Meryem Aybike Sinan

 
Türkiye gündemi baş döndürücü bir hızla değişiyor.
Televizyonlarımızın gündemi ise kuru bir yaprak gibi hafif bir esintide oradan oraya savruluyor. Dizi kanalları zaten rotayı çok ucuz kırmışlar ve her akşam eski dizileri ısıtıp ısıtıp insanların önüne sürüyorlar, seyreden olduktan sonra hiç de dertleri değil…
Haber kanalları artık şu içeriklerini de her akşam çağırdıkları konukları da bir değiştirseler çok iyi olacak zira artık her akşam aynı isimleri görmekten gerçekten çok sıkıldık. Toplum bu her şeyi bilen, her konuda daima bir fikirleri ve bilgileri olan bu kimselere bir isim (!) takmış lakin ayıp olur diye ben biraz yumuşatıp “Herbişey” olarak değiştirdim. Eskiler bunlara “Malumatfuruş” derlermiş!
Adam ve kadın öyle çok yönlü ki öyle bilgili ki ekonomi, siyaset, kültür, dış politika, silah, deprembilimi, sosyoloji, psikoloji, tıp, istatistik ve sosyal medya… Aklınıza ne gelirse, her şeyi biliyor ve konuşuyor, yalan yanlış şeyleri, ağzından âdeta bal damlayarak, bilgiçlik taslayıp millete anlatıyor.
Onları vazgeçilmez kılan şey nedir?
Gündem siyaset dedikodusu üzerine kilitlenmişken birkaç gün önce Dağlık Karabağ’a bağlı Şuşa şehrinde bazı gelişmeler oldu ve biz bunu bırakınız tartışmayı görmedik bile. Sözde Dağlık Karabağ Cumhuriyeti’nin sözde Cumhurbaşkanı Arayik Harutyunyan ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan Ermenistan’ın işgal ettiği Karabağ’a bağlı tarihî Şuşa şehrinde bir kutlama yaptılar. İçki kadehlerinin havada uçuştuğu bu kutlamalarda Harutyunyan, parlamentoyu Şuşa’ya taşıyacaklarını bile söyledi!
O haber sonrası gerçekten üzüntümden bütün gece uyuyamadım.
Gerek Türkiye ve gerekse bütün Türk dünyasından şiddetli bir tepki bekledim lakin nafile! Kendini Türk dünyasının kanaat önderleri diye lanse edenler bile konuşmaya her nedense çekindiler ve sanki böyle bir şey olmamış kabilinden bir tavır takındılar. Küçücük bir ülke olan Ermenistan’ın bu cüretinin arkasında elbette başta Rusya olmak üzere bazı güçlü devletler var lakin bizim bu gelişmeye böylesine tepkisiz kalmamızı gerektirmezdi.
Oysa Karabağ Türk dünyası için de Türkiye için de hayati derecede önemli bir noktadır. Olmazsa olmazımız ve kesinlikle çözülmesi gereken çıkmazımızdır!
Ermenistan Dağlık Karabağ’ı işgal ettiği yıllarda da güçlü bir tepki vermeyen Türk dünyasının bugün de aynı noktada olması ne hazin! Türk dünyası için bu kadar stratejik olan bu kadim Türk coğrafyasının bu işgali daha ne kadar uzayacak? Ermenistan’ın işgaliyle asırlarca yaşadıkları ata topraklarından sürülen bölgenin asli unsurları olan yaklaşık iki milyon Karabağ Türkü, hâlâ Azerbaycan’ın büyük şehirlerinde, gerçekten de yoksulluk içinde bir gün memleketlerine dönme hayaliyle yaşıyor.
İşte o "Herbişey"ler bu meseleyi görmediler bile! İlgi alanlarına girmediği için duymamış da olabilirler zira… Çünkü böyle millî meselelere genellikle milliyetçi bir ruh ve dünya görüşüne sahip kimseler ilgi gösteriyor! Yani gerçekten de yerli ve millî olanlar! Bu "Herbişey"lerin kimileri de kendini yerli ve millî addediyor. Ancak;
Millî ve yerli olmak Adriyatik’ten Çin Seddi'ne, Doğu Türkistan’a, Sibirya’dan Mısır’a kadar olan o geniş kültür ve medeniyet coğrafyasına vakıf olmak, ayrım yapmadan bu coğrafyalar üzerinde geçmiş ve gelecek mukayesesini yapıp, yarının Türkiye’sine yeni ufuklar ve kapılar aralamaktır!
Hasılı ülke gündemini malumatfuruşlar değil, gerçek münevverler tartışmalıdır, aksi takdirde televizyonlar iyice ciddiyetini kaybedecek. "Herbişey"ler de belki kendilerini yenileme fırsatı bulurlar!
Kim bilir?..