Meryem Aybike Sinan

24 Haziran seçimlerine sayılı günler kaldı.
Parlamentoya vekil olmak isteyenler ne kadar da çokmuş demekten kendimi alamıyorum. İnşallah bunca kalabalık vatan ve millet aşkıyla yanıp tutuşan kimselerdir diye dua ediyoruz.
Siyasi partiler aday kriterlerini nasıl belirlediler bilmiyoruz lakin biz bugün tarihten birkaç hatırlatma yapmak istedik. Geçtiğimiz gün TBMM Kültür Sanat ve Yayın Kurulu yayınları arasında neşredilen oldukça eski bir kitap elime geçti. “Parlamenter Şairler” adını taşıyan kitabın müellifi ise zamanın Konya senatörü Feyzi Halıcı. Kendisi aynı zamanda bir şair ve araştırmacı olarak edebiyat dünyasında iyi bilinir.
Kitabın sayfalarını çevirdikçe şaşkınlığım iyice artmaya başladı. Sağdan olsun, soldan olsun neredeyse geçmişte şair ve yazarların büyük çoğunluğu milletvekilliği yapmış. Kimler yok ki!
“Biz neyledik o koskoca elleri” diye haykıran bir kere mebus, yedi kere mahpus oldum diye meydan okuyan deliyürek Osman Yüksel Serdengeçti’nin adını görüyorum… Meclis'teki duruşuyla ilgili ne çok şey okumuştuk hakkında, onları hatırlıyorum…
“Tuna boylarında sıra serviler, tan yeli estikçe sessiz ağlarmış” şiiriyle kalbimin mutena yerinde seçkin bir yeri bulunan ve biz Türkologların hocası Mehmet Fuat Köprülü’nün ismi geçiyor kitabın sayfaları arasında…
“Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü” diye bayrağımıza en güzel şiiri yazan bayrak şairimiz Arif Nihat Asya’nın Seyhan Milletvekili oluşunu okuyorum.
Mehmet Akif Ersoy, Ziya Gökalp, Mehmet Emin Yurdakul, Faruk Nafiz Çamlıbel, Behçet Kemal Çağlar, Vasfi Mahir Kocatürk, Fethi Tevetoğlu, Tahsin Banguoğlu, Süleyman Arif Emre, Ahmet Hamdi Tanpınar, Yahya Kemal Beyatlı, Gökhan Evliyaoğlu, Kemalettin Kamu, Osman Bölükbaşı, İsmet Sezgin ve Bülent Ecevit vb. uzayıp gidiyor liste…
Bu arada çok önemli bir isim dikkatimi çekiyor. Türkiye gazetesinin usta kalemlerinden ve yöneticilerinden birisi olan gazeteci, şair merhum Ömer Öztürkmen de milletvekilliği yapmış. Aslen Kerkük Türklerinden olan Ömer Öztürkmen o dönemlerde Kerkük sorununu Meclis'te sık sık dile getiren isimlerin başında gelir.
Ve Necip Mirkelamoğlu…
Biz aslında kendisini “Gül ağacı değilem” adlı şarkının güftecisi olarak tanır, biliriz. Şair Mirkelamoğlu siyasetten yana pişmanlık duymuş olmalı ki şu dizeleri tarihe şerh düşmüş:
“O bir hercaidir yoktur vefası
Bir ince derttir ki yoktur şifası
Bilhassa ki seçim-meçim sırası
Güvenme en yakın arkadaşına
Siyasette şundan başkası yalan
Düşersen yanında gölgendir kalan
Çalınırsa kapın rüzgârdır çalan
Başka ne dost kalır ne de âşina.”
Görülen o ki siyasi partilerin şair vekillere olan ilgisi geçmişte hayli canlıymış. Bu durum Osmanlı saraylarında, hatta Gazneli ve Selçuklu saraylarında da böyledir. Osmanlı kültür ve medeniyet dairesinin en nüfuzlu kesimi şairler ve edipler olmuştur asırlar boyunca.
Devlet erkânında şiir söylemeyen, şiire ilgi duymayan yok gibidir. Şiir, önemli bir entelektüel uğraşı ve ilgi alanı olmuş, padişahların, şehzadelerin ve valilerin kendine özgü edebi muhitlerinde birbirleriyle yarışan şairlere, şiir kabiliyetlerine göre önemli görevler tevdi edilmiştir.
Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın şiiri çok sevdiğini, geçmişte bir şiir albümü yaptığını, meydan konuşmalarında olsun, salon konuşmalarında olsun sık sık konuşmalarını şiirlerle taçlandırdığını biliyorsunuz.
Yeni Meclis'e gelecek olan vekiller arasında şiir yazan, sanatla iştigal eden renkli kişilikler de olur mu dersiniz? Umarız onca aday arasında şair ve sanatçılarımız da vardır ve yine umarız ki siyasi partiler bu kimselere pozitif ayrımcılık yaparlar.
Bir milletin şairleri Meclis'te de haykırmalıdır…
Öyle değil mi?