret edelim, dualarını almaya çalışalım. Onların duaları can simidi gibidir. Küçüklere şefkat gösterelim, fakirlere sadaka vermeyi ihmal etmeyelim. Onlara sıkıntılarını hiç olmazsa bu günlerde unutturmaya çalışalım.
Yetim çocukları araştıralım, onlara baba şefkati gösterelim. Yetimleri koruyan, onlara yardım edenler cennette sevgili Peygamberimizle beraber olacaklardır.
Bayram ziyaretlerini yalnız dirilere yapmayalım. Mevtalarımızı da unutmayalım. Onların bu ziyarete dirilerden daha çok ihtiyaçları vardır...
Bir gün bir hanım, Hasan-ı Basri hazretlerine gelir ve "Benim bir kızım vardı, üç sene önce öldü, onun halini çok merak ediyorum, bana bir dua öğretseniz de yavrumu rüyamda görebilsem" diye yalvarır. O zat da bir dua öğretir, kadıncağız o gece kızını rüyasında görür. Kızının hâli çok perişandır. "Ateşler içinde yanıyorum anne" der. Kadıncağız, ağlayarak uyanır, doğru Hasan-ı Basri hazretlerine gider ve der ki: "Kızımı gördüm ama, keşke hiç görmeseydim, çok sıkıntıdadır!.."
Bu habere Hasan-ı Basri hazretleri çok üzülür. Çünkü kadının üzülmesine kendisi sebep olmuştur. "Senin kızın hangi kabristandadır?" diye sorar ve o da yerini söyler... Birkaç gün sonra aynı kadın yavrusunu tekrar rüyada görür. Bakar ki kızı çok neşeli. Hayretle "Nasıl oldu yavrum böyle?" diye sorar. O da şöyle cevap verir: "Geçen gün, salih bir insan geldi, bize okudu. Rabbimiz onun duası hürmetine hepimizi affetti, ben de kurtuldum..."
Mümkündür ki, bizim de okumamız onların affına sebep olabilir...
Yüce Rabbimden, daha nice bayramlara sıhhat ve afiyetle kavuşturmasını dilerim...