Haftanın Sohbeti

M. Said Arvas

Hayvanlar bile kendi cinsinden olup da yardıma muhtaç olana yardım ederler. Yardımlaşma olmayan bir hayatın, ne tadı vardır ve ne de değeri...
 
 
İnsanlar, yaratılış itibarıyla yalnız yaşayamazlar, birbirlerine muhtaçtırlar, birlikte yaşamaya mecburdurlar... Evlilik hayatı insanların çoğunun tercih ettiği hayat tarzıdır. Yalnızlıktan kurtulmak ve çocuk sahibi olup neslini devam ettirmek için başka çare yoktur... Giyim, kuşam, barınma, ulaşım, haberleşme gibi sonu gelmeyen arzu ve isteklerimizi gerçekleştirmek için birlikte yaşamak zorundayız...
Maddi ihtiyaçlarımızın yanı sıra manevi ihtiyaçlarımızın elde edilmesinde de birlikte yaşamak mecburiyeti vardır. Sevinçler, üzüntüler, korkular ve beklentiler de hesaba katıldığında sosyal hayat kaçınılmazdır.
Birlikte yaşama zorunluluğu, bize yardımlaşmayı öğretmeli, birinin sıkıntısı varsa ona ortak olmalı, onu teselli etmeliyiz. Sıkıntılarına sebep olan şeylerin ortadan kaldırılması için ona yardım etmeliyiz. Sevincini de paylaşmalıyız. Meşhur ata sözüdür: "Üzüntüler paylaşıldıkça azalır, sevinçler ise paylaşıldıkça çoğalır..." Para, her şeyi halletmiyor. Sahrada susuz kalan, böylece hayatı tehlikede olan birine bir kese altın verseniz neye yarar...
Cenazesi olan, çok sevdiği birinin ölümünde onu teselli edecek, taziye verecek birine olan ihtiyacını para nasıl karşılar. Hastalığı sebebi ile yatağın esiri olan bir adam günlerce yapayalnız kaldığı odasında konuşacak birini aramaz mı?
Üzülerek belirtelim ki; zamanımızda bu yardımlaşma tamamen silinmiş. Avrupa'da yaşayanların büyük çoğunluğu evlerinde yalnız hayat sürmektedirler... Kimse kimsenin yardımına koşmuyor. Bırakın yardımı, sıkıntılarından vicdan azabı da duymuyorlar! İnsanlar, dertleri ile baş başa hayatını devam ettirmek zorundadırlar.
İlim adamları, sanayileşmeye, şehirleşmeye ve nüfusun artışına paralel olarak, "toplumsal yalnızlıklar"ın da arttığını ve binlerce insanın yalnızlığın verdiği sıkıntılarla ömür tükettiğini bildiriyorlar.
Psikologların dediğine bakılırsa, bu gibi insanlarda derin bir yalnızlık ve sahipsizlik duygusu hâkimdir. Onlar, dert ve sıkıntılarına çare bulacak, hiç olmazsa kendilerini dinleyecek birilerini arar dururlar. Fakat, yanlarından gelip geçen binlerce insanın lakayt ve alakasız bakışları arasında ezilip kalırlar... Aynı apartmanda yan yana veya altlı-üstlü oturanlar birbirlerini tanımıyorlar.
Kalabalıklar arasında yalnızlıktan bunalan insanların sayısı çoktur. Her geçen gün de artmaktadır... Dinimizin emrettiği ve teşvik ettiği yardımlaşmayı unuttuğumuz için yapayalnız kaldık. Hayvanlar bile kendi cinsinden olup da yardıma muhtaç olana yardım ederler. Yardımlaşma olmayan bir hayatın, ne tadı vardır ve ne de değeri...