Meryem Aybike Sinan

Yeni dönem, büyük Türk milletine hayırlı uğurlu olsun inşallah.
Bu dönem için herkesin farklı beklenti, dilek ve umutları var hiç kuşkusuz. Ülke, çok yeni, farklı bir yönetim şekliyle hayat bulacak bugünden sonra. Türk tarihini geçmişten günümüze analiz edenler iyi bilirler ki bu yeni yönetim modeli, ekonomik, askerî, siyasi ve sosyo-kültürel anlamda bize oldukça uyan bir sistem üzerine kurulu. 
Bu sistem bugün itibarıyla hayata geçiyor.
Sayın Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın bugün açıklayacağı kabineyi açıkçası çok merak ediyorum. “Kültür Bakanlığı” koltuğuna kültür dünyasından bir ismin getirilmesi hususu konuşuluyor ama o bakan kim? Akşam saatlerinde öğreneceğiz…
Kültür, bana göre bu dönemde en çok üzerinde durulması, yeni ve büyük projelerin hayata geçirilmesi ve özellikle hassasiyet gösterilmesi gereken bir alan. Önümüzdeki beş yılda toplumsal anlamda bir kültür ve medeniyet çıkarması şarttır.
Selçukluyu Selçuklu, Osmanlıyı Osmanlı yapan en önemli dinamikler kültür ve medeniyet alanında yapılan ciddi yapılanmalardı hiç kuşkusuz. Anadolu coğrafyası böyle bir çıkarmayı bekliyor. 2023, 2071 hedeflerine kültür ve medeniyet çalışmaları olmadan varılamaz. Maddi gelişmişlik, mana ile taçlanmayınca süreklilik arz etmez. İhtiyaç mütemadidir, bugün yapılan yol, yirmi sene sonra eskir kullanılamaz hâle gelir, köprü işlevini yitirebilir...
Kültür ve medeniyet sahasına yapılan yatırımlar kalıcıdır, mazi ile ati arasındaki köprü vazifesini görür ki diğer yatırımlar bu alandaki itici güçle tekâmül eder. Parti, seçmenini kaybetme tedirginliği yaşamaz zira seçmen kitlesi, eğitim ve kültürle fikrî olgunlaşmayı sürdürürse başka taraflara gitmez, istese de gidemez!
Peki, kültürden, medeniyetten kastımız nedir?
Mimariden, edebiyata, irfana, ince düşünüşe, musikiye, sinemaya, tiyatroya, kütüphaneye, el sanatlarına, zevk ve estetiğe uzanan oldukça geniş bir alanda halkı tanış ve biliş kılma ameliyesidir…
Ancak Kültür Bakanlığı önce teşkilat değişikliğini yapıp baştan ayağa yenilenmelidir, bakış açısı değişmeli, belki de yönetici kadro, kültür ve sanat çevrelerinden seçilmelidir. 
Belediyelerin Kültür Müdürlükleri iyi niyetli çalışmalara imza atsalar da ne yazık ki arkası güçlü birkaç yazarın, sanatçının arpalığı konumundadır ve onlarca kez davet edilen bu kimselerin mükerrer sohbetleri ve konserleri artık kabak tadı vermeye başlamıştır!
Hasılıkelam, kültür ve medeniyet çalışmaları çok boyutlu, kapsamlı, uzun ve yorucu bir serüvenle mümkün olabilir.
Şehirlerde özellikle valilerin, kaymakamların ve belediye başkanlarının en çok ilgi göstermesi, desteklemesi gereken etkinlikler kültür ve sanat çalışmaları olmalıdır. Kültür ve sanat, protokolün en son sıralarından kurtulmalıdır artık. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, neredeyse pek çok konuşmasını şiirle taçlandırıyor, sanata ve sanatçıya ilgi gösteriyor. Kültür, sanat ve medeniyet konularına sıklıkla değinen Cumhurbaşkanımızın bu hassasiyetinin bu yeni dönemde izinin sürüleceğini umut ediyorum.
Geçen gün, Sivas Valisi Sayın Davut Gül’ün sosyal medyada takipçilerine "kitap fuarına hangi yazarların gelmesini istersiniz?" diye bir soru yönelttiğini ve o an itibarıyla 305 kişinin "yazar" talebinde bulunduğunu gördüm ve gerçekten de çok mutlu oldum. Zira mülki idare amirlerinin böyle şık tavırlarını özlemişiz meğer. İşte "Halkın Valisi" böyle olmalıdır; kitabı, kültürü halkıyla birlikte sahiplenmelidir. Selçuklu şehri Sivas’ta her türlü kültür ve sanat faaliyetinin içinde olan ve halkın çok sevdiği sayın valimize bu örnek tavrı için teşekkür ediyoruz.
Cumhurbaşkanlığı sisteminin hayata geçtiği bu dönem inşallah bu kabilden bürokratların çoğaldığı, menfaatperest tiplerin azaldığı, her anlamda velut bir dönem olur temennisiyle...