Haftanın Sohbeti

M. Said Arvas

Hazreti Osman radıyallahü anh buyuruyor ki: "Mümin altı şeyden çok korkmalıdır. Ona göre kendini hazırlamalıdır!"
 
 
Hulefa-i Raşidin'in üçüncüsü, cennetle müjdelenenlerden birisi, meleklerin bile kendisinden hayâ ettikleri; Hazreti Osman radıyallahü anh buyuruyor ki:
Mümin altı şeyden çok korkmalıdır. Ona göre kendini hazırlamalıdır:
1- İmansız gitmekten korkmalıyız. Allah korusun, bir insan, imanlı, ibadetli dahi olsa, son nefesini imanla veremediyse, hiçbir kıymeti olmaz... Önemli olan son nefestir. Yüce Rabbimizin, üzerimizdeki nimetlerini saymakla bitiremeyiz. Bizi O yarattı ve yaşatıyor. İmanla şereflendirdi. En büyük nimet, bir insanın son nefesini imanla verebilmesidir. Bundan daha büyük lütuf, bundan daha büyük nimet olmaz. Çünkü insan, nasıl öldüyse öyle haşrolunur. Ne yersek yiyelim, son lokmanın tadı kalır ağzımızda. Tatlı ise tatlı, acı ise acıdır. Bunun önemini bildikleri için, büyüklerimiz hep Hüsn-ü Hatime'ye (son nefesin imanla verilmesine) çok dua etmişlerdir...
2- Sol omuzumuzdaki meleğin günâhlarımızı yazmasından korkmalıyız. Birçok günâhı çekinmeden işliyoruz. Belki bunun birçoğunun farkında bile değiliz. Fakat onlar yazılıyor, kaydediliyor, hesabı bir gün sorulacaktır.
Muhammed bin Münkedir hazretleri bir gün evinde Kur'an-ı kerim okurken başlar ağlamaya. Ağlamaktan okuyamaz hale gelir. Çocukları endişelenirler. Komşularından Ebu Hazım hazretlerini çağırırlar. "Babamıza biraz teselli verir misiniz?" diye.
Ebu Hazım gelir, selam verir ve sorar: "Kardeşim niçin ağlıyorsun? Hane halkını korkuttun?.." O da şöyle cevap verir: "Okuduğum âyet-i kerimede mealen (İnsanlar kıyamet günü amel defterlerini okuyunca, hiç hesaplarında olmayan günahlarını görecekler) buyuruluyor, ona ağlıyorum!.."
Bunu duyan Ebu Hazım da onunla beraber başlar ağlamaya... Çocukları derler ki: "Biz seni babamızı teselli edesin diye çağırdık, sen ise onu daha çok ağlattın!.."
3- Yaptığımız hayırların şeytan tarafından iptâl edilmesinden korkmalıyız. Ezelî düşmanımız olan Şeytan, bize yalnız günâh işletmekle kalmıyor, elde ettiğimiz sevaplarımızı da bir yolunu bulup yok ediyor. Yaptığımız hayırlara, ibadetlere kibir, ucub karışırsa hepsini yakar.
4- Azrâil aleyhisselâmın ruhumuzu ansızın almasından korkmalıyız. Hazırlıksız yakalanırsak büyük sıkıntı çekeriz. Ölümün gecikmesi için zaman talebimiz neticesiz kalır.
Sekerat-ı mevt hâlindeki adam ölüm meleğine yalvarır: "Bana bir gün müsaâde eder misin?" O da "hayır" diye cevap verir. "Hiç olmazsa bir saat olsun ne yapacaksam yapayım, tövbe edeyim, vasiyetimi yazayım." Bu da şöyle cevaplandırılır: "Binlerce saat Rabbimiz sana ömür ihsan etti. Değerlendirseydin ya onları!.."
5- Dünyanın gaye edilmesinden korkmalıyız. Gaye, dünya olursa ahiret unutulur. Biz, dünya için değil, ahiret için yaratılmışız Rabbimizin rızası gayemiz olmalıdır. Dünyanın tamamı bizim olsa bile birkaç gün sonra hepsini bırakıp ayrılacağız.
6- Hane halkının bizi haram kazanmaya zorlamasından korkmalıyız. İnsan, hanımını, çocuklarını sever, onları kırmak istemez.  Onların isteklerini gücümüz yettiği nisbette yerine getirmeliyiz. Aşırı talepleri için borçlanmak ve bu borçları ödemekte zorlanmak akıllı adamın yapacağı iş değildir. Hele haramlara bulaşmak hiç uygun değildir...