Meryem Aybike Sinan

Üzgünüz, çok üzgünüz…
Eylül hüznü, yerini bu kez Leyla’nın karasına bıraktı. Acımız, utancımız, kahrımız büyüdü, arttı… Ağzı süt kokan bir ana kuzusu, deniz gözlü minik Leyla’yı da kaybettik.
Esfel-i sâfilin derecesine inmiş, insan müsveddelerinin geldikleri son köy Leyla’nın köyü mü olacak sanıyorsunuz? Ağrı’da uzak bir köy ve dedesinin kapısının önünde oynayan bir kız çocuğu… Bu bayram ziyaretinin son yolculuğu olduğunu bilmeden, bayram sevincini yaşayan bu dünya güzeli çocuğun tebessümü, bir bayram günü, donup kaldı güzel yüzünde…
Bir çocuk, bir köyde evinin önünde de oynama hürriyetine sahip değil bu ülkede! O hâlde bir şeyler oluyor, hayatımız hızla bir yerlere doğru kayıyor. Toplumsal problemleri daha doğrusu ahlaki problemleri olan bir ülke olma yolundayız yazık ki!
Küçük çocuklara, küçük kızlara musallat olan zelil, alçak ve sapkın bir tayfa türedi ki maneviyatı yok, ahlakı yok, merhameti yok, vicdanı yok, insanlığı yok! Bu topraklar, bu ak topraklar Sodom Gomore artığı insan müsveddelerini hangi ara çoğalttı böyle? Bunlar bu zihin yapısına nasıl kavuştular, ne oldu, neler oluyor?
Biz, bir toplumsal çürüme sarmalına mı girdik? Ahlak, vicdan, merhamet, ar, haya, güzel ve nazif duygular hayatımızdan çıkıyor mu? Biz toplum olarak nerede hata yaptık? Bu sapkın tayfa nerede, nasıl ve hangi ruh hâletiyle bu kerteye geldi? Bütün bu sorulara cevap aramak mecburiyetindeyiz…
İnternet!
En büyük suçlu ilan ediyorum, kimse kusura bakmasın… Eylül cinayetindeki sapıkın telefonunda “Çocuk pornosu” verilerine rastlanmış! Bu her şeyi açıklıyor sanırım. İzliyorlar, izliyorlar sonra dönüp en yakınındaki çocuklara sarkıyorlar bu sapık ahlaksızlar!
Eğitim!
Yığınla bilgi veriyoruz, bomboş, ahlak ve maneviyat yoksunu insanlar temin ediyoruz büyük oranda! Eğitim her şeyi çözmüyor, bunu da anlıyoruz git gide… Biz bir yerlerde hata yapıyoruz, bir yerleri es geçiyoruz ve eğitim yazık ki sorunlarımıza çare olamıyor…
Aile terbiyesi!
Kimse kusura bakmasın ama analar iyi çocuk yetiştirmiyor artık. Hani nerede o eli dualı, merhamet ve şefkat abidesi anaların talim ve terbiye tedrisatı? Helal süt emmiş, gözünün ucuyla bile harama uzanmayan, aklı ve kalbi tertemiz, sokaktaki her canlıyı namusu gibi gören ahlak yüksekliği nerede? İslam dinini hakkıyla öğrenmemiş, içselleştirmemiş, maddi ve manevi anlamda güzel ahlakla taçlandırmamış bu sapıklar nasıl bir mamuldür böyle?
Gerçekler çok fena. Bu kabilden canileri şehir meydanlarında idam edip darağacında sallandıralım ki ibreti âlem olsun. Başka da caydırıcı bir ceza türü yok bunlara… Kim ne derse desin… Bütün dünyaya rezil olmuşuz zaten, alperenlerin, erenlerin, evliyaların yurdunda bu haberlere kim inanası demeyi ne çok isterdik oysa!
Kadınlara, kızlara ve en son da çocuklara musallat olan ahlaksızlara, sapıklara, çukurlara gereken cezanın şekli şemali bellidir: İDAM! Şairin dediği gibi, ”Adalet gecikmez, tez verilmeli!”
Leyla, ah Leyla!
İsmi gibi bahtı kara Leyla, güzel yavrucak!
Seni unutmayacağız, seni dalından kim koparttıysa o caniyi mutlaka bulacağız, bu meselenin takipçisi olacağız. Ne zaman Leyla ismini duysak senin mavi gözlerin, kem talihin gelecek aklımıza. Seni hiç unutmayacağız deniz gözlü kız!
Keşke, keşke Leyla ismini Ahmet Hamdi Tanpınar’ın şiiriyle hatırlasaydık sadece:
Bu akşam rüyamda Leyla'yı gördüm
Derdini ağlarken yanan bir muma;
İpek saçlarını elimle ördüm…
Ve bir kement gibi taktım boynuma
Bu akşam rüyamda Leyla'yı gördüm.

Leyla... Ela gözlü bir çöl ahusu
Saçları bahtından daha siyahtır.
Kurmuş diye sevda yolunda pusu
Döktüğü gözyaşı, çektiği ahtır.
Leyla... Ela gözlü bir çöl ahusu…