Meryem Aybike Sinan

Önceki gün gündeme çok önemli bir haber düştü.
Azerbaycan Eğitim Bakanı Ceyhun Bayramov, basına yaptığı açıklamada Uluslararası Türk Akademisinin (UTA) hazırladığı “Ortak Türk Tarihi” kitabının önümüzdeki yıl Azerbaycan’daki bütün okullarda okutulacağını söyledi. Ceyhun Bayramov, aynı kurum tarafından “Ortak Türk Edebiyatı” ve “Ortak Türk Coğrafyası” kitaplarının da yazılmakta olduğunu ve bu derslerin de Azerbaycan okullarında müfredata dâhil edileceğini ifade etti.
Bu karar bütün Türk dünyası için oldukça önemli ve kayda değer bir gelişmedir. Bu çalışmanın önce Türkiye’de hayata geçirilmesini gönül isterdi lakin bizim bitip tükenmeyen siyasi gündemlerimizden bu kabilden mevzulara sıra gelmeyeceğinin farkındayım…
Peki bu karar neden çok önemli?
Bütün dünyada milliyetçilik yükselen biricik değer olarak bilindik her şeye damgasını vurmaya başladı. Kardeş ve akraba olan ülkeler arasında ilişkiler sıkılaşıyor ve bu iş birliği hem ekonomik hem de siyasi ve askerî anlamda ülkelerin elini güçlendiriyor...
Dünyada, Türkçe konuşan 300 milyon insan var. Türkiye, Azerbaycan, Kırgızistan, Özbekistan, Kazakistan, KKTC ve en son ben de sizdenim diyerek bizlere yaklaşan Macaristan ile güçlenen bu büyük kitle arasında soy birliğinden kaynaklanan çok ciddi bir yakınlaşma var. Bu saydığımız ülkeler birer bağımsız cumhuriyet! Rusya bünyesindeki özerk bölgeleri saymıyoruz bile!
Bu kadar geniş bir coğrafyaya yayılmış, ortak tarihi ve kültürel mirasa sahip olduğumuz bu ülkeler ile ticari, askerî ve sosyokültürel anlamda arzu ettiğimiz bir seviyede miyiz? Kesinlikle hayır diyorum!
O hâlde bir yerlerde tıkandığımız sıkıntılarımız var. Bu sıkıntıların en başında gelen temel meselemiz ise bu kardeş ülkeler arasındaki şive ve ağız farklılıklarından kaynaklanan dil problemidir.  Hâlâ Azerbaycan Türkü'ne “Azeri”, Özbekistan Türkü'ne “Özbek”, Kazakistan Türkü'ne “Kazak” diyen ve bu isimlerin komünist Stalin’in “böl, parçala, yut” politikasının bir ürünü olduğunu bilmeyen sözde aydınlarla dolu ortalık!
Azerbaycan’ın millî şairi merhum Bahtiyar Vahapzade, kendilerine “Azeri” diyenlere şu şiiriyle cevap verir:
“Biz de Türk’üz, kolay gelmeyiz dize,
Az düşman dökmedik biz de denize
“Azeriler” demek hakaret bize
Azeri değiliz, Türk oğlu Türk’üz!”
Türkiye olarak, bir an evvel, ivedilikle “Ortak Tarih”, “Ortak Edebiyat” ve “Ortak Coğrafya” derslerini okullarımızda okutmalıyız. Türk tarihi en baştan anlatılmalı, bir bütün olarak, ayrıştırmadan, senin, benim, onun tarihi demeden yeni baştan yazılmalı ve yarınki “Türk Birliğini” kuracak genç kuşaklara anlatılmalıdır...
Öyle zannediyorum ki bu hususta en ileride olan ülke tartışmasız Can Azerbaycan! Bu vesile ile Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’i ve ülkenin eğitim ve kültür meselelerine ciddi mesai harcayan Saygıdeğer Mihriban Aliyev’i kutluyorum. Bugün Azerbaycan’da genç kuşakların neredeyse yüzde doksanı Türkiye Türkçesi konuşuyor! Türkiye’de neşredilmiş kitaplar artık Azerbaycan Türkçesine aktarılmıyor zira insanlar en az bizim kadar Türkiye Türkçesine hâkim!
Peki ya bizler?
Ne siz sorun ne de ben söyleyeyim! Ne Azerbaycan tarihini ne edebiyatını ne de coğrafyasını ve şehirlerini doğru dürüst biliyoruz. Bakü’nün dışında kaç şehre yolumuzu düşürdük? Gence, Tovuz, Şemkir, Şeki, Yevlak, Şamahı... Bu atalar yadigârı güzelim şehirleri ve beldeleri görmeye niçin gitmeyiz? Neden tatil için bu muhteşem şehirleri ziyaret etmeyiz?
“Bizim vatanımız, Edirne’den Kars’a kadar” olan bir coğrafya değildir. Bizim vatanımız Altaylardan Tuna’ya kadar olan o bitmez tükenmez, devasa gönül coğrafyasıdır. Bu hususu unutmamak, unutturmamak lazımdır...