Meryem Aybike Sinan

Türk Dünyasında edebiyat iklimi ne yazık ki özlediğimiz sıcaklıkta ve noktada değil zira bir türlü çiçekleri meyveye durmayan bir görüntü içinde.
Sovyetler Birliği’nin bir demir perde gibi Türkistan’ı kuşatıp gölgelediği yıllarda bile edebiyat vadisinde daha çok etkileşimler olduğunu görüyoruz. Cengiz Dağcı, Bahtiyar Vahapzade, Cengiz Aytmatov vb. birçok şair ve yazar o yıllarda Türkiye kamuoyuna tanıtılmıştır.
Bu öyle bir tanıtım ki hâlâ Türkiye’de kitapları en çok satan yazar Cengiz Aytmatov’dur. Bugün bu üç ismin üzerine konan, toplumun büyük çoğunluğunun tanıdığı, okuduğu bir yazar ismini söyleyin deseniz hakikaten vereceğim bir isim yok yazık ki!
Bunun birçok nedeni var elbette.
Sadece bizim gazetemiz Türkiye’nin bu hususta büyük hizmetleri olmuştur. Özellikle merhum Kemal Çapraz, Servet Kabaklı isimlerini hemen zikretmem gerek zira Türk dünyası hakkında en çok dikkat çekici haber yapan bu ağabeylerimizdi. Çünkü bir davaları vardı ve bu davalarında samimi idiler.
Bugün medyada böyle bir derdi ve davası olan var mı bilmiyorum… Akademik çevreler ise senlik benlik davasına girmiş, sen mi daha çok milliyetçisin yoksa ben mi noktasındalar! Şimdiki imkânlara bir bakınız lütfen.  Türk dünyası ile ilgili onlarca resmî ve gayriresmî kuruluş var lakin o dava ve sevda yok!
Bir Türkolog olarak son günlerde ilgimi çeken bir yazar ve düşünce adamı var: Kazakistan millî edebiyatının kurucusu, şair ve düşünce adamı Abay Kunanbay…
TÜRKSOY Daimî Konseyi’nin Kırgızistan’ın Oş şehrinde aldığı ortak karar ile 2020 yılı “Abay Kunanbay Yılı” ilan edildi. Türk Konseyi’ne üye ülkelerde Abay Kunanbay’ın 175. doğum yıl dönümü münasebetiyle içinde bulunduğumuz yıl boyunca çeşitli etkinlikler yapılacak.
Peki, Abay Kunanbay kimdir?
Kazakistan’ın Cengiz Dağı eteklerindeki Semey Şehri, Abay ilçesi, Karavıl köyünde doğmuştur. Bölgedeki varlıklı ve nüfuzlu bir ailenin çocuğudur. Babası hacca gidince henüz 13 yaşında babasının boyunu yönetmiş, bölgenin önemli medreselerinde eğitim görmüştür. Rusça öğrenmiş ve Rus edebiyatını etraflıca öğrenmiştir.
Doğu edebiyatını okumuş ve özellikle Genceli Nizami’den etkilenmiştir. Kazak halkını, toplumun aksayan yanlarını irdelemiş, “Kara Sözler” adını verdiği kitapta toplanan özlü sözleriyle toplumu ciddi anlamda eleştirmiştir.
Özellikle Kazak Halk Edebiyatıyla ilgilenmiş, halk türkülerinde yeni formlar geliştirmiştir.
“Kara Sözler” kitabındaki 10. Söz’de ilimle ilgili şöyle der:
“Allahü teâlâ sana çalışıp kazanmak için güç ve kuvvet verdi. O kuvveti helal kazanç için kullanıyor musun? Kullanmıyorsun. O, kuvveti yerinde kullanıp doğru yerde sarf etmen için ilim verdi. Onu okumuyorsun. O ilmi okursan, onu anlayacak kadar akıl verdi. Lakin senin aklın nerede?
İlimsiz ahiret de yok, dünyalık da yok. İlimsiz kılınan namaz, tutulan oruç, gidilen hac, hiçbir ibadet yerine ulaşmaz. Meşru olmayan yollardan kazandığını hayırlı işlere harcayan hiçbir Kazak görmedim. Hepsi de yanlış yollardan mal kazandı. Aynı şekilde bu mallarından ayrıldılar. Bunlardan geriye zahmet, acı ve öfkeden başka hiçbir şey kalmaz. Malı olduğu zaman zenginim diye övünür, yokluğunda ise 'bir zamanlar ben de zengindim' diye dövünür. Yoksulluğa düştükten sonra da yine dilenmeye başlar.”
Abay Kunanbay, tam 175 yıl önce Kazakistan bozkırlarında hayata merhaba diyen ve ömür boyu halkının ahlak, fazilet, erdem, ilim ve irfan vadisinde yürümesi için yazan, okuyan, konuşan bir bilge olarak bugün bütün Türk dünyasının gündemine oturmuş önemli ve değerli bir kişiliktir.
175 yaşındaki bozkırın bilgesine Allah’tan rahmet diliyoruz.