Meryem Aybike Sinan

Günlerdir ülke olarak hareketli günler geçiriyoruz.
Yine Suriye yine Esad ve yine Rusya! Ve şehitlerimiz, bizi can evimizden vuran Mehmetlerimizin şehadeti… Çok üzüldük, canımız çok yandı. Kahrolduk!
Şair Haydar Ergülen’in bir dizesi sanki her birimizin duygularına tercüman olmak için söylenmişti:
“Üzgünüm, bayrak asılmış evler gibiyim!”
Şair, yüreğimizin bam teline dokunmuş âdeta. Kasabalarda karlara gömülmüş kerpiç evlerden, ıssız bucaksız dağ köylerine kadar yurdumuzun dört bir yanından şanlı ordumuza katılan yoksul Anadolu çocuklarının vatan, millet ve bayrak sevdasına ağladık, onların gidişine yandık, gözyaşı döktük, aslında biz öldük!
Çünkü onlar şehit, şehitler ölmez…
Günlerdir o gencecik fidanların ahı tuttu yüreğimizi, ağlıyoruz, hüzünlüyüz. Tesellimiz ise şanlı ordumuzun her bir Mehmet’imize karşın düşmandan binleri itlaf etmiş olmasıdır!
Esad, bildiğimiz katil Esad’dır!
Rusya bildiğimiz, tanıdığımız riyakâr ve üçkâğıtçı Rusya’dır!
Meğerse ülkemizde ne kadar çok Rusya sever, Avrasyacı tip varmış da haberimiz yokmuş! Bizim Suriye’de ne işimiz var diyen zevata bir yığın sorumuz var lakin sütunumuz yetmez. Ana kıtası binlerce km ötedeki Rusya’nın orada ne işi olduğunu ise nedense hiç ama hiç sorgulamaz bu utanmazlar…
Rusya’ya neredeyse toz kondurmayan, dönüp dönüp ülkesini suçlayan Rusya delisi bu cahil zevata hakikaten çok acıyorum zira tarihini, geçmişini bilmeyen insan, gözüme çok acınası ve itici geliyor…
Genel Türk Tarihi’ni okuyan, Türk dünyasına hâkim olan biz Türkologlar ve tarihçiler biliriz ki Rusya, tarihi boyunca gerek iç işlerinde gerekse dış işlerinde hep ikircikli bir tutum serdetmiştir.
Bugün bile basınıyla birlikte algı yapmaya ve “Hatay” ilini kışkırtıcı bir şekilde gündeme taşımaya çalışan bir Rusya var karşımızda. 
Maalesef toplum olarak ne tarihimize ne geçmişimize ne de Türk dünyasına hâkimiz! Toplumda kaç kişi Mir Seyit Sultan Galiyev’i tanır? Bolşeviklere katılarak en tepedeki dört büyükten birisi olan ancak kendi milletine yüzünü çevirdiği an tepetaklak aşağı itilen ve her şeyini kaybeden Sultan Galiyev’in hikâyesini ve Rusların gerçek yüzünü keşke herkes bilse, tanısa diyorum…
Arjantinli Marksist, Leninist siyasetçi Che Guavara ismini bilen ve hatta kendine örnek seçen kimi Türk gençleri Mir Seyit Sultan Galiyev’i ne bilir ne de tanırlar… Aslında her ikisi de mücadeleci, komünist kimseler ancak bizim tayfa Guavara hayranı olmayı tercih eder!
Yani öylesine ideolojik bir körlük içindeler… Cengiz Aytmatov’un “Mankurt” ifadesi bu tayfa için söylenmiştir sanki, öylesine kafaları tuhaf çalışır! Bu mankurtlara deseniz ki Kırım neresidir, oranın yerli halkı kimdir size cevap veremezler! Yutkunurlar, Kırım bir Türk yurdudur, halkı da Tatar Türkleridir diyemezler! Kırım Rusya’nın işgalindedir deseniz mırın kırın ederler…
Tataristan Özerk Cumhuriyeti bugün iç işlerinde sözde bağımsız, dış işlerinde Rusya Federasyonu’na bağlı lakin okullarında çocuklarına öğrettikleri iki saatlik “Tatarca” dersi bile Rusya tarafından cebren kaldırtılmıştır desek, kesinlikle inanmazlar!
Bu mankurtlar bunu da anlamazlar. Ülkemizi demokrat olmamakla suçlar, halkı bölüp parçalamak için durmadan her şeyi eleştirirler. Hiç mi iyi bir şey yok dediğinizde sizi paylamaya kalkarlar.
Hasılı, ne çektiysek Amerika, Rusya ve Arap sever tiplerden çektik. İnsanın haykırası geliyor: Her bir şey oldunuz, bir gün, özellikle şu zor zamanlarda bir gün de Türkçü olun, Türkiye sever olun be ya!  Dünya mı yıkılır!