Meryem Aybike Sinan

Hayatta çok önemli ve çok değerli şeyler vardır. Biz bunlara hayati derecede önem atfederiz. Hayat memat meselesi mesabesinde yaklaşımda bulunur ve belki bir ömür harcarız bu uğurda.
Bir de gülüp geçtiğimiz, incir çekirdeğini doldurmayan, hiçbir öneme haiz olmayan şeylere de bazen bakmayız bile. Yani o kadar değersiz hususlardır bizim için.
Lakin gelin görün ki öyle tuhaf bir çağda yaşıyoruz ki bütün değerler manzumesinde ciddi depremler yaşıyor, birçok olayda ağır hayal kırıklıklarına uğruyoruz. Bünyemiz gerçekten de şaşkın, bitap ve afallamış durumda.
Bu yazıyı neden kaleme alıyorum. Önceki gün kızım Youtube’de milyonlarca kişi tarafından izlenen bir videoyu gösterdi bana. Önce herhâlde çok önemli bir şey dedim. Videoyu izleyince gerçekten de afalladım ve dondum kaldım. Duruma bakılırsa ya bende bir problem vardı ya da ben farkında olmadan dünya ve insanlar çok değişmişti!
“Aaaa yılan, korktun mu?”
Videodaki kız, ağzını burnunu büzerek bu cümleyi kuruyor ve insanlar da bu videoyu çok komik bulup milyonlarca kez seyrediyor! Dünyada onca şarkı söyleniyor, onca kitap yazılıyor, onca hitap ediliyor, onca film ve belgesel çekiliyor ve ne yazık ki büyük bir çoğunluğu bu kadar insana ulaşamıyor, ulaşmıyor.
Sadece bu mu? Aylar önce bir kitap fuarındaydım. Neredeyse iki senemi vererek yazdığım romanım için bir avuç insan ziyaretime gelirken öte yandan wattpad yazarı olduğu söylenen henüz on yedi yaşındaki meşin ceketli yazarımsı delikanlı için yüzlerce genç kızın çığlık çığlığa kuyruğa girmesi karşısında, derin bir şaşkınlık geçirdiğimi biliyorum.
Bu gencin argo ve diyaloglardan ördüğü metinleri çok önemli ve değerli bir sanat eseriymiş gibi neşreden ve fuara taşıyan yayınevi ise bu kârlı yatırımdan dolayı âdeta büyük bir zafer sarhoşluğu içinde, genç yazarına hiç kimseyi yaklaştırmayarak bir de ünlü bir yıldız havası veriyordu!
Wattpad çılgınlığı daha uzun süre kitap fuarlarını sarsacak gibi… Öte yandan sinema sektöründe de en fazla seyredilen yapımların niteliğini hatırlayalım lütfen!
Sanat, edebiyat, müzik, sinema sektörüne böylesine dalışlar gerçekleştiren genç insanlara kimsenin bir şey dediği yok, dalsınlar, kazansınlar, şöhret olsunlar, hiç kimsenin gözü yok, lakin itirazımız var…
Arz talep meselesi cümlesini kuranlara da itirazım olacak…
Bir milleti, millet yapan edebiyat, sanat, musiki gibi alanlarda bütün değerlerin paraya, şana, şöhrete tahvil edilmesi acıdır ve gelecek adına kaygı vericidir. Her alanda olduğu gibi bu sahalarda da liyakat, ehliyet ve kabiliyet aranmazsa, bu alanlar uzun vadede tıkanır, yürümez, toplumsal gelişim tesis edilemez!
Millî kültürün ham maddesi edebiyattır, musikidir, sanatın diğer alanlarıdır. Bu alanlar boşluk da kaldırmaz, loşluk da! Farkında mısınız yeni bestekârlar yetişmiyor artık, yıllardır dilimize tutunan yeni bir şarkı yapıldı mı? Güncel ve popüler olan, klasik olanı un gibi öğütüyor da ondan! Dolayısıyla televizyonların program yayınlarken, yayınevlerinin kitap neşrederken, gazetelerin haber verirken bu sorumlulukla meselelere yaklaşması hayati önem taşıyor.
Maalesef ifrat ve tefrit meselesini dengeleyemiyoruz!
Özellikle genç kuşakları boş ve gereksiz işlerden uzak tutmak, onlara faydalı, akılcı, mantıklı, tutarlı, kulağa ve gönüle hoş gelen sanat eserlerini ve görsel yapımları sunmak en önemli hedefimiz olmalıdır diye düşünüyorum.
Makul ve makbul olan her şey herkese huzur ve güven verir zira.