Haftanın Sohbeti

M. Said Arvas

Bizi iki cihan saadetine kavuşturmak için gönderilen Peygamberlere iman etmeyen, karşı çıkan, onlara ezâ ve cefâ çektirenlerin çoğu, kibirlendikleri için bunu yaptılar...
 
 
Kibir, Rabbimizin sevmediği günâhların başında gelir... Bizi iki cihan saadetine kavuşturmak için gönderilen Peygamberlere iman etmeyen, karşı çıkan, onlara ezâ ve cefâ çektirenlerin çoğu, kibirlendikleri için bunu yaptılar... Nemrutları, Firavunları ve Ebu Cehilleri iman nimetinden mahrum bırakan şey, kibirleriydi. Yoksa onlar da; Peygamberimizin ve söylediklerinin hak olduğunu çocuklarını tanıdıkları gibi tanıyorlardı!..
Ebu Cehil'in dayısının oğlu anlatır: "Bir gün onu görmeye gittim, ikimiz yalnız idik. Ebu Cehil'e sordum: 'Sen Muhammed hakkında ne düşünüyorsun? Laf aramızda kalacak, doğru söyle!' dedim. Bana cevap olarak dedi ki: 'Onun dürüstlüğü tartışılmaz. Ona biz Muhammed-ül emin derdik, hem sonra söylediği sözler, beşer kelâmı olamaz!"
Bu sözleri ondan hiç beklemiyordum, hayretle sordum: "O hâlde ona niçin iman etmiyorsun?"
Bu soruma da şöyle cevap verdi: "Biz bu işe Ebu Talib'in yetiminden daha lâyık idik. Peygamberlik gelseydi bize gelmeliydi, biz olmalıydık! Ben bu zenginliğimle, bu itibarımla nasıl gider ona teslim olurum, mümkün değil!"
Bir gün Kureyş'in ileri gelenleri toplandılar ve; "Tehlike haberi yalancıdan da gelse insanı tedirgin eder. Bu da çok büyük tehlikeden bahsediyor... Cehennemden bahsediyor! Ya doğru söylüyorsa n'olur halimiz?.. Biz iyisi mi gidip iman edelim" dediler.
Bir heyet hâlinde Sevgili Peygamberimize geldiler. Dediler ki: "Biz senin davetine icabet etmeye, sana iman etmeye karar verdik; ama bir şartımız var! Sana iman edenlerin çoğu köle ve fakir insanlardır biz onlarla aynı toplulukta oturamayız. Bu, bizim şanımıza yakışmaz, onları kov, bizi kabul et, bizimle sohbet et!"
Bu teklifi Peygamber efendimiz reddetti. İkinci bir teklif arz ettiler, dediler ki: "Bir gün bizi huzuruna kabul et, bir gün de onları!"
Bu teklif de hoş karşılanmadı ama, "bir müddet böyle olsun, belki ileride bu kibir ve inatlarından vazgeçerler" ümidi ile Sevgili Peygamberimiz kabul buyurdular.
"Günlerimizi tesbit edelim bir kâğıda yazalım, biz hangi günler geleceğiz?" dediler. Âlemlere rahmet olarak gönderilen zat kâğıt istedi. Henüz kâğıt gelmeden Cebrâil aleyhisselam geldi ve Rabbimizin emrini bildirdi. Buna razı olmadığını bildiren âyet-i kerimeyi okudu. Meâlen; (Sabah akşam Rablerini çağıran, ona dua eden, onun rızasını isteyenleri huzurundan kovma!) buyuruluyordu.
Böylece; cepleri fakir, fakat gönülleri zengin olanlar huzur-ı saâdette kaldılar, kibir kumkumaları ise defolup gittiler...