Meryem Aybike Sinan

Çok soğuk bir kelime…
İnsanda çok travmatik çağrışımları olan bir sözcük.
İdam sözcüğünü ne vakit duysam hemen Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in “Reis Bey” adlı eseri aklıma gelir. Bu eseri hukuk öğrencileri başta olmak üzere bütün kanun koyucuların da okumaları gerektiğine inanırım.
Bu eserde sadece “maddi delil” verileriyle idam ettirilen anne katili bir gencin daha sonra masumiyeti ortaya çıkar… Ve hükmü veren Reis Bey, “maddi delil” adalet için yeterli midir sorusuyla baş başa kalır ve en sonunda maddi delil ne olursa olsun suçluya her şeye rağmen “merhamet” edilmesi gerçeğini biricik gerçek olarak etrafına anlatmaya başlar ve mesleği bırakır…
İşte bu eseri çok genç yaşta okumuş birisi olarak “idam” meselesine bir zamanlar mesafeli dursam da bugün artık bu caydırıcı ve ürkütücü cezanın getirilmesinin toplumsal ve ruhsal anlamda ülkeye fayda sağlayacağına ve hatta elzem olduğuna inanıyorum.
Önceki akşam Ankara’daki “Eylül” vakasında gördüğüm resimlerin ruhumda oluşturduğu kederi ve ürpertiyi tarif etmem mümkün değil. Küçücük kızlara, oğlan çocuklarına musallat olan bu aşağılık caniler başta olmak üzere, vatana ihaneti sabit olanlara, kadın ve kızlarımıza taciz, tecavüz, tehditle zarar verenlere kadın katillerine kesinlikle “idam” getirilmelidir…
Neredeyse her hafta bir kayıp çocuk haberiyle sarsılıyoruz. Ağrı ilindeki küçük Leyla, henüz bulunamadı. Bayramdan bu yana çocuğunu arayan babanın içler acısı hâlini televizyonlarda gördünüz mü bilmiyorum. Adamcağız âdeta yaşayan bir ölü gibi minik kızını sayıklıyor, tükendim, bittim, öldüm diyor.
Yüzlerce çocuk bu ülkede ansızın ortadan kayboluyor...
Büyük çoğunluğundan bir daha haber alınamıyor yazık ki. Çocukların ardından aslında aileleri de gidiyor, bitiyorlar, üzüntü ve keder içinde kaybolup gidiyorlar onlar da. Hiçbir zaman yüzleri gülmüyor, normale dönemiyorlar!
Bu kabilden vakalarda çok ciddi artış var farkında mısınız?
Güvenlik uzmanı bir arkadaşımız bu vakaların artık daha çok kırsal bölgelere sıçramasının bazı sebepleri olabileceğini söyledi. Birincisi, şehirlerde artık her yerde güvenlik kameralarının olması, ailelerin çocuklarını sokakta yalnız bırakmamaları, daha bilinçli olmaları gibi durumlardan ötürü bu vakalarda azalma olmasına karşılık;
Kırsalda insanların çevrelerine daha fazla güvenmeleri, herkesin tanıdık olması, çocuklarını dışarıya salma konusunda ailelerin rahat davranması, ancak en önemlisi de her yerde güvenlik kameralarının olmayışı gibi faktörlerin sapıkları cesaretlendirdiğini ifade etti.  
Demek ki toplumsal anlamda hayatımızda çok ciddi menfi bir değişim söz konusu. Daha önce adını duymadığımız, şahit olmadığımız, bilmediğimiz, aklımıza dahi gelmeyen ne kadar suç ve suçlu türedi böyle! Dolayısıyla bu suç ve suçluların sayısı günden güne artıyor, katlanıyor…
O hâlde gelin bir karar alalım!
Çocuklarımıza, kızlarımıza, kadınlarımıza musallat olan bu aşağılık sapıklara, canilere, katillere, namussuzlara; vatana ihanet eden aşağılık terör örgütü mensuplarına, uyuşturucu baronlarına “idam cezasını” getirelim. Bu ülke bu rezillerin kahrını götüremez daha fazla! Kızlarımız Özgecan derken, Münevver derken şimdi kayıp çocuklarda, tecavüze uğradıktan sonra katledilen çocukların sayısında kanımızı donduran bir artış var. Bir çocuk, iki çocuk, üç çocuk derken sayı artıkça artıyor…
İdam temiz iş! Oldukça da caydırıcı… İdama karşı duran ben bile artık tamam diyorum, yetti be ya!