Meryem Aybike Sinan

Hayatımızda neredeyse pek çok şey temcit pilavı kıvamında!
“Temcit Pilavı” gibi tadı aynı, hatta bir parça bayata kaçmış. Öyle ki fasit bir dairenin içinde bizleri bıkma noktasına getirmiş aynı mevzuların etrafında biteviye dönüyoruz!
Ruhumuz da bizden sıkılmış ki tefekkür vadisinde yaprak kıpırdamıyor. Her şeyi kenger sakızı misali ağzımızda çiğnedikçe çiğniyoruz lakin ne bir yumuşama ne de bir tad var! Sadece çenemiz yoruluyor…
Peki bu temcit pilavı ne demek, bunu biliyor muydunuz?
TDK sözlüğünde iki anlamı var: 1- İftardan kalan ve sahurda ısıtılan pilav. 2- Bıktırırcasına tekrar edilen söz…  
İslam Ansiklopedisinde ise “temcit” bir makam adı olarak geçiyor…
Bizim yazımızın konusu “temcit" değil, "temcit pilavı" tabii ki… Yani TDK’nın 1. maddesi… “Temcit Pilavı” demek ki neymiş? İftarda yenen pilavın sahurda tekrar ısıtılıp yenmesi imiş! Yani “Sahur Pilavı”…
Bu pilav günümüzde gâh üzerine nohut, gâh fasulye gâh et konarak seyyar satıcıların tezgâhında satılan pilav olmalı! Pilav aynı pilav ama üzerine konan malzeme değişiyor…
Nereden bakarsak bakalım hayli güzel bir deyim “Temcit Pilavı”… Ama bir ay boyunca her iftar ve sahurda bu pilavdan yenince demek ki insanlarda bıkkınlık meydana getirmiş…
Gelelim bize…
Bizim durumlar da hayli zamandır “Temcit Pilavı” tadında! Tekrar edile edile tadı tuzu kalmamış yani. Hele o televizyon programları yok mu? Artık o kutucuğu açma şevkimiz kalmadı, dünyada ne olup bitiyor merakımız olmasa elimiz varmıyor o papağanın düğmesini açmaya.
Efendim, her akşam her akşam onca insanı sıra sıra sandalyelere oturtup sigaya çeker gibi aynı mevzuları, geceler boyu millete anlatmanın ne gereği var canım? Falanca kişi, falanca kişiye vakti zamanında ne demiş? Bütün toplumu ilgilendirmeyen mevzuları çok istiyorsanız kendiniz oturup dertleşin, birbirinize anlatın, milleti niye meşgul ediyorsunuz diye insanın bas bas bağırası geliyor…. O kadar gözümüz yıldı yani!
 “Temcit Pilavı” tadındaki tartışmaları seyredecek hâli kalmamış ki millet kendini dizilere, yabancı kanallardaki hayata dair hayatlara vermiş! İnsanlar birazcık nefes almak istiyor! Rahatlamak istiyor…
Sürekli dert, sorun anlatılan insan marazlı olur, gergin olur! Toplum öylesine sinirli ve gergin ki üfleseniz kasırga koptu zannediyor!
Bugüne kadar memleketin kelli felli insanları, milyonlara, insana, hayata ve uhrevi hayata dair konuşmalar yapsaydı, insanlara yol yordam gösterse, tefekkür ve tezekkür kapılarını işaret etseydi sorunlarımız, kötülükler ve fenalıklar azalır, iyilik ve güzellikler çoğalırdı belki de…
İnsan hakikaten istiyor ki, toplumun aksayan yönleri, kaybolan değerler, bozulan hasletler, unutulan gelenekler konuşulsun, milletin dertlerine çareler aransın, gelecek zamanlar üzerine fikir teatisinde bulunulsun ve siyasi erke fikrî anlamda yol açılsın, yönlendirme yapılsın… Lakin öyle olmuyor, tam tersi, bizim aydınları siyasiler yönlendiriyor!
Her Allah’ın günü bir ülkede siyaset ve spor konuşulur mu? Bir toplum düşünceden yana, irfan ve tefekkürden yana bir başına bırakılır mı? Bir tarla düzenli sürülmezse o tarlayı ayrık otları kaplar oysa!
Lakin o hanım sunucular, beyefendiler böyle düşünmüyorlar ki bu gerçekten de önemli aygıtı hayır yerine “Temcit Pilavı” niyetine kullanmayı tercih ediyorlar…
Biz diyoruz ki: “Tefekkür” sağanağı yağmur misali üzerimize yağarken, bu yağmurlarda ıslanmak varken dolap beygiri gibi aynı dünyevi meselelerin etrafında kendimizi yormayalım, tüketmeyelim!
Gerekirse hiç pilav yemeyelim!
Daha doğrusu gelin bir süre hiç pilav pişirmeyelim!