Meryem Aybike Sinan

Biz ne çektiysek liyakatsiz, ehliyetsiz ve kabiliyetsiz ihtiraslı muhterislerden çektik…
Her türlü beceriksizliklerine rağmen, her şeye maydanoz olan hadsizlerden ve çapsızlardan çektik…
Dünya yıkılsa, evlerini sel götürse, hasatlarını yel götürse kafasını kuma gömen gamsızlardan çektik…
Ve biz ne çektiysek iş bilmezlerden çektik!
Bu kadar yetenekli (!) olduklarından olsa gerek her türlü koltuğun içinde gömülü bulursunuz böyle tipleri, bahtları öyle açık, ikballeri öyle garantidir çünkü her girdikleri kabın şeklini alırlar… Felek daima onların yanındadır, zira feleğe pabucunu ters giydirecek tıynette ve yetenektedir böyle insanlar…
Bu insanlar ülkenin başına da bela olurlar zira arkaları daima sağlamdır, kıvrak ve zikzaklı kişilikleri sayesinde renklerini asla belli etmezler, bukalemun gibidirler, size iyi gününüzde dost görünüp, kötü gününüzde düşman olmada maharet sahibidirler…
Bunların en güzel ve görünür vasıflarını şair bakınız ne güzel anlatmış
“Dar günümde yanımda yok, var günümde olmaz olsun
Allah’ım böyle kullardan cümle kulları korusun!”
Bunları neden mi söylüyorum?
Çünkü bunlar yüzünden iyi ve yetenekli insanlar üzülüyor, mağdur oluyor, ülke bunlar yüzünden vakit kaybediyor, maddi ve manevi zenginlikler berhava oluyor, zaman boşa akıyor, hepimiz ama hepimiz biteviye kaybediyoruz…
Nefis, kibir, enaniyet sarmalındaki bir insan, vatandaşa gerekli hizmeti veremez, geçmiş ve gelecek arasında köprü kuramaz, insanımızla gönül birlikteliği oluşturamaz, mefkûre insanı olamaz!
Böyle tiplerin tek derdi vardır, oturdukları koltuk!
Mümkün olsa, oturdukları koltuğu da akşamları evlerine taşırlar, öylesine muhteris, öylesine mevki ve makam delisidirler… Bunların tek davası vardır; “Oldu desinler!” davası…
Bir koltuk için yakmadıkları can kalmaz… Çünkü o koltuk sayesinde değerli ve önemli olduklarını bilirler. O koltuk için her yol mubahtır. Haram dâhil, kul hakkı yer, yetimin malına göz diker, dulun ekmeğine el uzatırlar…
Her dönemin adamı olmak gibi bir kişilik bozukluğuna sahiptir bu kimseler. Hiçbir değerler manzumesine malik olmadıkları için sizin “dava” dediğiniz şey onlar için berhavadır! Dolayısıyla “Dava Adamı” kavramı onların literatüründe hava adamıdır!
Devir bu kabilden insanların devridir, hemen her yerde yanı başınızda biterler. Bu şark kurnazları yüzünden nice kabiliyetli insanın yıldızı söner, bahtı kararır… Adam cuma namazına bile gitmez, ama bir koltuk kapmak için gidip dindar bir sendikaya üye olur mesela!
Bu nedenle ülkenin bekası için, yarınlarımız için kıpırdamaz, biteviye havanda su döverler. Hayırlı ve faydalı işlere hayır demek için, yol vermemek için her zaman geçerli bir mazeretleri, uydurdukları bir kılıfları vardır bu adamların…
Devletin bağrında bir ur misali kendine yer tutmuş bu kabilden tipler, ülkeyi yöneten insanlara da ayak bağı olmuştur, vatan ve millet için çalışmak isteyenlerin hızlarını kesmiş, enerjilerini tüketmiştir.
Son zamanlarda hangi gençle konuşsam kariyer planlaması için başka ülkelerden söz ediyor! Ülkede ciddi anlamda bir beyin göçü yaşanıyor çünkü bu kabilden insanlar yüzünden geleceğe dair bir ışık huzmesi görmeyen gençler, uzaklara, başka diyarlara gitmeyi deniyorlar, bu gerçekten de ülkenin insan kaynakları için ağır ve üzücü bir kayıptır!
Devlet, liyakat, ehliyet ve kabiliyet kriterini yeni baştan yorumlamalı, kurum ve kuruluşlarına gerçekten de yüreği bu ülke için tutuşan, mefkure sahibi, devletin ve milletin bekası için canla başla çalışacak insanlara yol açmalıdır!
Çünkü gerçekten de toplumun buna ihtiyacı var…