Haftanın Sohbeti

M. Said Arvas

"Ne kadar yaşarsan yaşa, bir gün öleceksin. Kimi seversen sev bir gün ayrılacaksın. Ne yaparsan yap karşılığını göreceksin."
 
İnsanoğlu yaratılışı itibarıyla yaşamayı sever, ömrünün uzun olmasını ister. Dualarımızda da bunu hatırlarız. Birisinden bir iyilik gördüğümüzde; "ömrün uzun olsun, çok yaşa" diye dua ederek karşılık veririz...
Aslında çok yaşamak, salih amelle olursa nimettir... 
Benî Hay kabilesinden iki kişi gelip Müslüman olurlar. Peygamberimiz (aleyhisselam) onlara bir ev tahsis ettirir. Beraberce aynı evde, aynı ibadetleri yaparak ömür geçirirler. Bunlardan birisi, bir muharebede şehid olur, diğeri yalnız kalır ve bir sene sonra o da hastalanır ve vefat eder. Eshab-ı kiramdan birisi bunları rüyasında görür, bakar ki; bir sene sonra vefat edenin derecesi daha yüksek. Hayret eder! Çünkü o şehid olanın derecesinin daha yüksek olacağını tahmin etmektedir. Durumu sevgili Peygamberimize arz eder ve sorar:
-Ya Resulallah! Halbuki ben şehid olanın derecesini daha yüksek biliyordum.
Bunun üzerine şu cevabı alır:
-Elbette bir sene sonra vefat edenin derecesi daha yüksektir. Çünkü o, diğerinden bir ay daha fazla oruç tuttu. (Nafileler hariç) altı bin rekât ondan fazla farz namazı kıldı, şu kadar dua etti, şu kadar ibadet etti...
Ölüm olmasaydı yeryüzüne sığmazdık, Rabbimiz Âdem babamızla Havva annemizi dünyaya gönderdi. Bunların çocuklarının olacağını melekler öğrenince dediler ki:
"Bunlar arttıkça artacak ve yeryüzüne sığmayacaklar!"
Bunun üzerine Rabbimiz şöyle buyurdu: "Onlar ölecekler, sürekli yaşamayacaklar."
Melekler bu defa dediler ki:
"O zaman da hayatın tadı kalmaz. Sonu ölüm olan bir ömürden ne lezzet alınabilir!"
Buna da şöyle cevap geldi:
"Onlara gaflet, unutkanlık veririm, unuturlar ve yaşamaya devam ederler."
Bir gün yakışıklı bir padişah aynaya bakar, vezirine der ki:
-Ölüm olmasaydı hayat ne kadar güzel olurdu, değil mi?
Vezirin cevabı manidardır:
-Padişahım, iyi ki ölüm var, ölüm olmasaydı ne siz padişah olurdunuz, ne de ben vezir!..
Ömür çok uzun olsa da, mademki sonu ölümle noktalanıyor kısa sayılır. Sayılı günler çabuk geçer demişler. Bin yıl da olsa ömrümüz, bir gün gibi geçecek. Hadis-i şerifte buyuruluyor ki: "Ne kadar yaşarsan yaşa, bir gün öleceksin. Kimi seversen sev bir gün ayrılacaksın. Ne yaparsan yap (ister iyi, ister kötü) karşılığını göreceksin."
Bahtiyar o kimsedir ki; ölünce, günahları da ölür, öldükten sonra günah işlemez. Çocuklarımızı istikbale hazırlarken onların sadece üç-beş günlük dünya hayatını düşünmeyelim; o nasıl olsa geçer. Dünyanın ne mutluluğu kalıcıdır, ne de üzüntüleri hepsi geçici, fani ve kısadır. Hayalden başka bir şey değildir. "İnsanlar uykudadır, ölünce uyanırlar" sözü ne kadar güzeldir...