Haftanın Sohbeti

M. Said Arvas

Nemrutları, Firavunları, Ebu Cehilleri ve bunlara benzeyenleri iman nimetinden mahrum bırakan şey, bunların aşırı derecedeki kibirleriydi.
 
 
Kibir, Rabbimizin sevmediği günahların başında gelir. Kibriyâ ve azamet O'na mahsustur. Kibir, ilk işlenen günahtır. Âdem aleyhisselâm yaratıldığında, bütün meleklere ona secde edilmesi emrolundu. Bütün melekler Âdem babamıza dönerek Allahü teâlâya secde ettiler. İblis hariç! O, secde etmedi, kibirlendi, "Ben ondan daha üstünüm, ona nasıl secde ederim?!." dedi ve belâsını buldu. Cennetten kovuldu, lanetlendi ve ebedi cehennemlik oldu...
Bizi iki cihan saadetine kavuşturmak için gönderilen Peygamberlere iman etmeyen, karşı çıkan, onlara eza ve cefa çektirenlerin çoğu, kibirlendikleri için bunu yaptılar ve nimetlerden mahrum kaldılar. İman edenlerin çoğu fakir, halk arasında pek itibar sahibi olmayan kimselerdi. Zenginler, makam, mevki sahibi olanlar tenezzül etmediler ve dediler ki; "Peygamberlik gelse bize gelirdi, bizim şanımız, şöhretimiz daha fazladır!.."
Nemrutları, Firavunları, Ebu Cehilleri ve bunlara benzeyenleri iman nimetinden mahrum bırakan şey, bunların aşırı derecedeki kibirleriydi. Yoksa onlar da; Peygamberimizin ve söylediklerinin hak olduğunu çocuklarını tanıdıkları gibi tanıyorlardı!..
Kureyş'in ileri gelenleri toplandılar ve; "Tehlike haberi yalancıdan da gelse insanı tedirgin eder. Bu da çok büyük tehlikeden bahsediyor... Cehennemden bahsediyor... Yanmak da çok zor şeydir! Ya doğru söylüyorsa n'olur hâlimiz?.. Biz iyisi mi gidip iman edelim" dediler.
Bir heyet halinde Sevgili Peygamberimize geldiler. Dediler ki: "Biz senin davetine icabet etmeye, sana iman etmeye karar verdik; ama bir şartımız var! Sana iman edenlerin çoğu köle ve fakir insanlardır biz onlarla aynı toplulukta oturamayız. Bu, bizim şanımıza yakışmaz, onları kov, bizi kabul et, bizimle sohbet et!"
Bu teklifi Peygamber efendimiz reddetti. İkinci bir teklif arz ettiler, dediler ki: "Bir gün bizi huzuruna kabul et, bir gün de onları!"
Bu teklif de hoş karşılanmadı, "ama, bir müddet böyle olsun, belki ileride bu kibir ve inatlarından vazgeçerler" ümidi ile Sevgili Peygamberimiz kabul buyurdular.
"Günlerimizi tespit edelim bir kâğıda yazalım, biz hangi günler geleceğiz?" dediler. Âlemlere rahmet olarak gönderilen zat kâğıt istedi. Henüz kâğıt gelmeden Cebrâil aleyhisselam geldi ve Rabbimizin emrini bildirdi. Buna razı olmadığını bildiren âyet-i kerimeyi okudu. Mealen; (Sabah akşam Rablerini çağıran, ona dua eden, onun rızasını isteyenleri huzurundan kovma!) buyuruluyordu.
Böylece; cepleri fakir, fakat gönülleri zengin olanlar huzur-ı saadette kaldılar, kibir heykelleri ise defolup gittiler...