Meryem Aybike Sinan

Dün itibarıyla “Zeytin Dalı” adı verilen Afrin Harekâtı başladı.
Cumartesi günü akşam saatlerinden beri kalbimiz ve ruhumuz kahraman ordumuzun zaferine kilitlenmiş durumda. Kahraman Mehmetlerimiz her dem bütün dualarımızın içindeler. Türkiye Cumhuriyeti yediden yetmişe tek vücut hâlinde iri ve diri bir ruh haleti içinde güney sınırımızdaki gelişmeleri izliyor.
Bu operasyonlar Türk milletinin kendine dönüş öyküsüdür. Bu millet, uzun yıllardır bir kısır döngüde tabiri caizse Zirgüle makamında âdeta uyutuluyordu. (Zirgüle veya zengüle makamı rehavet veren bir makam) Mefkûresi olmayan, Kızılelma’sını unutmuş, gündelik telaşlara gark olmuş, öz güvenini yitirmiş bir hâlde sadece zevahiri kurtarıyorduk.
Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan bu millete bir mefkûreleri olduğunu hatırlatan, yeni baştan ayağa kalkmasını işaret eden bir büyük Türk başbuğu olarak tarihteki yerini alıyor. Tarih kendisini Büyük Türk Milletinin kendine dönüş hikâyesini yazan lider olarak yazacak hep. Cumhurbaşkanımız, bu çağın Bilge Kağan’ıdır.
Birileri nakarat hâlinde yine sulh çağrıları yapmaya başladılar. Sırf muhalefet yapmak için millî birlik ve beraberlik ülküsünü zedelemeye hiç kimsenin hakkı yoktur. Biz, sulh desek ne olur demesek ne olur!
İşte ne yaparsak yapalım bu Orta Doğu ateşi bir şekilde bize bulaştı. Ve hatta en çok bizi yaktı, bizi vurdu. Devlerin güreşinden kaçanlar yine vefalı Türk’ün kapısını çaldı. Yıllardır sınır güvenliğimiz için ne çok şehit verdik biz.
Artık yeter!
Merhum Dilaver Cebeci “Mavinin Türküsü” adlı şiirinde bakınız ne diyor:
“İçim içime sığmıyor, maytaplardan deliyim
Bir bayrak dalgalansa yüceden
'Hadi!' dese birisi
Peşindeyim, vallahi peşindeyim”
Bu millet “Hadi” diyen sese, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a kulak kesilmiştir. Başkomutan ne derse o! Türk töresinde ikilik, senlik benlik yoktur! Cumhurbaşkanımız bu ülkenin yüz akıdır, teminatıdır, tan vaktidir, yoksulun, dulun, yetimin niyazı, eli dualı anaların selamı, sabahı ve içten duasıdır!
“Hadi!” dediğinde milletin tereddütsüz yola düşüşüdür!
Afrin değil, her neresi olursa olsun “o bayrak dalgalandıkça” bu milletin duası da, sesi de, nefesi de, o bayrakla beraberdir.
Bu topraklar ezeli ve ebedi Türk yurdudur. Bu ateş çemberi içindeki coğrafya, her dem teyakkuz hâlinde olmamız gereğini icap ettiriyor. Bu coğrafya, rehaveti asla kaldırmaz. 
Hâsılı kelam Türk milleti doğruldu bir kere. Bu coğrafya bize bir imparatorluk bakiyesidir. Bigâne de kalamayız, bahane de bulamayız! Haklı davamızı sonuna kadar sahiplenmek zorundayız, sınırlarımızı da şehirlerimizi de bu azılı terör gruplarından temizlemek mecburiyetindeyiz. Millî birlik ve beraberlik ruhunu kirletmek, zehirlemek, akamete uğratmak isteyen dâhili ve harici bedhahların yüzü, and olsun ki hiç gülmeyecek.
Türk Milleti dört koldan, ne kadar musallat olan haşere varsa temizleyecek, başka yolu yok. Kazanmanın sırrını ünlü Türk milliyetçisi şair-yazar Hüseyin Nihal Atsız bir şiirinde şöyle anlatır:
“Savaşmaktan kaçınır, kim varsa alnı kara
Kan dökmeyi bilenler hükmeder topraklara
Kazanmanın sırrını bilmiyorsan git, ara
Çanakkale ufkunda, Sakarya toprağında”
Bu ülkenin şahlanışını durdurmak, önünü kesmek, huzurunu bozmak isteyen ne kadar hain, terörist ve alçak varsa bu operasyonla hezimete uğrayacaktır inşallah.
MHP lideri Dr. Devlet Bahçeli’nin ülkenin bekası mevzu bahis olduğunda “Devletçe” durup “tuğ” kaldırışını bu millet asla unutmayacaktır. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve Dr. Devlet Bahçeli’nin Türk’ün beka yürüyüşündeki destansı ülküdaşlıkları tarihî bir vakadır ve Türk milletinin umudu ve sevinci olmuştur zira sevdaları aynı kadim sevdadır…
Türk şiirinin Alperen şairi merhum Dilaver Cebeci hiç değişmeyen o kadim sevdalarımızı şu şiirinde ne kadar güzel anlatır: 
“Dört yaman sızım var inceden ince
Vatanca, bayrakça, törece, dince
Ay yıldızın ışığını görünce
Arsız otlar çürüyecek Bozkurdum
Allah Türk’ü koruyacak Bozkurdum”
İşte bu dört yaman sızımız için Afrin’deyiz. Biz de bu yaman sızı, düşmanda bu iştah oldukça bizim teyakkuzdaki hâlimiz bir hayli uzun sürecek, öyle görünüyor. Dolayısıyla millî birlik ve beraberlik ülküsüne dünden daha fazla ihtiyacımız var. Hani cumhurbaşkanımızın her konuşmasının ardında söylediği “Hep birlikte Türkiye olacağız” sloganı öylesine söylenen bir söz değildir.
Şimdi “O bayrak dalgalanmış” rüzgâr bekliyor!
O rüzgâr şanlı Türk ordusu ve Büyük Türk milletidir…
Türk’ün şanlı ordusu şimdi büyük bir operasyonun içinde ve biz geride kalanlar bütün kalbimizle onların yanındayız. Dualarımız onların manevi teçhizatı olacaktır. Mehmetlerimize minnet duygusuyla bütün kalbimizle duacıyız. Allah onları korusun inşallah.