Meryem Aybike Sinan

Gaziantep ilini pek severim.
İnsanı özel, kendisi güzel, iklimi latif, yemekleri leziz, baklavası eşsiz bahtiyar bir şehir... Birkaç kez gidip gezdiğim ve mutlu döndüğüm Gaziantep, her zaman gitmeyi istediğim şehirlerin başında gelir...
Gaziantep, tarımda, sanayide, kültür ve sanatta bölgenin en önemli merkezlerinden birisi ancak asıl şöhretini “Gastronomi” alanında yakalamış bir şehir. Gaziantep kadınları mutfak konusunda çok hamarat oldukları gibi çok da rahatlar zira Antepli beyefendiler de yemek yapma konusunda hanımlarıyla yarışırlar.
Bu şehirde fırın yemekleri revaçtadır. Binbir türlü kebap, evde büyükçe tepsiler içinde hazırlanıp en yakındaki ekmek fırınlarına gönderilir ve nar gibi pişmiş yemekler tepsiyle birlikte öylece sofraya oturtulur.
Yemek yemeyi bir kültür-sanat ritüeline dönüştürmüş bir kenttir Gaziantep. Burada mesele karın doyurmak değil, göz ve gönül kayırmaktır. Mutfak öylesine önemlidir.
Önceki gün Gaziantep Valisi Sayın Davut Gül, sosyal medyada yaptığı bir açıklamada “Gaziantep’te fırınlarda yemek, tepsi vb. ürünlerin pişirilmesi bulaşma riskini arttırdığından Ramazan Bayramı sonuna kadar yasaklanmıştır, anlayışınız, sabrınız ve desteğiniz için teşekkür ederim” ifadelerini kullandı.
Bu karar, Gaziantep’i bilenler için ne kadar zor ve önemli bir karardır! Tabiri caizse tepsi yemeği, fırınlarda pişmiş kebaplar yoksa özellikle Antep kadınlarının bittiği an işte bu andır! Çünkü bu yemekler olmadığında vakit alan yuvalama, içli köfte, sarma, mantı gibi tencere yemeklerini yapmak durumunda kalacaklar. Allah’tan şehrin valisini çok seviyorlar…
Vali Gül, sıra dışı bir vali.  Daha önce Sivas ilindeydi. Güler yüzüyle, halka olan yakınlığıyla, nezaketiyle, nezahetiyle devletin güler yüzü, müşfik dili, merhamet eli gibiydi. Şehir kendisini çok sevmişti.
Sonra Gaziantep iline atandı.
Şimdi bu şehrin kalbine ve gönlüne dokunuyor. Halka olan yakınlığını, içtenliğini ve samimiyetini şu sözlerinde zaten görebiliyorsunuz:
“Cenaze törenleri ve hasta ziyaretleri de hastalığın bulaştığı alanlardır. Ayrıca vakaların yüzde 13’ünün yatılı aile ziyaretlerinden kaynaklandığı tespit edilmiştir... Bu sıkıntılı süreçte ziyaret edecek kadar sevdiğiniz kişilere zarar verdiğinizde ya da zarar gördüğünüzde üzülmez misiniz?..”
Bu yapıcı dilden hangi vatandaş etkilenmez? Halkı azarlayan valileri de gördük, halka abi, abla diyen valileri de! Yine geçtiğimiz günlerde Gül Vali ile bir vatandaş arasında geçen diyalog medyaya da yansımıştı:
Bir vatandaş sosyal medyada Sayın Vali'ye:
-Bakkallar, dükkânı açmadan ekmek satabilecek mi? diye sorunca, Sayın Vali:
-Abi, sahurda pideyi ne yapacan?