Meryem Aybike Sinan

Televizyon dünyasında dizi savaşları bütün şiddetiyle devam ediyor.
Son bir yıldır neredeyse bütün kanallarda birbirinin muadili diziler aldı başını gidiyor. Kurtlar Vadisi'nin değişik versiyonları televizyonlarda âdeta patlama yaptı ve dram tipi diziler hızla ekranlara veda ediyor.
Nevi şahsına münhasır birkaç dizi dışında hemen hemen bütün diziler birbirinin kopyası. Kadın isimlerinden oluşan diziler serisi ise tam bir komedi. Kadın adını taşıyan yeni diziler furyası bakalım ne vakte kadar sürecek? Özel kanalların reyting savaşları bütün şiddetiyle sürerken TRT’nin “Diriliş Ertuğrul”, "Kûtul Amâre” “Abdülhamid" dizileri son yılların yüz akı yapımları olarak göz dolduruyor…
TRT’nin tarihî dizilerinin başarısını etkisini fark eden bir iki özel kanalda tarihî dizi yarışı da başladı bile. Yepyeni bir “Fatih” dizisi yolda...  Ancak hâlâ dört başı mamur bir Selçuklu dizisi çekilmedi! Bir Sultan Alpaslan, Melikşah, Tuğrul Bey, Kılıçaslan dönemini dizi olarak anlatmak neden kimsenin aklına gelmez ki? Selçuklunun üvey evlat muamelesi görmesi nedendir?
Türklerin Müslüman oluşunu anlatan bir Karahanlı filmi çekmek çok mu zordur? Yazar Mürsel Gündoğdu’nun yazdığı “HAKAN, Türkler Müslüman Oluyor” romanı nefis bir eser olarak bir yönetmenin bu diziyi çekeceği günü bekliyor gibi…
Avrupa’yı dize getiren Attila hâlâ neden bir dizi konusu olmaz? Batılı destanlarda bile kendisinden övgüyle bahsedilen bu isim bizim neyimiz olur acep? Batılı efsanelerini gerçeğe dönüştürürken, biz gerçeklerimizi neden efsaneleştiririz ki?
Kabul edelim ki Türk insanı televizyon izliyor ve dizilerin takip oranından bu ilginin büyüklüğünü görebilirsiniz. Tarihî dizilerin toplumun dimağında ne denli etkileri olduğunu yayınevlerinin tarihî eser yayınlama tirajlarındaki patlamalarda da görmek mümkün.
Aslında bu yazımda yazı konum “Hasibe!”
Hasibe de kim diyeceksiniz doğal olarak. Hemen söyleyeyim, içimizden biri, Kapadokya’da yaşıyor, öylesine içten öylesine samimi bir dizi karakteri. ATV’de cuma akşamları ekrana gelen “Aşk ve Mavi” dizisinin fenomen karakterini oynayan tiyatro sanatçısı da Ayşegül Ünsal…
Ayşegül Ünsal bence son yılların en başarılı sanatçısı… İç Anadolu ağzını bütün inceliğiyle konuşan, oynadığı rolün dizide öne çıkmasını oyuncu yeteneğiyle başaran, hatta başrol oyuncularından daha çok ilgi çeken oldukça güçlü ve yetenekli bir karakter olarak karşımıza çıkıyor.
Hasibe, Kapadokya yöresinde yaşayan sade bir hanımefendi, yöre ağzıyla konuşan, dizide iki kız annesi olan, kocasını kaybetmiş, türlü acılar çekmiş bir yoksul kadın…
Ancak Hasibe, zeki bir kadın, kızlarının mutluluğu için zengin eşraftan Göreçgi Ailesiyle olan münasebetleriyle hem güldürüyor, hem düşündürüyor hem de gerçekten de televizyon tarihinin en güçlü karakteri olma yolundaki başarısını pekiştiriyor.
Aşk ve Mavi dizisi, muhteşem bir coğrafyayı da önünüze seriyor. Nevşehir ve kültürünü keşfediyorsunuz. Yıllar önce seyrettiğimiz “Asmalı Konak” dizisinden sonra Kapadokya yine böyle güzel ve sürükleyici bir diziyle ekranlara bir farklı renk ve güzellik katıyor.
ATV’nin klasik dizi geleneğinin bozulmaması güzel. “Aşk ve Mavi”, “Elveda Rumeli” dizisinden sonra en güzel dizi oldu. Rumeli demişken bu aralar bir “Evladı Fatihan” dizisi yapılsa çok iyi olurdu diye düşünüyorum.
“Aşk ve Mavi" dizisinde çok güçlü sanatçılar var. Cüneyt Mete, Alayça Öztürk, Selin Dumlugöl gibi isimlerin tiyatro kökenli oluşlarının altını bilhassa çizmek lazım. Sanatçı Işıl Yücesoy da bu dizide rol alıyor ve çok başarılı.
Hâsılı kelam bu dizi bir “Hasibe” karakterini ortaya koymuştur. Dizi sektörümüz için bu çok önemli bir başarıdır. Sevgili Ayşegül Ünsal’ı tebrik ediyoruz.