Meryem Aybike Sinan

Önceki gün Balıkesir KADEM’in anlamlı bir etkinliğine katıldım.
“Kudüs bir manadır” konulu konferansın konuğu olan yazar Ömer Lekesiz Beyefendinin Kudüs sevdasını dinledikçe gerçekten de çok duygulandım. Ömer Lekesiz, Kudüs’ün tam 1192 sene Müslümanların hâkimiyetinde kaldığını belirtiyor ve Kudüs’ün 16 isimle, 42 ismi olan Mekke’yi takip ettiğini söylüyor!.. Bugün adacıklar ülkesine dönüştürülen ve kuşatılan boynu bükük Filistin topraklarını anlatıyor ve Kudüs bütün hüznüyle gelip yüreğimizin taraçalarına yerleşiyor bir akşam vakti!
Bir de “Kudüs, Peygamber Efendimizin miracıyla gündemimize girmiştir” diyor Ömer lekesiz. Öyle ki bir anda ne kadar bilindik hüzünlü şiir varsa üşüşüyor üzerimize.
“Dışarda göz yanar, içerde yürek/Taahhüt ehline tahammül gerek
Mazlum yarasına merhem diyerek/Gözyaşı sürersen beni de çağır”
Abdürrahim Karakoç üstadın bu dörtlüğü, neden böyle geldi yüreğime seriliverdi bilmiyorum. Söz konusu Kudüs olunca, mazlum Filistin halkı olunca ve bir de çaresizlik bütün kapıları tutunca böyle oluyoruz galiba…
KADEM (Kadın ve Demokrasi Derneği) Balıkesir şubesi başkan yardımcısı Sevgili Bedia Narlı Hanımefendinin Nizar Kobbani, Sezai Karakoç, Mehmet Akif İnan ve Cahit Koytak’tan seçtiği birbirinden içli ve hüzünlü olan Kudüs içerikli şiirlerini dinledikçe kadın duyarlılığının farklı bir boyutuyla tanışıyorum.
KADEM, gerçekten de çok ciddi çalışmalara imza atıyor. Sosyo-Kültürel, medeniyet ve öznesi kadın olan birçok çalışmayı yürütürken millî ve yerli bir bakış açısıyla meselelere yaklaşıyor.
Neden Kudüs? Diye soruyorum Bedia Hanıma. “Kudüs benim kederli sevdamdır” diyor. Konuşması boyunca şairane bir tarzı ve üslubu olan Bedia Hanım iyi bir edebiyatçı. Sanat ve edebiyat çevrelerinin yakından tanıdığı şair-yazar Prof. Dr. Mehmet Narlı Hocanın refikası ve Balıkesir KADEM’in başkan yardımcısı ve kültür-sanat’tan sorumlu…
“Kudüs bir manadır” konulu konferansa gelenlere bakıyorum. Şehrin bütün protokolü salondaki yerlerini almış. Balıkesir Valisi Ersin Yazıcı Beyefendi’yi uzun yıllardır tanırım. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri olduğu yıllarda şehre yaptığı o birbirinden farklı güzel dokunuşlar, Kocaeli’de büyük farkındalık oluşturmuştu.
Vali Ersin Yazıcı, KADEM’in bütün çalışmalarında bizzat bulunuyor ve destekliyor. Kadınlarımızın bu kabilden çalışmalarının şehrin üst bürokrasisi tarafından desteklenmesi çok önemli ve değerlidir, kısa zamanda sonuç verir.
Açık söylüyorum bir kadın hareketinde kültür-sanat ve medeniyet başlıklarına yer açılmışsa ve bu alanlar değer görüp altı dolduruluyorsa benim için en doğru tercihtir. Çünkü bir toplum bu başlıklar altında gelişir ve olgunlaşır.
Kadın hareketleri konusunda, dünyada Türk kadınlarının apayrı bir yeri vardır. Osmanlı’nın kuruluş yıllarında başlatılan Anadolu’daki “Bacıyan-ı Rum” Hareketini en başta zikretmemiz lazım herhâlde.
Son yüz yılda ise ilk kadın hareketinin Kırım’da başladığını görüyoruz.
Mesela Şefika Gaspıralı…
Kırım’da neşrettiği Tercüman gazetesinde “dilde, fikirde, işte birlik” diyen bütün Türk dünyasının tek yumruk olmasını savunan büyük Türk Milliyetçisi İsmail Gaspıralı’nın kızıdır Şefika Gaspıralı. Yüz yıl önce Kırım’da ilk Türk kadın hareketini başlatan, ilk kadın dergisini yayınlayan üniversite eğitimi almış münevver bir kadın olarak, tarihe adını yazdırmış. 1906 yılında “Âlem-i Nisvan” adında ilk kadın dergisini neşreden Şefika Gaspıralı, aynı zamanda Türk dünyasının ilk kadın milletvekili ve gazetecisidir. Ve en önemlisi de devrin Azerbaycan Başbakanı Nesip Yusufbeyli’nin eşidir.
“Açlara iane ediniz şefkatli analar, ey sevgili kızlar” diyerek, Kırım ve Kazan bölgesinde o dönemde olagelen kıtlıklar için kadınları uyaran Şefika Gaspıralı, “Hanımlar Dünyası” adını taşıyan bu dergide, Türk Dünyasının kadınlarını birçok konuda uyarıyor, aydınlatıyor, yönlendiriyor ve bilinçlendiriyor.
Yüz yıl önce Kırım’da türlü zorluklar altında bile Türk kadın hareketini başlatan bu güçlü kadın için de KADEM bir gün bir anma toplantısı tertip edecektir diye umut ediyorum.  
Bu hususta Necip Haplemitoğlu ve Şengül Haplemitoğlu’nun “Şefika Gaspıralı ve Rusya’da Türk Kadın Hareketi” adlı bilimsel çalışma, ilk ve tek eser olup mutlaka okunması gereken bir biyografidir.
O günden bu güne Türk kadınının her türlü toplumsal meselede vatanının ve milletinin yanında saf tutan bakış açısı hiç değişmedi ve değişmeyecek de.
Çünkü şimdi KADEM var.
KADEM’in vatana, millete ve kadınlarımıza yönelik faydalı çalışmaları eminim ki daha da çeşitlenecek ve yurt sathında yaygınlaşacaktır. Yanılmıyorsam yurt genelinde şube sayısı otuza yaklaştı. 
Kudüs, Kırım, Karabağ, Kaşgar, Bosna…
Gönül coğrafyamızın o her biri bir yana düşmüş kadim beldelerini kadınlarımız böyle, tıpkı Bedia Hanım gibi dile getirirse, sahip çıkarsa, toplumun ruhuna gergef gibi işlerse bizi kim yıkabilir? Bir toplumu tıpkı bir hamur gibi yoğuran da şekillendiren de kadındır.
Kadınlarımızın o kınalı ellerine ve dualı dillerine bu milletin her dem ihtiyacı var…