Meryem Aybike Sinan

Cemil Meriç, "Her toplum bir kitaba dayanır. Senin kitabın hangisi?" diye sorar. Ve merhum Olcay Yazıcı Ağabey, “Kitapsız Toplum” kitabında bu soruya şöyle cevap verir:
“Evet, gerek kültür alanında, gerekse inanç sistemi olarak, 'insan dediğin bir kitaba bağlı olmalı'. Her türlü 'semavî yasa'dan ve 'üsluplu yaşama' kaygısından uzak bir hayatı yüceltmek mümkün değil. 'Kitapsız toplum, fikirsiz toplumdur.' Fikirsiz toplum ise toplum değil, sadece bir 'yığın'dır. Çilesiz, derinliksiz, murakabesiz bir yığın! 'Kitapsız toplum' kıymet ölçüleri, moral değerleri, töresi, geleneği ve kökleri ile ilişiğini kesen; millî ve manevi hafızasını kaybeden; Cengiz Aytmatov'un deyişi ile 'mankurtlaşan' bir toplumdur...”
Bizler de bakalım “Kitapsız toplum muyuz” dedik ve kütüphane haftasında, kitap, okuma ve kütüphane durumumuz nedir diye merak ettik. İşte vardığımız sonuç…
Amerika’da, Avrupa’da dünyanın her yerinde, bilgiye ulaşma hususunda “Kütüphaneler” hâlâ en önemli ve en çok başvurulan yerlerdir. Türkiye’de Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde Avrupa’nın en büyük kütüphanesi kuruluyor ve bu Selçuklu, Osmanlı gibi imparatorluklar kurmuş bir medeniyetin torunları için Sosyo-kültürel, tarihî ve millî bir meseledir.
Türkler az okuyor, okumuyoruz kabilinden serzenişleri etrafımızdan sık sık duysak da kitap, yayıncılık, okuma, kütüphaneler konusunda güzel gelişmeler oluyor.
Türkiye’de “Yayıncılık” 2 milyar dolar sektörel büyüklüğü ile dünyada 11. sırada yer alıyor. İSBN alan kitap sayısında ciddi artışlar var ve 2017 verilerine göre geçen yıl 60 binin üzerinde kitap çeşidi neşredilmiş ve dünya sıralamasında 10. olmuştur.
Sayısal rakamlar böyle iken “Türkler okumuyor” söylentisi neden çıkıyor? Avrupa’da kitap okunma oranı %21, Türklerde ise %0,1 olarak sağda solda zikredilmektedir ki buna kargalar güler herhâlde!
Yukarıdaki sayısal verilere göre Türkler bu kitapları galiba vitrinlere koymak için satın alıyor! Gerçekten merak ediyorum, kitap neşretmede dünya 10. olan bir ülke nasıl olur da %0,1 kitap okuma oranına sahip olur? Bu ciddi anlamda bir ters algıdır ve bu milleti aşağılamak için ortalığa saçılan gerçek dışı verilerdir.
Evet, belki Avrupa’daki kitap okuma oranına sahip değiliz ama %0,1 oranı da insaf sınırlarını zorlayan ve bizleri 3. dünya ülkesi mesabesine indiren ciddi anlamda bir algı operasyonudur.
Ülkemizde 600 kadarı üniversite kütüphanesi olmak üzere 1500 Z Kütüphane ve okullardaki kütüphanelerle birlikte toplam 25 bin kütüphane bulunmaktadır. Bunların dışında Belediyelere bağlı bin adet kütüphaneyi özellikle zikretmek lazımdır. Bilhassa Konya’nın Selçuklu ilçesinde Belediye’nin açtığı 50’den fazla kütüphane var ki bu hizmetinden dolayı Selçuklu Belediyesini kutluyor ve helal olsun diyoruz. Ancak ülke genelinde bu binleri bulan kütüphaneleri yok sayıp sadece Kültür Bakanlığına bağlı olan 1150 rakamını zikrederek Türkiye’yi “Kütüphane fukarası" bir ülke olarak lanse etmek düpedüz körlüktür…
Kültür ve Turizm Bakanlığı “Yaşayan Kütüphaneler” kabilinden Halk Kütüphanelerinin sayısını artırma konusunda çok ciddi çalışmalar yapıyor ki bu kütüphanelere gelenler her türlü ihtiyaçlarını da buralardan karşılayabileceklerdir.
Kitap, kütüphane, bizim kültür ve medeniyet hayatımızda tarihî bir öneme sahiptir. İlk emri “OKU” olan bir dinin mensupları okuma kültürünü su gibi ekmek gibi hayatlarının merkezine almak zorundadır. Camiden sonra koşulası mekân kütüphanedir. Bir ülkenin geleceği bu “Kütüphaneleri” ziyaret eden, kitapla haşır neşir, kültüre, medeniyete, tarihe, önem verenlerindir.
Kitapsız toplum olmayacağız!